Haber kapak görseli
Genel
7 dk okunma süresi
History Of War

Roma Cumhuriyeti'nde güç oyunları ve siyaset

İçeriği Paylaş

İmparatorluk’tan önce Cumhuriyet vardı. Cumhuriyet’in nasıl ortaya çıktığını, senatonun nasıl çalıştığını ve bu muazzam yapının neden çöktüğünü Philip Matyszak açıklıyor.

Röportaj: Charlotte Hodgman

S: Roma Cumhuriyeti ilk olarak nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?

C: Roma Cumhuriyeti aslında tarihçilerin genellikle Erken, Orta ve Geç Cumhuriyet adını verdiği evrelerden geçer. Erken Cumhuriyet, MÖ 509 yılında bir grup Romalı aristokratın bir araya gelip Roma’nın son kralı Lucius Tarquinius Superbus’u (Gururlu Tarquin) devirmesiyle başlar. Bu aristokratların yeni cumhuriyeti sürdürebilmek için halkın desteğine ihtiyaçları vardır. Böylece “aristokratlar tarafından yönetilen demokratik cumhuriyet” gibi tuhaf bir tezat ortaya çıkar ve Roma Cumhuriyeti’nin temeli atılmış olur. Erken Cumhuriyet dönemine dair hangi Roma efsanelerinin gerçeklere dayandığını, hangilerinin kendilerini yüceltmek isteyen Romalılar tarafından sonradan uydurulduğunu söylemek zor. Ancak Cumhuriyet’in ortalarına geldiğimizde, yani Pön Savaşları (Roma ile Kartaca arasında MÖ 264-MÖ 46 yılları arasında yapılan üç savaş) sırasında “doğrulanabilir” diyebileceğimiz tarih bilgileriyle karşılaşmaya başlıyoruz. Ve tabii ki Cumhuriyet’in son dönemlerinin bazı kısımlarında Cicero gibi insanlar sayesinde olayları neredeyse günü gününe takip edebiliyoruz. Bu sayede, Cumhuriyet’in nasıl işlediğine ve anayasal işlevlerinin neler olduğuna dair net bir fikrimiz var.

S: Cumhuriyet’in yapısı nasıldı?

C: Teoride yasama organı değil de tamamen danışma organı olmasına rağmen ipler senat’nun elindeydi. Senato, aristokrat (patrici) sınıftan gelen erkeklerden oluşuyordu. Ayrıca Cumhuriyet geliştikçe daha anlamsız hale gelen birçok demokratik forum da vardı. Hükümetin en yüksek mevkilerinde senatodan seçilen iki konsül bulunuyordu. Yasaları senato kabul ediyordu. Ancak Erken Cumhuriyet’te Tabaka Çatışması denilen büyük sosyal çekişmeler ve “sıradan” Romalıların (plebler) siyasi eşitlik için patricilerle mücadele ettiği siyasi bir mücadele yaşandı. Roma toplumundaki bu iki kesimin hedeflerini uzlaştırmak muhtemelen Erken Cumhuriyet’in belirleyici özelliğidir.

S: Plebler ile patriciler arasındaki fark neydi?

C: Patriciler Roma’nın ilk aristokrat sınıfıydı ve Roma aristokrasisinde kendilerine ayrılmış belirli rütbeler vardı. Sıradan halktan farklı dini törenlerle evlenirlerdi ve genellikle Roma’nın en seçkin ailelerinden gelirlerdi. Ancak bu sadece Erken Cumhuriyet Dönemi için geçerlidir. Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde plebler daha fazla hak elde etmeye başladı.

S: Senato nasıl işliyordu?

C: Romalıların cursus honorum (“paye merdiveni”) dedikleri bir kavram vardı. Buna göre, Senato’nun en kıdemsiz üyesi olan quaestor olarak en alt basamaktan başlıyordunuz. Quaestorların görevi genellikle sahadaki bir Romalı generalin mali işleriyle ilgilenmek, hazineyi denetlemek ya da mali konularda bir tür idari rol üstlenmekti. Bundan sonra, pleb veya patrici olmanıza bağlı olarak merdivende biraz tırmanabilirdiniz. Bir sonraki basamak aedilis olmaktı. Bunlar Roma Oyunları’nı düzenleyen, kamu binalarının bakımını yapan ve restoran, taverna, genelev gibi binalarla ilgilenen insanlardı. MÖ 5. yüzyıla gelindiğinde tribuni plebis (pleb tribünleri) rolleri ortaya çıktı. Bunların görevi esasen pleb sınıfını temsil etmek ve korumaktı. Bu, pleblere açık ilk siyasi pozisyondu. Diğer rollerden biri, hukuki görevler de üstlenen praetordu. Örneğin bir şehir praetoru şehirde kanun ve düzeni sağlamaktan sorumluydu. Praetorlar aynı zamanda bir konsül savaşa gittiğinde askeri işlerin sorumluluğunu da üstlenebilirdi. Konsül ise elbette her Romalı patricinin peşinde koştuğu payeydi. Konsüller genel olarak savaş liderleriydi. Bir konsül seçildikten sonra ilk birkaç ayında yasama işlerini halleder, sonra ordusunu alıp bir yerleri fethetmeye çalışırdı. Her yıl iki konsül seçilirdi ve her biri diğerini veto edebilirdi. Roma hükümetinin kurallarına göre, insanlar aralarında anlaşamazsa hiçbir şey başarılamazdı. Ayrıca her beş yılda bir, iki censor seçilirdi. Bu görev genellikle yaşlı ve deneyimli bir politikacılara verilirdi. Censorun görevi ilk olarak Roma vatandaşlarının sayımını yapmaktı. Ancak ikinci olarak devletin ahlakından da sorumluydu.

Örneğin, “uygunsuz” davranışlar sergileyenleri senatörlükten atmak censorun işiydi. MÖ 184 yılında Censor Yaşlı Cato, kızının önünde karısını öptüğü için bir adamı senatörlükten çıkarmasıyla ünlüdür. Bu belki oldukça uç bir örnek ama günümüzde kullanılan “sansür” kelimesi de bu tür şehvet düşkünü davranışları önlemeye çalışmaktan türetilmiş. Censorlar aynı zamanda devlet finansmanının bazı yönlerini de (örn. büyük ihaleler) denetliyordu.

S: Senato’nun eylemleri ortalama bir Roma vatandaşını nasıl etkiliyordu?

C: Roma hukuku, çoğu Avrupa hukukunun üzerine inşa edildiği yapıdır ve On İki Levha denilen çok eski kanunlara dayanır. Sonraki yıllar boyunca biriken yasaların temelini bu 12 kural oluşturur.

Roma toplumunda vahşet eksik olmasa da özellikle Roma şehri bazı açılardan çok medeniydi. Örneğin, bir kasabın elinde bıçak varken tezgahından üç adımdan fazla uzaklaşması yasaktı. Bir aktör sahnede yuhalanırsa duygularını incittikleri için seyircileri dava edebilirdi. Yani plebler aslında büyük ölçüde yasal korumaya sahipti. Sorun, Roma’nın güçlü bir toplum ama zayıf bir devlet olmasıydı.

İskit filozof Anaharsis bunu çok güzel özetlemişti: “Kanunlar örümcek ağları gibidir: Küçük sinekleri yakalar ama büyük sinekleri tutamaz.” Yani Roma yasaları sıradan Roma vatandaşlarını zapt etmede iyiydi ama zenginler ve güçlüler yasaları çiğneyip geçebiliyordu.

S: Roma Cumhuriyeti’nde kadınların durumu nasıldı?

C: Kadınların rolüne bakarken unutmamamız gereken iki şey var. Birincisi, Roma son derece ataerkil ve militarist bir toplumdu. Diğeri ise, Roma tarihi hakkında bildiklerimize bakılırsa kadınlar bu durumu neredeyse tamamen kabullenmiş durumdaydı. Roma’da feminist bir hareket yoktur. Romalı kadınların iffetli ve itaatkâr eşler olup Romalı çocuklar doğurmaları bekleniyordu.

Tüm Romalı kadınların bu şablona uymadığına dair bazı işaretler olsa da (MÖ 1. yüzyılda yaşamış Romalı hatip Quintus Hortensius’un kızı Hortensia yetenekli bir hatip olarak ün kazanmıştı.) genellikle kadınların kamusal hayattaki rolü çok sınırlıydı. Herhangi bir resmi siyasi pozisyonda bulunamazlardı. Ancak Cumhuriyet’teki işçi sınıfı kadınların yaşamları aristokrat kadınlardan tamamen farklıydı. Alt tabaka kadınlar geçimlerini sağlamak için çalışırdı.

S: Nihayetinde Cumhuriyet neden çöktü?

C: Roma Cumhuriyeti’nin neden çöktüğüne dair kesin bir cevap veremem çünkü bu konuda epey fikir ayrılığı var. Ama kendi teorimi paylaşabilirim. Comitia centuriata (senatonun altında yer alan dört ayrı halk meclisinden biri) her yıl toplanıp gelecek yılın konsüllerini ve praetorlarını seçerdi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında comitia centuriata askeri bir meclisti: Roma ordusu oy kullanarak konsülleri, yani o yılın savaş liderlerini seçerdi. Konsül, orduları savaşa götürecek kişi olacağından, demokratik bir cumhuriyette bu kişiyi ordunun seçmesi mantıklıdır. Ancak Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde konsüllerle ordu arasında bir kopukluk görmeye başlıyoruz çünkü o zamanlar Suriye, İspanya ve Kuzey Afrika gibi uzak yerlerde savaşmaya başlamışlardı. Bu durumda köylü askerler Roma’ya geri dönüp oy kullanamıyordu. Bu sebeple ordunun ne yapacağına ve orduyu kimin komuta edeceğine Roma’daki vatandaşlar karar vermeye başladı.

Temel olarak Roma’da en büyük güce sahip olan kurum Roma ordusuydu. Bu nedenle Sulla ve Jül Sezar gibi politikacıların orduyu kazanmaya çalışması uzun sürmedi. Bunun sonucunda da askeri bir diktatörlük olan Roma İmparatorluğu doğdu.

S: Cumhuriyet ne kadar demokratikti?

C: Bu da tartışmalı bir konu. Bazı tarihçiler son derece demokratik olduğunu savunurken bazıları da demokratik kurumları aristokrasinin ele geçirdiğini, bu yüzden Cumhuriyet’in hiç de demokratik olmadığını söylüyor.

S: Roma vatandaşlığı nasıl işliyordu?

C: Vatandaşlık, Romalıların en büyük icatlarından biriydi. Atinalılar Atinalı olmak için Atinalı doğmak gerektiğine inanıyordu: Nasıl ki bir kedi sonradan köpek olamazsa siz de sonradan Atinalı olamazdınız. Ancak Romalılar bunun tersi bir prensibi benimsedi. Bir şehri fethettikten sonra çoğu zaman evlerini yakıp yıktıkları yerli halkı bir araya toplayıp şöyle derlerdi: “Tebrikler ve Roma’ya hoş geldiniz vatandaşlar.” Yani Romalılar kapsayıcı olmakla kalmıyor, bazen de zorla kapsayıcı oluyordu.

Ayrıca, aynı anda hem kendi şehrinizin vatandaşı hem de Roma vatandaşı olabileceğiniz gibi ilginç bir yenilik ortaya attılar. Aslında bu yeni bir fikir değildi. Roma önce İtalya, sonra Galya ve Anadolu halklarını fethederek inşa edilmişti. Onları nüfusun bir parçası haline getirmişler, Romalılardan daha Romalı olana kadar onlara model olmuşlardı. MÖ 91-88 İtalyan Sosyal Savaşı, Roma’nın İtalyan müttefiklerine vatandaşlık vermeyi reddetmesiyle tetiklenmiştir. Bu savaş, tarihte bir bağımsızlık savaşının tersinin yaşandığı tek örnektir.

Cumhuriyet, kendisinden sonra gelen Roma İmparatorluğu’ndan çok daha acımasız bir şekilde yayılmacıydı. Cumhuriyet kurulduğu sırada Roma, Etrüsk şehri Veii ile savaşıyordu. Veii bugünkü Roma’nın banliyölerinde yer alıyor. Bu da ilk zamanlarda Cumhuriyet’in ne kadar küçük olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet çöktüğünde ise Fırat kıyılarından günümüzün Portekiz kıyılarına kadar genişlemişti.

Getty Images X2

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo