Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

Alman Doğu Afrikası'nda I. Dünya Savaşı neden bu kadar uzun sürdü?

İçeriği Paylaş

Alman Doğu Afrikası'nda General Paul von Lettow-Vorbeck'in yönettiği gerilla savaşı, I. Dünya Savaşı'nın en uzun ve en zorlu cephelerinden birine dönüştü. İngilizleri yıllarca oyalayan bu mücadele, savaşın Afrika'daki seyrini değiştirdi.

Almanya’nın Afrika’daki sömürgelerinin çoğu İngilizlerin ilgisini çekmiyordu ama Alman Doğu Afrikası olarak adlandırılan bölge (Günümüzde Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti) ekonomik potansiyeli olan cazip bir yerdi. Kıtanın başka yerlerinde, Müttefik orduları Almanların elindeki bölgeleri koruyan küçük askerî birlikleri yerlerinden sürüp atarken çok az zorlukla karşılaşmıştı ancak Alman Doğu Afrikası’nda durum çok farklıydı. Sorun Almanların o bölgede toplam asker sayısı hiçbir zaman 15.000’i geçmemiş büyük bir orduya sahip olmaları değildi. Esas mesele bunları gerçek manada askerî kabiliyete sahip bir komutanın yönetiyor olmasıydı. Tümgeneral Paul von Lettow-Vorbeck İngilizleri yenemeyeceğinin ve çok geniş bir alanda faaliyet göstermesi gerektiğinin farkındaydı. Bu yüzden harekâtını cesur ve yenilikçi şekilde yürüttü. Tek amacı, komuta ettiği nispeten küçük ordusunu ayakta tutarak İngiliz birliklerini Afrika’ya bağlamak ve onların Avrupa’ya gönderilmelerini önlemekti.

Afrika seferi sona yaklaşırken Lettow-Vorbeck “Biz direnmeye devam ettiğimiz sürece, düşman Afrika’ya kaynak akıtmak ve böylece Avrupa’daki takviye güçlerini zayıflatmak zorunda kalacaktı. Biz onun böğründe bir bıçak gibiydik ve biz bıçağı çevirdikçe o daha çok kan kaybediyordu.” cümlelerini yazacaktı.

Hindistan Seferi Kuvveti

İngiltere’nin kendi toprakları olan İngiliz Doğu Afrikası’nda (Günümüzde Kenya Cumhuriyeti) sınırlı askerî varlığı vardı. Bölgedeki King’s African Rifles adlı alayın sadece üç taburu, toplamda yaklaşık 2.400 askerle hazır bulunuyordu. Almanların sayısı da yaklaşık o kadardı, ancak askere alma faaliyetleri ve yedeklerin silah altına çağrılmasıyla yaklaşık toplamda 12.000 Afrikalı ve 3.000 Avrupalı asker sayısına ulaştılar.

İngiltere ise Afrika’daki yerel kuvvetlerini Almanların uyguladıkları yöntemle büyütmek istemiyordu. Bu nedenle imparatorluğunun geniş kaynaklarına başvurarak savaşın açılış hamlesi olan Tanga Limanı’nı ele geçirme girişimi için Hint birlikleri görevlendirdi. Ancak 2 Kasım 1914 akşamı başlayan bu amfibi taarruz korkunç derecede kötü idare edilerek kısa sürede feci bir yenilgiye dönüştü. İngiliz kuvvetleri o kadar yavaş hareket ediyordu ki Tümgeneral von Lettow şehre trenle takviye kuvvetler getirebildi ve sayıca çok üstün olan düşman ordusunu ezici bir yenilgiye uğrattı. İngiliz birliklerine komuta eden Tümgeneral Arthur Aitken, o günkü kötü performansını örtbas etmeye çalışacaktı ama rakamlar yalan söylemiyordu. Aitken karşısında sadece 1.000 kişilik bir düşman kuvveti olmasına rağmen, 817 askerini kaybetmiş ve aceleyle geri çekilirken düşmana 16 makineli tüfek, 455 tüfek ve 600.000 mermi bırakmıştı. Bu gibi ganimetler von Lettow’un küçük ordusu tarafından savaş boyunca kullanılacaktı.

Başarısız İngiliz istila girişiminin ardından von Lettow, 1915 boyunca Uganda’daki demiryoluna baskınlar düzenleyerek İngilizleri sıkıştırmaya devam etti. Bu sırada İngiliz Doğu Afrika’sındaki Hint alayları zorlu koşullarda yavaş yavaş eridi. Hindistan’dan gönderilen seferi kuvvetin dörtte üçü Afrika’ya ulaştıktan sonra ya ölmüş ya da hastalanmıştı. Bu nedenle yeni bir büyük çaplı taarruzun tasarlanması için Güney Afrika’dan yeni birliklerin getirilmesi gerekiyordu. Aynı zamanda Belçika kuvvetleri Belçika Kongo’sundan savaşa dâhil olmuş ve bu nedenle Tümgeneral von Lettow kendisini aynı anda iki cepheden sıkıştırılmış halde bulmuştu. Bütün bunlara rağmen 12 Şubat 1916’da Salaita Tepesi’nde İngilizleri küçük düşürücü bir yenilgiye daha uğratmayı başardı.

Güney Afrikalılar görevi devralıyor

Ordunun yapısının değişmesiyle birlikte yeni bir komutana ihtiyaç duyuldu ve bunun üzerine Jan Smuts ikinci kez sahneye çıktı. Smuts, İngiliz kuvvetlerinin başına geçti ve kuşatmalardan sıyrılmasını bilen von Lettow’un peşine düşmek için hemen iddialı bir harekâta girişti. Ancak kurnaz Alman komutan kendini sıkıştırmayı hedefleyen girişimleri boşa çıkardı. Smuts’un emrinde 27.000’den fazla asker vardı ve bu muazzam üstünlük von Lettow’un küçük ama hızlı ordusuna karşı asla kullanılamadı. Alman komutanın durup muharebe etmek yerine sürekli geri çekilmesi ona “von Lettow-Fallback” (ricat eden) lakabının takılmasına neden oldu.

Smuts’un bir diğer suçu da planlamasının çok kötü olmasıydı. Bir keresinde süvariler, piyadeler ve topçulardan oluşan bir yürüyüş koluna yağmur mevsiminde çeçe sineği kuşağı boyunca 400 km ilerleme emri vermişti. Bu birlikler varış noktasına ulaştıklarında asker sayısı 10.000’den 3.000’e düşmüş ayrıca 1.500 at ve katır da yürüyüş sırasında ölmüştü.

Yine de Almanlar üzerindeki baskı artıyordu. İngilizler ve Belçikalılar birlikte hareket ederek Almanları Tanganika Gölü yakınlarından söküp attılar. Kıtanın güneyinde ise Portekiz 1916’da savaşa girdi. Ancak Portekiz’den gönderilen üç seferi kuvvet de Afrika’ya gelir gelmez hastalık yüzünden perişan oldu. Bu nedenle Portekiz birlikleri neredeyse hiçbir şey elde edemedi.

Doğu İle Batı buluştu

Doğu Afrika’daki savaş, İngiltere’nin Batı Afrika’daki sömürgelerinden asker getirmeye başlamasıyla üçüncü bir aşamaya girdi. Kıtanın koşullara daha uygun olan Altın Sahili’nden, daha sonra da Nijerya’dan gelen ve savaşta tecrübe kazanmış olan birlikler kısa sürede dost ve düşmanın saygısını kazandı.

15 Ekim 1917’de Nijeryalı birliklerin Mahiwa’da Alman kuvvetleri tarafından sıkıştırılmasıyla Afrika’da savaşın en büyük muharebesi başladı. Diğer İngiliz birlikleri üç gün süren ve Amerikan İç Savaşı’nın dönüm noktasına atfen “Afrika’nın Gettysburg Muharebesi” olarak adlandırılan bu mücadelede Nijeryalı birliklere ulaşmaya çalıştı. Bu sırada İngilizler 4.500 kişilik kuvvetten 1.500 asker kaybetti. Aynı şekilde Tümgeneral Von Lettow da bölgedeki gücünün üçte birini kaybetmiş ve bu arada zaten yetersiz olan cephanesi ciddi şekilde azalmıştı. Her iki taraf da bu ölçekte muharebeler sürdüremezdi ve von Lettow savaşın geri kalan kısmını İngiliz kuvvetleriyle temasa girmekten kaçınarak geçirdi. Bu durum, 25 Kasım’da Avrupa’daki savaşın sona erdiğini öğrenip mücadeleyi bitirmeye ikna oluncaya kadar devam etti. Onun komutasındaki birlikler, teslim olan son Alman askerleriydi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo