Haber kapak görseli
Genel
13 dk okunma süresi
History Of War

Pointe du Hoc Muharebesi: Normandiya Çıkarması'nın en tehlikeli görevi

İçeriği Paylaş

Normandiya Çıkarması'nın en zorlu görevinde, Omaha ve Utah plajları arasındaki bir topçu mevziine baskın düzenleyen ABD Ranger birlikleri, Almanların iki gece süren karşı saldırılarına direndi.

Yazan: Louis Hardiman

Batıdaki Utah Çıkarma Plajı ile doğudaki Omaha Çıkarma Plajı arasında yer alan Pointe Du Hoc kayalıkları, bölgede belirgin bir şekilde duran burnun ucunda dik bir şekilde yükselir. 30 metre yüksekliğindeki bu kayalık, her iki plaja da aynı anda ateş edebilen bir topçu bataryasına mükemmel görüş açısı sağlıyordu. Burnun kara tarafında ise Normandiya kıyı şeridi boyunca birçok noktayı birbirine bağlayan ana sahil yolu bulunuyordu.

Nazi Almanya’sı Silahlı Kuvvetleri (Wehrmacht), Pointe du Hoc'u ilk kez 24 Mayıs 1942'de, bölgede tesis ettiği kıyı savunma sisteminin bir parçası olarak kullandı. Bu savunma sistemine, Pointe du Hoc'un batısındaki altı toplu sahte bir topçu bataryası, Nazi Almanya’sı Hava Kuvvetleri’nin (Luftwaffe) Le Guay'deki uçak ve deniz radarı istasyonu ile Omaha Plajı'nın batı ucundaki Vierville'de bulunan 72 ve 73 numaralı savunma noktaları dahildi. Almanlar bölgede yaklaşık 120 dönüm tarım arazisine el koyarak Almanya'nın kıyı savunma topçu taburu olan HKAA.832'nin 2. bataryasını Pointe du Hoc'a taşıdılar.

Müttefik istihbaratı, bahse konu bataryayı Ağustos 1942'de keşfetti ve Fransız Direnişi'nin yardımıyla durum daha da netleşti. Mayıs 1943'te Fransız Direnişi’nin bir alt grubu olan Notre Dame Kardeşliği (Notre Dame Brotherhood) adlı oluşum, Atlantik Duvarı boyunca alınan savunma tedbirlerini gösteren bir haritayı ele geçirdi. Bu haritada, 1940'ta ele geçirilen ve Pointe du Hoc'ta konuşlandırılan Fransa’ya ait altı adet 6 inç (155 mm) çaplı Grande Puissance Filloux modeli top gösteriliyordu. Wehrmacht'ın 726. Piyade Alayı ve 716. Sabit Piyade Tümeni'nden askerler ve ihtiyatlar, 1944 baharında tamamlanan beton sığınaklarda mevzilenen Birinci Dünya Savaşı döneminden kalan bu sahra toplarının yakın savunmasını sağlıyordu.

Pointe du Hoc, ilk olarak Nisan 1943'te nispeten düşük yoğunluklu bir Müttefik bombardımanın hedefi oldu. 9. ABD Hava Kuvvetleri'ne ait elli bir adet A-20 orta bombardıman uçağı Pointe du Hoc’a ilk önemli hava saldırısını gerçekleştirdi. Uçakların attığı 50 ton bomba, bölgeyi adeta ay yüzeyine çevirdi. Daha sonra başka saldırılar da düzenlendi, toplar imha edildi ve hasar gördü. Bu nedenle Almanlar toplarını 1 km geriye çekmeye karar verdiler. Devam eden hava saldırıları, topların tekrar eski mevzilerine taşınmasını engelledi.

Pointe du Hoc’a Taarruz

Müttefik Komutanlığı, Normandiya Çıkarması’nın ilk günü (D-Day) Pointe du Hoc'u ele geçirme görevini ABD Ordusu Ranger birliklerine verdi. Beş Ranger Taburu, II. Dünya Savaşı’nın başlarında İngiliz Ordusu komandolarının gerçekleştirdiği cesur operasyonların ardından kurulmuştu. Kısa süreli operasyonlar için iki çıkarma gemisine sığabilecek büyüklükte Ranger bölükleri oluşturuldu. Pointe du Hoc saldırısında olduğu gibi, çoğu görevde birden fazla bölük bir arada kullanıldı. 116. Piyade Alayı'ndan Yarbay James E. Rudder komutayı aldı ve Pointe du Hoc'u ele geçirmek için çeşitli planlar üzerinde çalıştı. İç kesimlere yapılacak bir hava indirme taarruzu ve kıyıda yaklaşık 3 km uzakta gerçekleştirilecek bir plaj çıkarması Ranger birliklerinin mayın tarlaları, sığınaklar, dikenli teller, planörlere karşı hazırlanmış engeller ve daha fazlasını aşmasını gerektirdiği için elendi. Hal böyle olunca hafif piyade için geri kalan tek seçenek, uçurumları tırmanmaktı. Ranger birlikleri bu görev için Wight Adası'nda İngiliz komandolarıyla eğitim aldılar ve The Needles Adası’ndaki yüksek yarlara tırmandılar.

Pointe du Hoc’a yönelik saldırıyı gerçekleştirecek olan Ranger geçici görev grubu, 2. Ranger Taburuna mensup 225 personelden oluşuyordu. D Bölüğü uçurumun batı tarafına, E ve F Bölükleri ise doğu tarafına çıkacaktı. Bu maksatla önce roketle fırlatılan kancalar kayaların tepesine atılacak, ardından kancalardan istifade edilerek kurulacak olan ip merdivenler vasıtasıyla hedeflenen yerlere çıkılacaktı. A ve B Bölükleri ise kıyıdan yeterince açıkta ihtiyat kuvveti olarak kalacak ve karadaki silah arkadaşları başarılı olduklarını belirten bir işaret fişeği attıktan sonra karaya çıkacaklardı. Yarbay Rudder, Omaha Plajı'na çıkan 116. Piyade Alayı'nın öğle saatlerine kadar komuta ettiği birliklere ulaşarak Almanların karşı taarruzlarını püskürtmeye yardımcı olmasını umuyordu. Uçurumun tepesine ateş ederek Ranger birliğine topçu desteği sağlamak için kıyıdan itibaren menzil mesafesi içinde çapları 5 inç (127 mm) ile 1,5 inç (40 mm) arasında değişen toplara sahip HMS Talybont ve USS Satterlee muhripleri görevlendirilmişti. Ayrıca daha iç kesimlere ateş etmek üzere USS Texas'ın 14 inç (355 mm) çapındaki ağır topları kullanabilecekti. Bu savaş gemisi saldırı sırasında burna tek başına 300 atış yaptı.

Müttefik Karargâhı’ndaki bazı subaylar Yarbay Rudder'ın birliklerinin başarısı konusunda şüpheliydi. Rivayete göre, Karargâh’daki bir istihbarat subayı şunları söylemişti: "Bu görev yapılamaz çünkü tepede bekleyen üç yaşlı kadın, süpürgeyle bile Rangerların o uçuruma tırmanmasını engelleyebilir." Müttefik Karargâhı, operasyonun başarılı olup olmayacağının birkaç saat içinde belli olacağını ve Pointe du Hoc'a taarruz eden birliklerin %70 kayıp vereceğini tahmin ediyordu.

Normandiya Çıkarması’nın ilk günü, kötü hava diğer birçok şey gibi Pointe du Hoc operasyonunu da aksattı. Altı çıkarma gemisi iki paralel kol halinde ilerleyerek, D-Day çıkarmaları için belirlenen H-saatinden 20 dakika önce, yani sabah 6:10'da yola koyuldu. Bu esnada doğudan gelen gelgit akıntısı ve dalgalı deniz, gemilerin su almaya başlamasına neden oldu. Bir ikmal gemisi battı ve sadece bir kişi kurtuldu. Çıkarma gemileri su üstünde kalabilmek için bazı ekipmanlarını denize atmak zorunda kaldı. Bu sırada deniz tutan Rangerlar kusma torbalarını dolduruyorlardı. Bu olaylar yaşanırken Çavuş Antonio T. Ruggiero, "Tanrım, lütfen boğulmama izin verme." diye içinden geçiriyordu.

Çıkarma gemisi nihayet Pointe du Hoc'a ulaştığında saat 7:10'u gösteriyordu. Bu, işaret fişeklerinin atılması için belirlenen zamandan on dakika sonraydı. Söz konusu gecikme, ihtiyattaki Ranger birliklerinin Omaha Plajı'ndaki taarruza destek olmak üzere görevlendirilmeleri demekti. Yukarıda belirtildiği gibi, plana göre D Bölüğü Pointe du Hoc'un batı yamacına taarruz edecekti. Ancak o bölük de hedefin doğu tarafına doğru sürüklenerek güzergahından sapmıştı. Dolayısıyla taarruz tek bir cepheden yapılacaktı. Geriye kalan çıkarma gemileri, Almanların aralıksız topçu ateşine rağmen kıyıya ulaşmayı başardı. Yb. Rudder'ın içinde bulunduğu çıkarma gemisi, E bölüğünden 15 asker ve karargâh personeliyle karaya ilk ulaşan gemi oldu. Kapak açıldığında askerler boylarına kadar gelen çalkantılı suya atlayıp, kumsaldaki mermi çukurlarının üzerinden zorlukla geçerek kendilerini uçurumun kaygan kil tabanına atmayı başardılar. Bu sırada, taarruzun yapıldığı cepheye odaklanmış tüfek ve makineli tüfeklerden atılan mermiler dalgakıran ve kuma çarpıyordu. Wehrmacht askerleri tepeden el bombaları ve patlayıcılar fırlatıyor, bunların etkisiyle Ranger askerlerinin üzerine uçurumun yamaçlarından kopan ölümcül kaya parçaları düşüyordu. Yarbay Rudder'ın Rangerları uçuruma doğru hücum ederken, çıkarma gemisi roketle fırlatılan kancalarını ateşledi. Ancak tuzlu su halatları ağırlaştırdığı için kancaların hiçbiri uçurumun tepesine ulaşamadı.

Bunun üzerine bir an için Rangerların sahilde biçileceği zannedildi. Bir süre sonra Yarbay Rudder, uçurumun dibinde 10 metrelik bir tümsek fark etti ve askerlerine tepeye bir yangın merdiveni kurarak halat bağlamalarını emretti. Merdiven sadece 5 metre yüksekliğindeydi ancak Rudder'ın bir çözümü vardı. Buna göre bir asker yukarı tırmanarak uçurumda bir basamak oluşturacak, ardından başka bir askerin yukarı tırmanmasını bekleyecek ve merdiveni basamağa kaydıracaktı. Bu işlem askerler tepeye ulaşana kadar tekrarlanacaktı. Bu yöntemin kullanılması sonucunda, Astsubay Teknisyen Kıdemli Çavuş George J. Putzek, uçurumun tepesine ilk ulaşan asker oldu. Kendisi, aşağıdaki askerlerin önce halat, sonra da merdiveni kullanarak yukarı tırmanabilmeleri için yere yatarak merdiveni sıkıca yerinde tuttu. Kısa süre sonra, Yarbay Rudder'ın komuta ettiği birliğin tamamı uçurumun tepesine çıkmıştı. Oradan barut dumanının arasından, Omaha Plajı'na bakarak, orada makineli tüfek ve havan ateşine karşı mücadele eden silah arkadaşlarının içinde bulunduğu korkunç manzarayı izlediler.

Üsteğmen Theodore E. Lapres Jr.'ın komuta ettiği tim olay yerine bir sonraki botla gelen gruptu. Üsteğmen Lapres'in askerleri, M1 tüfekleriyle ateş ederek uçurum kenarındaki Almanları dağıtmayı başardılar, ancak yağmur gibi yağan el bombaları iki askeri yaralandı. Üsteğmen Lapres, elle taşınabilen roket güdümlü kancaların getirilmesini emretti. Bu kancalardan bir tanesi Almanların dikenli tellerine tutundu ve Er Harry W. Roberts bu halata tırmandı. Yukarıdan gelen ateşten kaçınmak için kayaya olabildiğince yakın durarak, halat kopmadan 8 metre yukarı çıktıysa da bu esnada halat koptu. Neyse ki yaralanmamıştı ve arkadaşları ikinci bir kancayı ateşlediğinde halata ilk tırmanan yine W. Roberts oldu. Bir dakikadan daha kısa sürede tepeye ulaştı ve uçurum kenarına yakın bir çukurda saklanarak, Üsteğmen Lapres'in askerlerinin geri kalanlarının tepeye çıkabilmesi için bulunduğu mevziyi savundu.

Pointe du Hoc'un tepesine ulaşan Rangerlar, sığınakları, beton koruganları ve siperleri temizlemek için ilerledi. E Bölüğü, Almanların saha telefonu ve telsizlerinin bulunduğu uçurumun önündeki ileri gözetleme noktasını ve doğu kenarındaki üç numaralı sığınağı ele geçirmek için mücadeleye girdi. Bu sırada D Bölüğü merkezdeki dört, beş ve altı numaralı sığınaklara, F Bölüğü ise 1 ve 2 numaralı sığınaklar ile yakında bulunan makineli tüfek mevzilerine saldırdı. Tüm bu çaba, silah ve el bombalarının kullanıldığı acımasız bir yakın muharebe ortamında gerçekleştirildi. İki saat sonra Alman savunma hatları temizlendi. Ancak Ranger birliklerinin sığınakların içinde buldukları şey topçu silahları değil, Müttefik keşif uçaklarını yanıltmak için yere çakılmış direklerdi.

Savunmanın Yarılması

Pointe du Hoc'a taarruz eden birliklerin ince bir savunma hattı oluşturmak için Alman savunmasını yarmaları nispeten kolaydı. Tek bir bazuka mermisi, Ranger birliklerinin çıkış yolunu ateş altına alan ilk Alman grubunu püskürtmek için yeterli oldu. Bitişikteki çiftlikten gelen makineli tüfek ateşini susturmak için biraz topçu desteğine ihtiyaç duyuldu. F Bölüğü, Au Guay köyüne doğru ilerledi ve burada Alman makineli tüfek mürettebatını etkisiz hale getirerek iki adet MG34 ve bir MG42 makineli tüfeği mühimmatlarıyla birlikte ele geçirdi. Batıda, Teğmen Hill liderliğindeki bir grup Ranger, sahil yoluna yakın yerde bulunan ve tepeye çıkış yoluna ateş eden bir makineli tüfek mevziine doğru sürünerek ilerledi. Mevziye 8 metre kadar yaklaştıklarında Teğmen Hill ayağa kalktı ve "Bir boğanın kıçını bile bas kemanla vuramazsın!" diye bağırarak makineli tüfeği etkisiz hale getiren bir el bombası fırlattı.

50 Ranger, saat 08.15'te, sahil yoluna ulaşmış ve Pointe du Hoc'a doğru bakan mevziler oluşturmuştu. Bu askerlerin görevi yolu kapatmak değil, düşmanın Omaha Çıkarma Plajı’na yönelik hareketini engellemekti. Ardından, saat 09.00'da küçük devriye kolları, mevzilerinin güneyindeki araziyi keşfetmek için iç bölgelere doğru ilerledi. Başçavuş Leonard G. Lomeli komuta ettiği D Bölüğüne bağlı yirmi asker, daha küçük devriye timlerine bölünerek sahil yolunun batı tarafına doğru ilerledi. Kıdemli Üstçavuş Jack E Künh, bir meyve bahçesinde yürütülen devriye sırasında Lomelini başında olduğu birliğe dahil oldu. Orada kamufle edilmiş bir mevzi keşfettiler. Bu, Omaha ve Utah Plajı'na ateş etmek için bekleyen Alman toplarına ait bir mevziydi ancak Alman top mürettebatı ve topların yakın güvenliğini sağlayan herhangi bir birlik yoktu.

Bu toplarda yeni atış yapmış silahlara özgü keskin barut ve yanmış yağ kokusu bulunmuyordu. Esasen bu topların Normandiya Çıkarması’nın ilk gününde neden ateşlenmediği bilinmiyor. Başçavuş Lomell top namlularının yükseliş açısının ayarlanmasına yarayan mekanizmaları termit patlayıcılarını infilak ettirerek kullanılamaz hale getirdi. Kendisine bu nedenle Üstün Hizmet Nişanı verildi. Bu iş yapılırken Üstçavuş Kuhn koruma sağladı. Çavuş Rupinski ise bulduğu topların namlusuna mühimmat yerleştirdikten sonra termit patlayıcılarını infilak ettirerek topları etkisiz hale getirmek için daha yıkıcı bir yöntem kullandı.

Wehrmacht’ın Karşı Taarruzu

Yarbay Rudder'ın komuta ettiği birlik kıyı bataryasını imha görevini başarmıştı. Şimdi ise Almanların karşı taarruzlarıyla başa çıkmak zorundaydı. Kendisi, bölgenin savunulması için yürütülen faaliyetleri doğu uçaksavar sığınağının altındaki büyük bir bomba çukuruna kurduğu derme çatma bir komuta yerinden sevk ve idare ediyordu. Ancak Rudder'ın bulunduğu mevzi kısa süre sonra topçu ateşine maruz kaldı. Bunun nedeninin Almanların telsiz sinyallerini üçgenleme yöntemiyle tespit etmesi olduğu düşünülüyordu. Rudder'ın telsiz, lamba ve güvercinle gönderdiği "Pointe du Hoc'a yerleştik, görev tamamlandı, mühimmat ve takviye kuvvet gerekiyor, çok sayıda kayıp var." şeklindeki mesaj aslında onun çaresizliğini gösteriyordu. Saatler sonra USS Saterlee gemisinden kısa bir cevabi mesaj geldi: "Takviye yok." Yarbay Rudder'ın mevziini ortadan kaldırıp, sahil yolundaki askerleri izole etmeyi amaçlayan Wehrmacht takviyeleri, Pointe du Hoc'a sızmaya başladı. Ranger birlikleri, komuta merkezine ikmal sağlamak için DUKW modeli amfibi araçlarını kullanan İngiliz Ordusu Kraliyet Ordu donatım birliklerinden bir miktar destek aldı. Saat 21.00'de 5. Ranger Taburu'ndan 23 asker Omaha Plajı'ndan çıkarak sahil yoluna ulaşınca daha fazla yardım ulaştı. Gün içinde yaralandığı için topallayarak yürüyen Yarbay Rudder, "5. Taburun geri kalanı nerede?" diye sordu.

Karanlık çökerken, kıyı yolundaki Rangerlar, birbirlerine yakın mesafede hazırladıkları savunma mevzilerinde bir felaketle karşı karşıya kaldılar. Almanlar onlara karşı önemli bir güç toplamıştı ve Yarbay Rudder, daha fazla takviye beklerken askerlerine bulundukları mevzileri korumalarını emretmişti. Bu sırada D Bölüğü, Nazilerin ateşlediği silahların namlu alevlerini sadece 25 metre uzakta gördüklerini rapor etti. Taarruz eden Almanlar, Doğu Cephesi'nden yeni taktikler getirmişlerdi. Buna uygun olarak, piyadeler Ranger birliklerine doğru sürünürken, makineli tüfekler de savunma mevzilerindeki askerleri baskı altında tutmak için başlarının üzerine ateş ediyordu. Yarbay Rudder çok sayıda belirsizlikle karşı karşıya kalmıştı. Karanlıkta, zaman zaman kör edici el bombası patlamaları arasında karışık raporların alındığı bu çatışma ortamı hâlâ muğlaklığını korumaktadır.

Şafak söktüğünde, Yarbay Rudder'ın elinde 90 sağlam ve 50 yaralı asker kalmıştı. Diğerleri ya Pointe du Hoc açıklarında mahsur kalmış ya da öldürülmüş veya esir alınmış olup bazıları da bir yerlerde muharebeye devam ediyorlardı. Gün ışığı her yerde taarruz eden Nazi birliklerini ortaya çıkardı ve Alman bombardımanı yoğunlaştı.

Operasyonda görev alan bir Ranger daha sonra "Pointe du Hoc'tan sağ çıkma umudumu kaybetmiştim." diye itirafta bulunacaktı. Ancak güneşin doğuşu fırsatları beraberinde getirdi. Artık Nazi mevzilerine yönelik deniz bombardımanı yeniden başlayabilirdi. Ayrıca sabahın düşük hızlı gelgiti, bazı askerlerin Pointe du Hoc'un eteğinden Omaha Plajı'na yürümesine ve Müttefik komutanlarına bilgi vermesine olanak sağladı. Bunun sonucunda, takviye 24 Ranger ve malzeme taşıyan çıkarma gemileri Pointe du Hoc'a gönderildi.

Tekrar Omaha Plajı'na dönecek olursak; bu gelişmeler üzerine, Yarbay Max Schneider'in komuta ettiği Ranger C Kuvveti (Ranger Force C), 5. Ranger Taburu ve 2. Ranger Taburu'nun A, B ve C bölüklerinden kalanları birleştirerek Pointe du Hoc'da kuşatma altında bulunan Ranger unsurlarını kurtarmak için ilerleme izni aldı. Yeni karma birlik batıya doğru ilerlerken, taarruz eden Almanları savuşturmayı ve onlara son darbeyi vurma işini arkadan gelen tanklar ve piyadelere bırakmayı amaçlıyordu. Yeni Ranger birliği Au Guay'a ulaştığında, Almanlar kuşatma altındaki askerleri kurtarmaya gelen bu kuvvetin farkına vararak havan ve topçu ateşine başladılar. Almanların yoğun ateşi Ranger Force C'yi St. Pierre-du-Mont'a püskürttüğü için ilerlemek artık mümkün değildi. Birlik orada geceyi geçirmek üzere savunma mevzileri hazırladı.

Yarbay Rudder'dan gelen haberlere göre askerleri hâlâ hayattaydı ve sabaha kadar dayanabileceklerdi. Tahmini doğru çıktı zira ikinci geceki Alman saldırıları ilk gecekiler gibi değildi. Sabah 10'da Pointe du Hoc’da bulunan birlik rahat bir nefes aldı. Bu askerler, geçilmez olduğu düşünülen bir düşman mevziini başarıyla ele geçirmiş ve iki gece boyunca imkânsız gibi görünen koşullarda Alman saldırılarına karşı direnerek adlarını ABD özel kuvvetlerinin tarihine yazdırmışlardı.

Sonrası

Pointe du Hoc taarruzuna, öncü ve ihtiyat birlikleri olarak toplam 450 Ranger katıldı. Bunlardan 225'i saldırıyı gerçekleştirdi. 77'si çatışmada öldü, 152'si yaralandı ve 38'i kaybolurken, çoğu esir alındı. Kurtarma birliği olarak görevlendirilen Ranger C Kuvveti'nden ise 20 asker öldü, 51’i yaralandı ve ikisi kayıp listesinde kaldı. 116. Piyade Alayı'nın nakliye araçları ve ambulans cipleri, Rangerların yaralılarını Vierville'deki bir sahra hastanesine tahliye etti. Yarbay Rudder yaralanmasına rağmen birliğinin başında kaldı. Rangerlar çıkarma sırasında 25, karşı saldırılar sırasında ise 50 Wehrmacht askerini öldürdü. Bu sırada 40 Alman askeri esir alındı. Esir alınanların bazıları, ilk fırsatta silahlarını bırakan Polonyalı askerlerdi.

Son üç gün boyunca yaşanan aşırı tehlikeye ve güçlerinin %50'ye düşmüş olmasına rağmen, Yarbay Rudder'ın askerleri Grandcamp'ta 5. Tabur ile birlikte kısa bir süre dinlendikten sonra muharebeye devam ettiler. Bu askerler, II. Dünya Savaşı’nın sonunda terhis edilmeden önce, Brest Muharebesi ve Hürtgen Ormanı Muharebesi de dahil olmak üzere, birçok çatışmada yer aldılar. Yarbay Rudder, Hürtgen Ormanı'nda 2. Ranger Taburu’nun komutasını üstlendi ve daha sonra 109. Piyade Alayı'na transfer edilerek Ardenler Muharebesi'nde savaştı. Yarbay Rudder'ın askerlerinin anısına Pointe Du Hoc uçurumunun kenarında bir anıt inşa edildi. Gaziler ve devlet adamları, hayatını kaybedenleri onurlandırmak için anıtı düzenli olarak ziyaret ediyor. Bu ziyaretlerin en önemlisi, 1984'te Normandiya Çıkarması'nın 40. yıldönümü münasebetiyle Başkan Ronald Reagan tarafından gerçekleştirildi. Başkan Pointe Du Hoc’da yaptığı konuşmasında "“40 yıl önce bu saatlerde hava barut dumanı ve askerlerin çığlıklarıyla doluydu; tüfek atışlarının çatırtısı ve top sesleri her yerde yankılanıyordu” "ifadelerini kullandı. O gün, bir Pointe du Hoc gazisi olan Herman Stein, halen görevde olan 10 Yeşil Bereli Özel Kuvvetler personeliyle birlikte tırmanışı yeniden canlandırdı. Hâlâ bombaların oluşturduğu çukurlarla dolu olan Pointe du Hoc, Normandiya Çıkarması için yapılan Overlord Operasyonu’nun muharebe sahalarını gezenler için popüler bir yer olmaya devam ediyor. 1979'dan beri bölge Amerikan Savaş Anıtları tarafından korunuyor ve orijinal tahkimatların çoğu bir müze ile birlikte yerli yerinde duruyor.

Images: Alamy, Getty

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo