Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

Birinci Dünya Savaşı'nda Afrika Cephesi: İlk kurşunlar nasıl atıldı?

İçeriği Paylaş

Sömürgecilerin çoğu Birinci Dünya Savaşı’nın Afrika’ya gelmesini istemiyordu, sömürgecilerin çizmesi altındaki insanlar ise çatışmalar topraklarına yayıldığı zaman büyük acı çekeceklerdi.

Rakip güçlerin toprak için sürekli olarak itişip kakıştığı Avrupa’nın aksine, 1914’te Birinci Dünya Savaşı patlak verdiği zaman Afrika’da durum sakindi. Sömürgeci güçler topraklarının sınırlarını, büyük “Afrika Talanı”1890’da sona erdiğinde belirlemişlerdi. Dolayısıyla Afrika’da bulunan Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere ve Portekiz kontrolündeki topraklar arasında fazla bir sürtüşme yoktu. Almanya’nın Afrika’daki sömürgelerinde İngiltere ve müttefiklerini cezbedecek çok az şey vardı. Almanlar “Alman Orta Afrikası” olarak adlandırılabilecek geniş bir sömürge alanında yeni bir “Anayurt” kurma hırsına sahip olsalar da bunu başaracak araçları yoktu. Dolayısıyla Almanya, kendilerine dokunulmaması karşılığında statükoyu memnuniyetle kabul edecekti.

Ancak Almanya’nın sömürgeci komşularının statükoya boyun eğmeye hiç niyeti yoktu. Almanların Afrika’da sahip oldukları topraklar çok iştah açıcı olmayabilirdi ama yine de bunlar düşman topraklarıydı. Bu nedenle Almanların kontrolündeki bu toprakların ele geçirilmesi meşru bir hedef sayılırdı. Fransızlar Almanya’nın Batı Afrika’da bulunan sömürgelerine göz dikmişken, Güney Afrika Devleti Almanya’nın Güney Batı Afrika olarak adlandırılan topraklarını, İngilizler ise ekonomik açıdan gelecek vaat eden Alman Doğu Afrikası adlı bölgeyi istiyordu. Ayrıca bir gerçek daha vardı: Eğer Almanya Afrika’da kendi haline bırakılırsa Alman sömürgeleri, sadece telsiz istasyonları aracılığıyla bile olsa, deniz operasyonlarına ve ikmal yollarına müdahale edebilirlerdi.

Afrika’da savaşan kuvvetler birbirlerine oldukça benziyordu. Bunlar “askari” olarak bilinen yerli insanlardan teşkil edilmiş ve başında Avrupalı subayların bulundukları küçük birliklerdi. Britanya kıtadaki iddialarını kabul ettirmek için asker bulmakta zorlanıyor ve çok sayıda Afrikalıyı saflarına katmakta isteksiz davranıyordu. Bu nedenle önce Hindistan’dan getirilen birlikler, ardından da Güney Afrikalılar denendi ve savaşın sonuna doğru Afrikalı yerlilerden teşkil edilen birlikler mücadeleyi devraldı.

Makineli tüfekler Afrika’daki muharebe sahalarındaki esaslı güç unsuruydu. Buna karşılık topçu kullanımı sınırlıydı ve Almanlar tüm bölgelerde savunmada kalmaya zorlandılar. Ayrıca Almanların ikmali yetersizdi. Bu nedenle ellerindekini idareli kullanmaktan ve her türlü malzemeyi genellikle dikkatsiz ve savurgan düşmanlardan ganimet olarak ele geçirmekten başka çareleri yoktu.

Schutztruppe olarak bilinen Alman Güney Batı Afrikası Savunma Kuvvetleri’nin yanı sıra Afrika’da başka zorlu rakipler de vardı. Avrupalı ve Hintli askerlerden oluşan birlikler kıtanın çetin koşullarına karşı oldukça savunmasız durumdaydı. Ölümcül tropikal hastalıklar, kurak iklim, aslanlar ve timsahlardan daha korkutucu şeylerle de mücadele etmek gerekiyordu. Örneğin ayak tırnaklarının altına giren ve “jiggers” adı verilen küçük kurtçukların yayılması, kıtaya ayak basan herkesi bekleyen en dayanılmaz “zevklerden” biriydi.

Alman Togoland

Birinci Dünya Savaşı’nın Afrika’daki ilk kurşunları, Ağustos 1914’de, İngiliz ve Fransız birliklerinden teşkil edilmiş olan bir kuvvetin istila girişiminin yaşandığı Alman Togoland’da atıldı. Kuzeyinde ve doğusunda Fransız Dahomey (Günümüzdeki Benin Cumhuriyeti) ve batı sınırında İngiltere tarafından yönetilen Altın Sahili (Günümüzdeki Gana Cumhuriyeti) ile çevrili olan bu bölge her zaman savunmasız bir durumda olacaktı.

Togoland’daki Alman yetkililer çatışmaya girmekten kaçınma niyetindeydi. Hatta bir adım ileri giderek, yerli Afrikalıların Avrupalıları kendi aralarında savaşırken görmelerine izin vermek suretiyle onlara kötü örnek olmamaları için İngiliz ve Fransızlara çağrıda bulunmuşlardı. Ancak bu çağrıya kulak verilmedi ve Fransız kuvvetleri 6 Ağustos günü harekete geçti ve İngilizler de ertesi gün Fransızları takip etti. Başkent Lomé herhangi bir direnişle karşılaşmadan üç gün sonra ele geçirildi.

İngilizlerin öncelikli hedefi, Atlantik’teki Alman donanma gemilerinin operasyonlarını koordine etmek için kullanılabilecek olan Lamina’daki bir telsiz istasyonuydu. Ancak İngiliz askerleri Khra Nehri’ni geçmeye çalıştıklarında sert bir direnişle karşılaştılar ve Teğmen George Thompson, kesin olmamakla birlikte, savaş sırasında öldürülen ilk İngiliz subayı olarak kayıtlarda yer aldı.

Daha sonra Fransız birlikleri Almanların arkasına geçerek onları güçlü mevzilerini terk etmeye zorladı. Fransız askerleri kısa süre içinde Müttefik operasyonunun odak noktası olan telsiz kulelerini yıkmaya başladı ve 26 Ağustos günü Alman kolonisi teslim oldu. Savaşın ilk “harekâtı” olan bu çatışma sadece 54 Fransız, 41 Alman ve 83 İngiliz askerinin hayatına mal oldu. Bu kayıplar Birinci Dünya Savaşı için çok küçük çaplı bir başlangıçtı.

Kamerun

Daha önemli çatışmalar, bir Alman kolonisinin yine düşman komşular tarafından kuşatıldığı Kamerun’da meydana geldi. Almanların bir başka tarafsızlık çağrısını da reddeden İngiliz ve Fransız kuvvetleri Alman topraklarına girdi. İngilizler Nijerya’dan, Fransızlar ise Fransız Ekvator Afrikası şeklinde adlandırılan topraklardan hareket etmişti.

Almanlar burada sert bir direniş sergiledi. Nsanakong ve Garua’da yapılan küçük çaplı ama çetin çatışmalarda Almanlar galip geldi. Ancak İngiliz ve Fransızların sayıca üstünlüğü karşısında Alman kuvvetleri çekilmek zorunda kaldı. Almanlar 1915’te ülkenin iç kesimlerinde savunma mevzileri tesis ederek çok sayıdaki taarruzu savuşturmaya çalıştı.

Almanların Nijerya’ya yaptıkları küçük çaplı bir baskın kendilerine umut verse de püskürtüldüler ve kısa süre sonra yenildiler. Bu gelişmeler üzerine, Almanların büyük kısmı düşmanlarına teslim olmaktansa, tarafsız statüdeki Rio Muni adlı İspanyol kolonisine çekildi. 1916’nın Şubat ayının ortalarında Kamerun Müttefiklerin eline geçmişti. Kamerun’da gerçekleştirilen bu sınırlı operasyonlarda kazanılan deneyim yararlı oldu ve Britanya, Altın Sahili ve Nijerya’dan gelen askerlerin sergiledikleri iyi performansı fark etti. Bu nedenle Batı Afrika’daki operasyonlara katılmış olan bazı birlikler kısa süre sonra çok daha önemli seferlere katılmak üzere Afrika’nın doğusuna sevk edilecekti.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo