Haber kapak görseli
Genel
11 dk okunma süresi
History Of War

Zirveye çıkan yol: İngiltere’nin Nazilere karşı büyük mücadelesi

Nazi Almanyası’na karşı yalnız kalan İngiltere, genç savaş pilotları sayesinde Britanya Muharebesi’nde efsanevi Luftwaffe’yi mağlup etmeyi başardı.

Nazilerin Fransa ve Alçak Ülkeler’deki fetihleri son derece hızlı ve sert olmuştu. İngiliz Seferi Kuvvetleri (BEF) haftalar içinde Dunkerque’te Avrupa kıtasından püskürtülmüş, Adolf Hitler zaferin eşiğine gelmişti.

Ancak batıda hâlâ büyük bir engel vardı. Alman askerleri Paris’teki Şanzelize Bulvarı’nda yürüyüş yaparken, Hitler ve generalleri İngiltere’yi işgal etmeyi kafalarına koymuştu. 1940 yazında İngiltere artık Nazilere tek başına direnen bir ada ülkesiydi. Durum çok ciddiydi.

18 Haziran’da Başbakan Winston Churchill, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Fransa Muharebesi’nin sona erdiğini ve Britanya Muharebesi’nin başlamak üzere olduğunu ilan etti. “Bu yüzden görevlerimize dört elle sarılalım” dedi kararlılıkla, “ve öyle davranalım ki Britanya İmparatorluğu ve Milletler Topluluğu bin yıl sonra bile var olsa, insanlar hâlâ ‘İşte onların zirveye çıktığı an buydu’ desin.”

Alman askerleri ve tankları Fransa kıyılarında mevzilenmişti. Subaylar yalnızca 30 km ötede, Manş Denizi’nin karşı yakasında yükselen Dover şehrinin beyaz kayalıklarına bakıyordu. Hitler ve üst düzey komutanları İngiltere’yi işgal etmenin bugüne kadarki en çetin sınavları olacağının farkındaydı. Yine de Denizaslanı Harekâtı’nı planlarken kendilerinden oldukça emindiler. Almanya’dan ve işgal altındaki Avrupa’nın dört bir yanından gelen mavnalar İngiltere kıyılarına çıkarma yapacaktı. İngiliz donanması ve İngiliz Hava Kuvvetlerinin (RAF) karşı koyma ihtimali de dikkate alınmıştı.

Ancak ortada tartışmasız bir gerçek vardı: Kara birlikleri havadan saldırıya uğramadan Manş Denizi’ni geçemezdi. Ayrıca Luftwaffe gökyüzünün hâkimi olamazsa İngiltere’nin deniz gücü de etkisiz kılınamazdı. Hava üstünlüğü, işgalin olmazsa olmazıydı. Luftwaffe’nin başındaki Reich Mareşali Hermann Göring, Hitler’e birkaç hafta içinde RAF’i süpürüp atacaklarının garantisini verdi.

Hava Mareşali Trafford Leigh-Mallory, RAF’in Big Wing fraksiyonunu yönetti ve 1944 Normandiya çıkarmasında Müttefik hava kuvvetlerine komuta etti.

Göring, hava saldırısı için 1.200’ün üzerinde Messerschmitt Me-109 ve çift motorlu Me-110 avcı uçağı ile 1.300 bombardıman uçağı toplamıştı. Me-109 son derece hızlı ve ağır silahlıydı ama yakıt tüketimi büyük sorundu. Alman filoları Norveç’ten Kotentin Yarımadası’na uzanan farklı üslerden kalkışa geçiyordu. Tipik bir sorti sırasında uçaklar İngiltere ve Manş Denizi üzerinde yalnızca 20 dakika kadar kalabiliyordu. Luftwaffe’nin bombardıman gücü görece hafif bombalar taşıyabilen Heinkel He-111, Dornier Do-17 ve Junkers Ju-88’lerden oluşuyordu. Nazi blitzkrieg’inde kara birliklerinin gökyüzündeki topçusu gibi işlev gören Ju-87 Stuka dalış bombardıman uçakları ise uzun süreli hava harekâtları için uygun değildi. RAF pilotları tarafından peş peşe düşürülen, hantallığıyla meşhur Stukalar da kısa sürede savaş dışı bırakılmıştı.

Efsanevi Luftwaffe’ye karşı RAF, savaşın ön saflarına yaklaşık 700 adet Hawker Hurricane ve Supermarine Spitfire savaş uçağı sürmüştü. Bunun yanı sıra, Mareşal Hugh Dowding liderliğindeki RAF Avcı Komutanlığı bünyesinde bulunan bazı eski model uçaklar da görevdeydi. Hurricane’ler Spitfire’lardan daha yavaş olduğu için bir işbirliği taktiği geliştirildi. Hurricane’ler çoğunlukla bombardıman uçağı formasyonlarını hedef alırken, gösterişli ve güçlü Spitfire’lar ise Me-109’larla karşı karşıya gelerek efsanevi it dalaşlarına giriyordu. Bu çatışmalar Britanya Muharebesi sırasında RAF’in hem çaresizliğinin hem de kahramanlık ve fedakârlığının simgesi haline geldi.

GÖKYÜZÜ VE ADA SAVUNMASI

İşgal tehdidi yaklaşırken İngilizlerin hava savunma hazırlıkları da hızlanıyordu. Avcı Komutanlığı dört savunma mıntıkasına bölünmüş, Luftwaffe’nin hava saldırıları sırasında gerçek zamanlı istihbarat sağlamak için grup karargâhları da kurulmuştu. 11. Grup Londra ve güneydoğu İngiltere’yi savunacak, Nazi hava saldırılarının en ağır yükünü üstlenecekti. 12. Grup Galler ve Midlands’i savunurken 10. Grup güneybatı İngiltere’yi, 13. Grup ise İskoçya ve kuzey İngiltere’yi savunmakla görevliydi.

Muharebe ilerledikçe RAF, o dönemde yeni kullanılmaya başlanan radar adlı erken uyarı sisteminin önemini tümüyle kavradı. Chain Home adlı radar istasyonları şebekesi, Almanların sürpriz saldırı yapma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıştı. Dünyanın en gelişmiş radar şebekesi, Luftwaffe saldırısı altındayken bile işler durumdaydı.

SAVAŞ BAŞLIYOR

Reich Mareşali Göring gibi Hitler de hızlı bir hava zaferi bekliyordu. İmzaladığı 16 Sayılı Direktif ile Denizaslanı Harekâtı’nı 15 Ağustos 1940 tarihine, yani RAF’i etkisiz hale getirme çalışmalarının başlamasından yalnızca bir ay sonrasına planlamıştı. Almanlar Britanya Muharebesi’nin açılış safhasına Kanalkampf (Kanal Muharebesi) adını verdiler. Luftwaffe hava saldırısının ilk hedefleri Manş Denizi’ndeki gemi ve mavna trafiği, Dover’daki ve İngiltere’nin güneydoğu kıyısındaki limanlardaki tesisler ve uçak üretim merkezleriydi.

Bir ayı aşkın süren Kanalkampf baskınlarında Alman bombardıman uçakları çok sayıda İngiliz ticaret gemisini batırdı. İngiliz donanması, gemilerinin ve personelinin çoğunu Dover’dan Portsmouth’a kaydırmak zorunda kaldı. 25 Temmuz’da Stukalar kömür taşıyan bir konvoya ağır hasar verdi. RAF savaş uçaklarının müdahalesiyle Almanlar 16 uçak kaybederken İngilizler 7 uçağını yitirdi. İki hafta sonra Alman bombardıman uçakları 20 gemilik bir konvoydan dört gemiyi batırdı, altısını da ağır hasara uğrattı. RAF avcı uçakları bu saldırıda 31 Alman uçağını düşürürken 19 uçak kaybetti.

Başlangıçta Amirallik tüm konvoyların yalnızca gece hareket etmesini emretti. Ancak daha sonra Manş konvoyları tamamen iptal edilerek yüklerin mümkün olduğunca demiryoluyla aktarılması kararı alındı. Buna rağmen, neredeyse her gün süren hava çatışmalarına ve it dalaşlarına karşın Luftwaffe, RAF’in savunma gücünü yeterince zayıflatamadı.

DER ADLERTAG

13 Ağustos 1940

Luftwaffe, İngiltere’deki radar istasyonları ve hava üsleri gibi hedeflere büyük çaplı saldırılar düzenledi. RAF avcı uçakları 46 Alman uçağını düşürdü.

DER ADLERTAG

İngiltere’nin işgali için hazırlıkların ikinci aşaması kötü hava koşulları nedeniyle birkaç kere ertelendi. Sonunda 13 Ağustos 1940 tarihi Der Adlertag (Kartal Günü) olarak belirlendi. Yeniden başlayan Luftwaffe saldırısının amacı, günler sürecek amansız hava muharebeleriyle RAF Avcı Komutanlığını yok etmekti. Zaferden hâlâ emin olan Luftwaffe pilotları “Wir fliegen gegen England” (“İngiltere’ye karşı uçuyoruz”) şarkısını neşeyle ve sıkça söylüyordu.

Almanlar Chain Home radar istasyonlarının RAF’e erken uyarı sağladığının farkındaydı. Özellikle 11. Grup radarın büyük faydasını görüyordu. Ancak Almanlar RAF uçaklarının konuşlandırılması ve hava saldırılarına hazır olması açısından radarın ne kadar hayati bir rol oynadığını kavrayamadılar. Yine de radar istasyonlarını vurmak, Adlertag’ın ve onu izleyen iki haftalık dönemin ilk hedeflerindendi.

RAF’i dize getirme planı; güney ve orta İngiltere’ye dağılmış hava üslerini sistemli şekilde bombalamayı, radar şebekesinin 90 metrelik kulelerini ve tesislerini yok etmeyi, Avcı Komutanlığına ait uçakların ve pilotları tamamen ortadan kaldırmayı içeriyordu.

Adlertag sırasında Luftwaffe bombardıman uçakları üç radar istasyonunu vurdu. Ancak istasyonlar sadece altı saatliğine devre dışı kaldı çünkü saldırının devamı gelmeyince Chain Home şebekesi kısa sürede toparlandı. Adlertag’da güneydeki hava üsleri de saldırıya uğradı. O gün Almanlar 46 uçak kaybederken RAF sadece 13 kayıp verdi. Ancak sonraki günler boyunca yoğun hava muharebeleri devam etti.

“BU KADAR AZ KİŞİYE”

20 Ağustos 1940

Başbakan Winston Churchill, Avam Kamarası’nda şu tarihi sözleri sarf etti: “Savaş tarihinde bu kadar çok kişinin bu kadar az kişiye bu denli borçlu olduğu bir an daha olmamıştır.”

HAVA MUHAREBELERİ ŞİDDETLENİYOR

16 Ağustos’ta İngiltere semalarındaki hava muharebeleri doruk noktasına ulaştı. Sadece o gün, taraflar toplamda 2.700’e yakın sorti yaptı. Gökyüzünde onlarca RAF ve Luftwaffe uçağı birbirine girmiş şekilde görünüyordu. İngilizlerin daha sonra “En Büyük Gün” adını vereceği 15 Ağustos’ta RAF pilotları 75 Alman uçağını düşürürken kendi uçaklarından 30 tanesini kaybetmişti.

18 Ağustos ise İngilizler için “En Zor Gün”, Almanlar için de “Kara Perşembe” olarak tarihe geçti. O gün RAF komutanları uçakların ve pilotlarının dayanıklılığı konusunda ciddi şekilde endişelenmeye başlamış, Hitler’in ise kendi hava kuvvetlerine olan güveni sarsılmıştı. Luftwaffe 69 uçak, RAF 68 uçak kaybetmişti. İngiliz hava üslerine düzenlenen baskınlar yıkıcı etki yaratmaya devam ediyordu. Surrey kentindeki RAF Kenley üssünde tüm hangarlar yerle bir edildi. Aralarında 10 değerli Hurricane uçağının da bulunduğu 12 uçak parçalandı, pistlerse bombalarla delik deşik edildi.

8-18 Ağustos arasındaki on günlük hava savaşında RAF 175 uçak kaybetti, Luftwaffe’nin kayıpları ise 332 uçağa ulaştı. RAF’in kaybı Luftwaffe’nin yarısı kadar olsa da dayanma gücü artık tükenmek üzereydi. Bombardıman Komutanlığından yedek pilotlar transfer edildi, yeni uçak üretimi de en üst seviyeye çıkarıldı.

20 Ağustos’ta Churchill bir kez daha Avam Kamarası’na seslendi: “Adamızdaki her evin, imparatorluğumuzun her köşesinin ve hatta suçluların mesken tuttuğu yerler hariç tüm dünyanın minnettarlığı; sayıca üstün düşmana karşı yılmadan, sürekli tehdide ve ölümcül tehlikeye rağmen mücadele eden İngiliz havacılarından yanadır. Havacılarımız cesaretleri ve bağlılıklarıyla Dünya Savaşı’nın gidişatını değiştirmektedir. Savaş tarihinde bu kadar çok kişinin bu kadar az kişiye bu denli borçlu olduğu bir an daha olmamıştır.”

GEÇİCİ RAHATLAMA VE YENİDEN YÜKSELİŞ

Başbakan’ın yüreklendirici sözleri İngiltere halkını ve özgür dünyayı derinden etkiledi. Yine de savaşın sonucu hâlâ belirsizdi. Ay sonuna gelindiğinde güneydoğu İngiltere’deki yedi ana RAF üssünden altısı ağır hasar görmüştü. Buna rağmen RAF, Hitler’i duraksamaya zorlamıştı. 3 Eylül’de, daha önce bir kez ertelenmiş olan Denizaslanı Harekâtı üç hafta daha ertelendi.

Luftwaffe’nin RAF üslerine ve üretim tesislerine yönelik gündüz saldırıları devam ederken, Göring aynı zamanda İngiltere genelindeki askeri hedeflere yönelik gece baskınları da başlattı. Ancak büyük şehirler hedef alınmıyordu çünkü böyle bir durumda RAF’in Alman büyük şehirlerine misilleme yapması kaçınılmazdı. 24 Ağustos gecesi birkaç Luftwaffe bombardıman uçağı rotasından saparak bombalarını Londra’ya bırakınca, ertesi gece RAF uçakları Berlin’i bombaladı.

Öfkeden deliye dönen Hitler yeni bir stratejiye geçti: İngiltere halkının direncini kırmak için terör bombardımanları yapılacaktı. 7 Eylül’de Alman bombardıman uçakları Londra semalarını kapladı. 2.000’den fazla sivil öldü ya da yaralandı. Sonraki 57 gece boyunca İngiltere başkenti acımasızca bombalandı.

Luftwaffe’nin şehirlere yönelmesi gündüz operasyonlarını tamamen durdurmadı ama yine de RAF Avcı Komutanlığı dinlenme ve teçhizatlanma fırsatı buldu. Ardından, hava üstünlüğü mücadelesinde bir dönüm noktası yaşandı. 15 Eylül’de İngiltere’deki hedeflere iki büyük hava saldırısı düzenlendi. Havalanan 300 RAF savaş uçağı 80 düşman uçağını düşürdü. Luftwaffe bu kayıplara dayanacak durumda değildi. Sonraki baskınların sayısı ve büyüklüğü azaldı.

Bu felaketten iki gün sonra Hitler Denizaslanı Harekâtı’nı tamamen iptal etti. Manş Denizi’ni geçmek üzere toplanmış mavnaların ve diğer deniz taşıtlarının dağıtılması emrini verdi. Ekim ortasında artık Britanya Muharebesi’ni İngilizlerin kazandığı belli olmuştu.

Dört ay süren hava çatışmalarında yaklaşık 1.600 RAF pilotu hayatını kaybetti, 400’den fazla pilot yaralandı ve 1.744 uçak kaybedildi. Luftwaffe ise 2.600 ölü, 735 yaralı ve 900’den fazla esir verdi. Neredeyse 2.000 Alman uçağı düşürüldü.

BRİTANYA MUHAREBESİ GÜNÜ

15 Eylül 1940

Luftwaffe’nin büyük çaplı Londra bombardımanında RAF uçakları 80 düşman uçağını düşürdü. Bu zafer, Almanların inisiyatifi kaybetmesine yol açtı.

SAVAŞ DAHA BİTMEDİ

Naziler İngiltere semalarında yavaşlatılmış olsa da Luftwaffe aylarca terör bombardımanlarına devam etti. Hitler’in ve Luftwaffe’nin gazabına uğrayan tek İngiliz şehri Londra değildi. 14 Kasım 1940’ta 400 bombardıman uçağı Coventry şehrini hedef aldı; 568 kişi öldü, 1.200’den fazla kişi yaralandı. Liverpool, Manchester, Birmingham ve başka şehirler de yoğun hava saldırılarına maruz kaldı. “Blitz” (Yıldırım) olarak anılmaya başlayan bu harekât Mayıs 1941’e kadar devam etti.

Harekâtın sonunda Hitler, İngiltere’nin hava saldırılarına boyun eğmeyeceğine artık ikna olmuştu. İngiliz şehirleri yanmış ve yıkılmıştı ama RAF hâlâ dimdik ayaktaydı. Bunun üzerine Hitler, Batı’ya sırtını dönmeye karar verdi. Nazilerin Sovyetler Birliği’ni işgal edeceği Barbarossa Harekâtı’na sadece birkaç hafta kalmıştı. Britanya Muharebesi’ni İngilizler kazanmıştı ama başka muharebeler daha yeni başlıyordu.

ZAMAN ÇİZELGESİ

  1. 4 Haziran 1940: İngiliz Seferi Kuvvetlerinin (Avrupa kıtasındaki İngiliz birliklerinin büyük bölümü) ve diğer Müttefik askerlerinin Dunkerque limanından tahliyesi tamamlandı.
  2. 10 Temmuz 1940: Britanya Muharebesi’nin ilk çatışmaları başladı. Luftwaffe uçakları Manş Denizi’ndeki gemilere saldırarak RAF avcılarını havalanmaya zorladı.
  3. 15 Ağustos 1940: RAF avcı uçakları, hava üslerini bombardımana karşı savunurken 75 Alman uçağını düşürdü ama kendi uçaklarından 30’unu kaybetti.
  4. 17 Ağustos 1940: RAF Avcı Komutanlığı, hava muharebelerinde verilen kayıpları telafi etmek için Bombardıman Komutanlığından pilot transferi talep etti.
  5. 18 Ağustos 1940: Almanların “Kara Perşembe” dediği bu günde iki taraf da büyük kayıplar verdi. Stuka dalış bombardıman uçaklarının kayıpları o kadar büyüktü ki bu uçaklar savaştan tamamen çekildi.
  6. 24 Ağustos 1940: Rotadan saptığı anlaşılan Luftwaffe bombardıman uçakları bombalarını Londra’ya atarak şehir merkezini, konut alanlarını, fabrikaları ve Doğu Yakası’ndaki limanları vurdu.
  7. 25 Ağustos 1940: Luftwaffe’nin Londra bombardımanına karşılık 40 RAF bombardıman uçağı Berlin’i bombaladı. Bu saldırı Hitler’in taktik değiştirmesine yol açtı.
  8. 31 Ağustos 1940: Londra’nın kuzeydoğusundaki Essex’te bulunan RAF Debden üssüne, üçüncü Luftwaffe saldırısında en az 100 Alman bombası isabet etti.
  9. 7 Eylül 1940: Luftwaffe, Londra’nın Doğu Yakası limanlarını hedef almak üzere 600 avcı uçağı eşliğinde 400 bombardıman uçağı gönderdi. Önce saldırılar bütün gün sürdü, ardından gece bombardımanına geçildi.
  10. 17 Eylül 1940: Luftwaffe’nin İngiltere üzerinde hava üstünlüğü kuramayacağını gören Hitler, İngiliz Adaları’nı işgali hedefleyen Denizaslanı Harekâtı’nı önce erteledi, sonra tamamen iptal etti.
  11. 29 Ekim 1940: Luftwaffe’nin eşgüdümlü üç büyük hava saldırısı Londra, Portsmouth ve diğer hedefleri vurdu. Bunlar Britanya Muharebesi’ndeki son büyük çaplı hava saldırılarıydı. Ancak şehirlere karşı Blitz devam etti.
  12. 31 Ekim 1940: Britanya Muharebesi’nin sonu olarak kabul edilen bu tarihte kötü hava koşulları hava operasyonlarını zorlaştırdı ve saldırılar günlük rutin olmaktan çıktı.

GÖKYÜZÜNDE REKABET

Hava Mareşali Hugh Dowding, Britanya Muharebesi’ndeki RAF zaferinin en büyük pay sahibidir. Ancak bu zaferin ona kişisel bir bedeli oldu. Savaşın en yoğun dönemlerinde RAF’in üst kademelerinde ciddi bir taktiksel ayrışma yaşandı. Dowding, RAF Avcı Komutanlığını yıkıma uğratabilecek büyük çarpışmalardan kaçınan, aşamalı ve temkinli bir stratejiyi tercih ediyordu. Öte yandan, Big Wing (Büyük Kanat) taktiği taraftarları ise Luftwaffe ile büyük çaplı, planlı hava çarpışmalarını savunuyordu. Dowding, Hava Korgenerali Keith Park tarafından desteklense de karşısındaki cephede oldukça güçlü isimler vardı. Bunların başında Big Wing taktiğinin ateşli savunucularından Hava Mareşali Trafford Leigh-Mallory geliyordu. Tartışmalar sürerken, 24 Kasım’da Avcı Komutanlığının idaresi, Big Wing destekçisi olan RAF Mareşali Sholto Douglas’a geçti.

Hugh Dowding muharebeyi kazandı ama taktiksel anlaşmazlıklar nedeniyle komutasını kaybetti.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo