Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
All About History

Atlantik köle ticareti

Dehşet verici bu insan ticareti ağı hem bireylerin hem de kıtaların kaderini belirledi.

15. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da başlayan denizcilik atılımları, yalnızca keşifleri değil, dünya tarihinin en karanlık ticaret ağlarından birini de beraberinde getirdi: Atlantik köle ticareti. Yaklaşık dört yüzyıl boyunca süren bu sistemde, Batı Afrika kıyılarından Amerika kıtasına milyonlarca insan zorla taşındı; yaşamları, aileleri ve kimlikleri ellerinden alındı. Avrupa sermayesinin birikiminde büyük rol oynayan bu ticaret, Afrika’nın ekonomik ve toplumsal yapısını da kökten sarstı.

Portekiz ve İspanya’nın önceliği Atlantik köle ticaretinin ilk adımları 1440’lı yıllarda atıldı. Portekizli denizciler, Afrika kıyılarında kurdukları ticaret noktalarında altın ve baharatla birlikte insan alım satımına da yöneldiler. 1493’te Kristof Kolomb’un Amerika kıtasına ulaşmasının ardından, Yeni Dünya’da kurulan kolonilerde tarım ekonomisi hızla gelişti. Ancak bu plantasyon ekonomisinin iş gücü ihtiyacı, yerli halkın büyük kısmının kısa sürede katledilmesi ya da hastalıklarla ölmesi nedeniyle karşılanamaz hâle geldi. Bunun üzerine gözler Afrika’ya çevrildi. İspanyol ve Portekizli tüccarlar, köleleştirdikleri Afrikalıları başta Karayipler ve Brezilya olmak üzere Amerika’nın dört bir yanına taşımaya başladılar.

Üçgen Ticaret

16. yüzyıldan itibaren İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi diğer Avrupa devletleri de bu ticarete dahil oldu. Ortaya çıkan sistem, “Üçgen Ticaret” olarak adlandırılır: Avrupa’dan Afrika’ya kumaş, silah ve alkol gibi mamul ürünler götürülür; karşılığında köleler alınır; bu insanlar Amerika kıtasına taşınır; oradan şeker, tütün ve pamuk gibi tarım ürünleri Avrupa’ya getirilirdi. Bu döngü, hem sermaye birikimi sağlıyor hem de köleliğe dayalı bir ekonomik sistemin temelini oluşturuyordu.

Rakamlarla acı gerçek

Atlantik köle ticareti boyunca, yaklaşık 12,5 milyon Afrikalı kıtadan zorla çıkarıldı. Bunlardan yaklaşık 10,7 milyonu hayatta kalarak Amerika kıtasına ulaştı. Yolculuk esnasında, yani bilinen adıyla “Orta Geçit”te (Middle Passage) 1,8 milyon kişi, hastalık, açlık, kötü muamele ve intiharlar nedeniyle hayatını kaybetti. Gemilerde insanlar birbirine zincirleniyor, dip dibe yatırılıyor ve günlerce güneş ışığı görmüyordu.

Brezilya bu ticaretin en önemli varış noktasıydı. Tüm kölelerin yaklaşık %40’ı, yani 4 milyonu aşkın insan bu ülkeye götürüldü. Karayipler ise bir diğer büyük merkezdi. Kuzey Amerika, yani günümüzdeki ABD toprakları ise aslında kölelerin toplam sayısının yalnızca %5’ine ev sahipliği yaptı. Ne var ki köleliğin sonraki yüzyıllarda burada sistematik hale gelmesi korkunç bir trajediye yol açtı.

Kıtanın değişen iç dinamikleri

Afrika’daki bazı yerel krallıklar ve tüccarlar, köle ticaretine doğrudan dahil oldular. Savaş esirleri, suçlular ya da dışlanmış gruplar Avrupa’ya satıldı. Lakin zamanla bu iş öylesine kârlı hâle geldi ki bazı bölgelerde sadece köle elde etmek amacıyla savaşlar çıkarılmaya başlandı. Böylece iç siyasi dengeler altüst oldu; geleneksel toplum yapıları ve ilişkiler zayıflarken, topluluklar arasındaki güven duygusu da derinden sarsıldı.

Köleliğin mirası

Atlantik köle ticareti, yalnızca bireylerin değil, kıtaların kaderini de şekillendirdi. Afrika’daki değerli insan kaynağını çekip alan bu sistem, kıtanın ekonomik gelişimini frenledi. Genç ve üretken nüfusun kaybı, imalatın ve teknolojik ilerlemenin yavaşlamasına neden oldu. Aynı zamanda, özellikle Batı Avrupa ve Amerika’daki sanayileşmenin önünü açan sermaye birikiminin en önemli dayanak noktalarından biri ne yazık ki bu insan ticaretiydi.

Yukarıdaki fotoğraf: Bir köle gemisinin iç düzenini gösteren bu çizim, “Orta Geçit” (Middle Passage) olarak bilinen deniz yolculuğunun dehşetini gözler önüne seriyor. Bu yolculuklar boyunca yüz binlerce Afrikalı havasızlık, açlık ve hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo