
Konfederasyon Antietam'da zafer kazansaydı tarihte ne değişirdi?
Röportaj: Dr. Gary W. Gallagher
Amerikan İç Savaşı (1861–65) sırasında Güneyli General Robert E. Lee komutasındaki Konfederasyon ordusu Kuzey’e yaptığı ilk büyük harekâtta, yani Antietam Muharebesi’nde geri püskürtüldü. General George B. McClellan’ın yönettiği Potomac Birlik Ordusu zafer kazandığını duyurdu ancak muharebeyi kesin bir üstünlükle sonuçlandıramadığı gerekçesiyle sonradan eleştirildi. Yine de Antietam, iç savaşın gidişatında kritik bir dönüm noktasıydı. Muharebenin hemen ardından Başkan Abraham Lincoln, Köleliğin Kaldırılması Bildirgesi’ni yayımladı. Ayrıca, Britanya’nın Konfederasyon’u tanıması ve savaşa doğrudan müdahale etmesi ihtimali ortadan kalktı. Lee’nin yaralı ordusu ise geri çekilerek Virginia’daki savunma hattına sığındı. Peki, Antietam Muharebesi’nde Konfederasyon galip gelseydi ne olurdu? Bu zafer Lincoln’ün başkanlığını ve dolayısıyla İç Savaş’ın kaderini nasıl etkilerdi?

Antietam’daki olası bir Konfederasyon zaferi Abraham Lincoln’ün başkanlığını nasıl etkilerdi?
1862 yazının sonları, Lincoln ve Birlik (Kuzey) için son derece çalkantılı bir dönemdi. Yedi Gün Muharebeleri boyunca yaşanan korkunç çarpışmalar ve ardından gelen İkinci Bull Run yenilgisi Lincoln’ü iyice köşeye sıkıştırmıştı. Ara seçimler yaklaşıyordu ve her zaman olduğu gibi hükümeti elinde tutabilmek, sahadaki orduların durumuyla doğrudan bağlantılıydı. Temsilciler Meclisi ve Senato’da çok sayıda Demokrat vardı ve seçmenin yaklaşık yüzde 45’ini Demokratlar oluşturuyordu.
Lincoln’ün köleliğin kaldırılması konusunda ilerleyebilmesi için geniş bir desteğe ihtiyacı vardı; sadece Cumhuriyetçilerden değil, ordu içindeki Demokrat askerlerden de destek almalıydı. Bu koşullar altında Konfederasyon’un (Güney) en gözde ordusunun Potomac Nehri’ni geçerek kuzeye girmesi, siyasi baskıyı daha da artırdı. Eğer Birlik ordusu Antietam’da mağlup olsaydı, bu durum Lincoln yönetimi açısından kesinlikle kötü sonuçlar doğururdu. Lincoln’ın görev süreci ciddi biçimde zorlaşır, Köleliğin Kaldırılması Bildirgesi’nin ilanı gecikirdi. Bildirge en azından askerî açıdan kazanılmış bir zafer sonrasına ertelenirdi ve bunun ses getiren bir zafer olması gerekirdi. Yıl sonunda Tennessee’deki Batı cephesinde kazanılan Stones River zaferinin yeterli olup olmayacağını dahi söylemek zor.
Öte yandan, tüm bunlara karşın Lincoln muhtemelen görevinden istifa etmezdi, zira yeniden seçime girmesine iki yıl daha vardı ve savaş yıllarında şartlar son derece hızlı değişebiliyordu. Nitekim 1864 yazında savaşın en karanlık dönemi yaşandı ve Lincoln’ün yeniden seçilemeyeceği neredeyse kesin gibi görünüyordu. Ünlü “Kör Muhtıra”sını işte bu dönemde yazmıştı. Muhtıra, Demokratlar iktidara geldiğinde savaşın artık kazanılamayacağını, bu yüzden, henüz görevi devretmeden nihai zaferin elde edilmesi gerektiğini söylüyordu. Sonrasında General Sherman’ın Atlanta’yı ele geçirmesi ve General Sheridan’ın Shenandoah Vadisi’nde art arda zaferler kazanmasıyla tablo tamamen değişti. Zira cephede işler değiştiğinde, cephe gerisindeki atmosfer ve moral durumu da hızla değişir.
Lincoln 1864 seçimlerini kazanamasaydı ne olurdu? Hayatta kalır mıydı?
Eğer Lincoln 1864’te yeniden seçilemeseydi, tek dönemle sınırlı, başarısız bir başkan olarak tarihe geçerdi. Başkanlığı, kaybedilmiş bir savaş girişimiyle anılırdı. Diğer taraftan, onun suikasta kurban gitmesi için gerekli koşulların çoğu ortaya çıkmayabilirdi. Lincoln’e suikast düzenleyen John Wilkes Booth’un sözlerine bakılırsa, başkanı öldürmesinin temel sebebi seçim sonrası yaptığı bir konuşmaydı. Booth, Lincoln’ün Siyah erkeklere oy hakkı tanınacağını söylediği o konuşma sırasında salonda olduğunu ifade etmişti. Onun için bardağı taşıran son damla buydu. Siyah erkeklerin oy kullanması fikrine dahi tahammül edemiyordu ve bu konuşma üzerine suikasta karar vermişti. Dolayısıyla, eğer Lincoln yeniden seçilmemiş olsaydı ve bu açıklamayı yapmasaydı, suikast muhtemelen gerçekleşmezdi.
Lincoln’ün seçimi kazanmasının ardında savaş alanındaki zaferler yatıyordu. General Sherman’ın Atlanta’yı ele geçirmesi, General Sheridan’ın Shenandoah Vadisi’ndeki harekâtı ve özellikle de Üçüncü Winchester Muharebesi (Eylül 1864) ve ardından gelen Cedar Creek zaferi (Ekim 1864), kamuoyunun fikrini değiştirdi. Bence asıl belirleyici unsur buydu. Hatta aynı yılın Haziran ayında General Jubal Early komutasındaki Konfederasyon birliklerinin Washington’a kadar ilerleyip şehre top mermileri yağdırmasına rağmen Lincoln’ın seçilebilmesi, zaferlerin ne kadar etkili olduğunu gösterir. Bu başarılar olmasaydı Lincoln büyük ihtimalle seçimi kaybederdi. Belki rakibi George McClellan’a değil, ama başka bir Demokrat’a…
Lincoln ikinci kez göreve başlarken yaptığı konuşmada savaşın seyrine dikkat çekmiş ve şöyle demişti: “Diğer her şeyin esasen bağlı olduğu nokta, ordumuzun kaydettiği ilerlemedir.” Bence bu dönemi anlamaya çalışan herkesin önce sahadaki askerî tabloya bakması gerekir. Askerî gelişmeleri dikkate almadan o yıllara dair alternatif senaryolar kurmak, tarihsel gerçeklikten kopmak olur.
Antietam Muharebesi’nde Konfederasyon zafer kazanmış olsaydı, Birlik’in savaş çabaları kısa vadede nasıl etkilenirdi?
Antietam’da bir yenilgi yaşansaydı, General McClellan muhtemelen savunmaya çekilir ve kuvvetlerini Washington çevresine konuşlandırarak temkinli davranırdı. Bu durum, özellikle savaşın Doğu Cephesi’nde Birlik ordularının komutasını üstlenecek yetkin bir lidere ihtiyaç duyulduğu gerçeğini çok daha net biçimde ortaya koyardı. Lincoln bu ihtiyacın farkındaydı elbette ama böylesine kritik bir görevi üstlenecek doğru komutanı bulmak hiç de kolay değildi.
Antietam’daki olası bir yenilgi savaşın kaybedilmesine yol açmazdı, fakat Lincoln’ün işini fazlasıyla zorlaştırır, askerî ve siyasi açıdan önünü görmesini güçleştirirdi.
Köleliğin kaldırılması açısından bakınca, Antietam’da olası bir Konfederasyon zaferi nasıl bir etki yaratırdı?
Köleliğin kaldırılması süreci doğrudan ordunun ilerleyişine bağlıydı. Birlik orduları nereye girerse orada özgürleşme ihtimali doğuyordu. Köleliğin fiilen son bulduğu gün olarak kabul edilen Juneteenth’in Texas’ta geç gerçekleşmesinin sebebi de budur: Birlik ordusu bölgeye 1865’te ulaşabildiği için, kölelik orada ancak bu tarihte fiilen sona erdi. Texas, savaş boyunca büyük ölçüde Konfederasyon kontrolünde kaldığından, Lincoln’ün 1 Ocak 1863’te ilan ettiği Köleliğin Kaldırılması Bildirgesi bu bölgede uzun süre uygulanamadı. General Gordon Granger’ın 19 Haziran 1865’te Galveston’a gelerek bildirgenin yürürlüğe girdiğini duyurmasıyla, özgürleşme süreci Texas’ta da fiilen tamamlanmış oldu. Bu gecikme, köleliğin kaldırılmasının sahadaki askerî ilerlemeye ne kadar bağlı olduğunu açık biçimde gösterir.
Sherman gibi bazı generaller Afrika kökenli Amerikalılara kişisel olarak yakınlık duymasa da ordunun varlığı kendi başına özgürleşmenin itici gücüydü. Tıpkı 1812 Savaşı’nda ve Amerikan Devrimi sırasında Britanya ordusunun oynadığı rol gibi, Amerikan İç Savaşı’nda da köleliğe son veren asıl belirleyici unsur siyasal söylemlerden ziyade sahadaki askerî ilerlemelerdi. Bu nedenle, Antietam’da Konfederasyon’un kazanması yalnızca bildirgenin ilanını geciktirmekle kalmaz, Birlik ordusunun ilerlemesini yavaşlattığı için özgürleşme süreci de birçok bölgede daha geç başlardı.
Antietam’da Konfederasyon galip gelseydi, Büyük Britanya Amerikan İç Savaşı’na müdahil olur muydu?
Savaş henüz sürerken, dönemin İngiltere Başbakanı Lord Palmerston ile Dışişleri Bakanı John Russell, Britanya’nın çatışmayı sona erdirmek amacıyla arabulucu olarak devreye girme ihtimalini zaten görüşmeye başlamışlardı. Dolayısıyla, Antietam’da Konfederasyon’un kazanması, Londra’dan mutlaka bir tepki gelmesine yol açardı. Bu tepki doğrudan asker gönderme şeklinde olmayabilirdi, fakat ne şekilde gerçekleşeceğini de tam olarak öngörmek mümkün değil. Kesin olan bir şey varsa, o da bunun Lincoln yönetimi ve Amerika Birleşik Devletleri için hiç de olumlu sonuçlar doğurmayacağıdır.
Maryland halkı neden General Lee’nin umduğu gibi Konfederasyon’u desteklemedi?
General Lee, esasen Birlik’e bağlı olsa da köleliğe tamamen karşı olmayan Maryland sınır eyaletinin Konfederasyon’a sempati göstereceğini umuyordu. Nitekim eyaletin iç kesimlerinde köle sahipleri bulunuyor, nüfusun bir kısmı Güney’e sıcak bakıyordu. Gelgelelim, Lee ordusunu eyaletin Birlik yanlısı olan ve köle sahibi nüfusun oldukça az olduğu bölgesine sevk etti. Bu nedenle beklediği desteği bulamadı.
1862 sonbaharında Kuzey Virginia Ordusu son derece yıpranmıştı. Askerler bitkin düşmüş, üniformaları paramparça olmuş, tedarik kaynakları ciddi ölçüde azalmıştı. Buna rağmen Lee, olağanüstü cesaretiyle ordusunu Potomac Nehri’nden geçirerek kuzeye taşıdı. Amacı, Virginia’daki çiftçilere hasatlarını toplamak için zaman kazandırmak ve ordusunu Maryland’den sağlayacağı yiyecek ve malzemelerle takviye etmekti.
Lee, sayıca üstün olan Birlik ordusunu kendi hamlesine karşılık vermeye zorlamanın en doğru strateji olduğunu düşünüyordu. Bu tercih tarihçiler tarafından kimi zaman eleştirilse de ordusunun içinde bulunduğu lojistik sıkıntılar göz önüne alındığında Lee’nin risk almaktan başka etkili bir seçenek göremediğini söylemek mümkün.
Antietam Muharebesi’nde Konfederasyon zafer kazansaydı, Lee ve Kuzey Virginia Ordusu’nun bir sonraki askerî hamlesi ne olurdu?
Lee’nin ordusu Eylül–Ekim 1862 itibarıyla son derece küçülmüştü; toplamda yaklaşık 50.000 askeri vardı ve Antietam’da fiilen çarpışanların sayısı 35.000 civarındaydı. Buna karşılık McClellan’ın emrinde 85.000 asker bulunuyordu. Dolayısıyla, Lee’nin Antietam’da elde edebileceği askerî sonuçlar, sayı üstünlüğünün karşı tarafta olması ve Birlik ordusunun ikmal hattına yakın konumda bulunması nedeniyle oldukça sınırlıydı.
Lee muhtemelen Washington veya Philadelphia’yı tehdit edebilecek güçte değildi. Büyük ihtimalle mümkün olduğunca uzun süre Kuzey topraklarında kalmaya çalışırdı. Maryland’in verimli tarım bölgelerinde manevralar yapar, ihtiyaç duyacağı yiyecek ve kaynakları buradan sağlamayı denerdi. Ayrıca, South Mountain geçitlerini savunarak Birlik ordusunun ilerlemesini zorlaştıracak bir strateji de uygulayabilirdi. Lee için asıl mesele, Birlik topraklarında geçirdiği her günün Lincoln yönetimi üzerinde siyasi baskı yaratmasıydı. Onun Kuzey’deki varlığı, Demokrat Parti’nin Lincoln’e muhalefetini güçlendirecek ve bu da Konfederasyon’un çıkarına hizmet edecekti.
Komutanlar yer değiştirmiş olsa, muhtemelen Antietam’ın galibi Lee olurdu diye düşünüyorum. McClellan sayıca üstün olmasına rağmen bu avantajını sahaya yansıtamadı; hatta Birlik askerlerinin önemli bir bölümü muharebeye hiç sokulmadı. Savaş sonrası tablo da bunu açıkça ortaya koyuyor: Lee, muharebe alanında tam bir gün kaldıktan sonra tek gecede Potomac Nehri’nin güneyine çekildi. Buna karşılık McClellan’ın nehrin karşı kıyısına geçmesi tam yedi hafta sürdü. Bu gecikme, Lee’nin yenilmiş olsa bile stratejik hamleleriyle avantaj elde edebildiğini; McClellan’ın ise zaman zaman karar vermekte ve inisiyatif almakta zorlandığını gösteren çarpıcı bir örnektir.

Neler oldu?
McClellan fırsatı kaçırdı
Potomac Ordusu’nun komutanı General George B. McClellan, Maryland Harekâtı sırasında sayıca General Robert E. Lee’nin ordusundan çok üstündü. Üstelik Konfederasyon’un tüm harekât planını içeren 191 No’lu Özel Emir, Lee’nin kısa süre önce terk ettiği bir kampta bulunmuştu. Emri okuduğunda McClellan’ın, “Eğer bu kâğıtla Bobby Lee’yi yenemezsem evime dönmeye razıyım,” diye bağırdığı söylenir. Ne var ki elindeki bu büyük fırsata rağmen harekete geçmekte ağır davrandı. Antietam Muharebesi’nde birliklerini parça parça cepheye sürdü ve kesin bir sonuç elde edemedi. Savaş taktik açıdan berabere bitse de Birlik stratejik bir üstünlük sağladı ve Lee, Virginia’ya geri çekilmek zorunda kaldı.
1863 Lincoln köleliğin kaldırılmasını resmen hedef ilan etti
22 Eylül 1862’de Lincoln geçici bildirgeyi yayımladı; nihai “Köleliğin Kaldırılması Bildirgesi” ise 1 Ocak 1863’te imzalandı. Bildirgede, o tarihte ABD’ye karşı ayaklanmış olan eyaletlerde “köle olarak tutulan tüm kişilerin bundan böyle özgür olduğu” ilan ediliyordu. Pratikte bu hamle, Birlik ordusunun kontrolü dışındaki bölgelerde kölelerin hayatında ani bir değişiklik yaratmadı. Ancak savaşın karakteri kökten değişmişti: İç Savaş artık yalnızca birliğin korunması için değil, aynı zamanda köleliğe son vermek için de yürütülen bir mücadeleydi.
1864 yeniden seçimi kazanan Lincoln suikasta uğradı
Lincoln, Kasım seçimlerinde General McClellan’ı açık farkla yenerek Seçiciler Kurulu’nda 212’ye karşı 21 oyla zafer kazandı. Dr. Gary W. Gallagher’a göre, “Lincoln’ün en büyük şansı, en iyi komutanların tam da ihtiyaç duyulduğu anda sahneye çıkmasıydı. General Ulysses S. Grant ile sağladığı iş birliği, savaşta üstünlüğü getiren kritik faktördü.” Ne var ki seçim zaferi aynı zamanda sonunu da hazırladı. İkinci yemin töreninin üzerinden henüz birkaç hafta geçmişti ki Nisan 1865’te bir tiyatro gösterisi sırasında John Wilkes Booth’un düzenlediği suikastta hayatını kaybetti.
Neler olabilirdi?
1862 Maryland halkı Konfederasyon’u destekler
General Robert E. Lee, Birlik topraklarında kazanılacak bir zaferin Konfederasyon’a büyük avantajlar sağlayacağını düşünüyordu. Özellikle sınırdaki Maryland eyaletinde yaşayan halkın desteğini almayı umuyor; yıpranmış Kuzey Virginia Ordusu’nu yeni askerler ve bölgedeki çiftçilerin sağlayacağı erzakla güçlendirmeyi hedefliyordu. Böylece Virginia’daki çiftçiler de savaşın kısa süreliğine hafiflemesiyle hasatlarını toplama fırsatı bulacaktı. Her ne kadar Maryland halkı başta bu çağrıya kayıtsız kalsa da Konfederasyon Antietam’da kesin bir zafer kazansaydı eyaletin Birlik’ten ayrılarak Güney’e katılması ihtimal dışı değildi.
1863 Büyük Britanya müdahale eder
Britanya hükümeti, Amerikan İç Savaşı’na diplomatik ya da askerî açıdan müdahil olmanın getireceği risk ve faydaları dikkatle değerlendiriyordu. Ülkenin tekstil sanayisi, Güney eyaletlerinden gelen pamuk tedarikine büyük ölçüde bağımlıydı. Ancak doğrudan müdahale, ABD ile sıcak çatışma ihtimalini de beraberinde getirebilirdi. Antietam’da Konfederasyon’un zafer kazanması — ki bu, İkinci Bull Run muharebesindeki başarının hemen ardından gelecekti — Londra’yı isyana daha açık destek vermeye itebilirdi. Hatta belki yalnızca diplomatik düzeyde değil, sınırlı ölçüde deniz ve kara kuvvetleriyle fiilî yardım seçeneği bile gündeme gelebilirdi.
1864 Lincoln sahneden çekilir, demokratlar barış görüşmeleri yapar
Antietam’da olası bir Konfederasyon zaferi, Lincoln’ün siyasi kariyerinin sonunu getirebilir ve suikasta uğrama ihtimalini ortadan kaldırabilirdi. 1864’te Cumhuriyetçi Parti tarafından yeniden aday gösterilmiş olsa bile, savaş alanında sürecek yenilgiler muhtemelen seçimin Demokrat aday lehine sonuçlanmasına yol açardı. Bu senaryoda yalnızca Lincoln’ün değil, General McClellan’ın askerî ve siyasi kariyeri de büyük ihtimalle sona ererdi. Her ne kadar partisi savaşın barışla sonlandırılmasını savunsa da McClellan, savaşı kazanma hedefinden vazgeçmeyeceğini açıkça belirtmişti. Onun bu tutumu siyaseten elini zayıflatır, yerini bir başka Demokrat isim alırdı. Bu yeni liderin önceliği ise İç Savaş’ı müzakere yoluyla sonlandırmak olurdu.
All Images: © Sara Biddle, © Getty Images












