
Karanlık prens: Niccolò Machiavelli
Yazan: Philippa Grafton
Modern siyasetin babası olarak adlandırılan Niccolò Machiavelli, çok uzun zamandır siyasi alanda kötü olan her şeyle özdeşleştiriliyor. İsminden üretilen “Makyavelci” sıfatı, kendi hedeflerine ulaşmak için kurnazca ve manipülatif bir şekilde her yolu kullanmak anlamına geliyor. Peki bu efsanenin arkasındaki insan, mirasının bize anlattığı kadar acımasız mıydı?
Machiavelli’nin itibarı, ilginç bir şekilde ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. O, İngilizce konuşulan ülkelerin tarihine omurgasız ve entrikacı politikacıların ilki olarak geçse de anavatanı İtalya’da, bu tarihsel önyargı kabul görmüyor. Machiavelli burada yaklaşık 500 yıldır, görüşleri zamanının çok ilerisinde olan bir yenilikçi olarak anılmakta. Aslına bakılırsa, Machiavelli’nin felsefi görüşleri modern iktidarları şekillendirdi ve gözlemleri hâlâ 15. yüzyılda olduğu kadar geçerli.

1469’da doğan Machiavelli’nin çocukluğu ile ilgili çok az şey biliniyor. Kaynaklara göre, babasının Floransa’nın eteklerindeki malikânesinde büyüdü ve gelecek vadeden Floransalı bir diplomata uygun bir eğitim aldı. Felsefi düşüncenin merkezi olan Floransa, Machiavelli’ye olağanüstü bir hümanist eğitim sağladı. Ancak bu kültür merkezi sürekli bir kargaşa halindeydi. Floransa, bir asırdan daha kısa bir süre önce İtalyan Rönesansı’nın merkezi olarak kabul görmüştü. 1400’lerin başlarında Medicilerin yükselişiyle şehir zenginleşti ve büyüdü. Fakat Floransa, Cosimo de’Medici ile gelişse de, komşu bölgelerle sürekli çatışmalar içindeydi ve ufukta görülen yabancı istilası gittikçe yaklaşıyordu. Kalıcı barış uzak bir rüyaydı. 1494’e gelindiğinde Medici Floransa’dan atıldı ve genç Machiavelli bu sert, istikrarsız siyasi ortamda başarılı oldu.
1498’de Machiavelli, görüşleri sınırları aşan bir vaiz olan Girolamo Savonarola’nın sorgulayıcı vaazlarına ve konuşmalarına katıldı. Savonarola, Papa’nın yozlaşmasına karşı vaazlar verdi ve kâfir olmakla suçlanarak o yıl asıldı. Bu olaydan günler sonra Machiavelli, kendini Floransa’nın dış ilişkilerinden sorumlu ikinci temyiz mahkemesinin başı olarak buldu. Bu genç insanın, bilinen herhangi bir deneyime sahip olmadan hükümette bu denli yüksek bir konuma gelişi tarihçileri hâlâ şaşırtıyor. Machiavelli’nin görev süresi, Medicilerin iktidara döndüğü 1512 yılına kadar sürdü.
Medici ailesi tarafından sekiz yıllık bir sürgüne gönderilmesinin öncesinde Machiavelli, siyasi kariyerinde gittikçe güçlenmişti. 1505’te şehrin paralı askerlere bağımlılığını azaltmak için yeni bir milis gücü kurmaya ikna ettiği Baş yargıç Piero Soderini’nin lütfunu kazandı. Soderini tarafından yaratılan milis kuvvet, Machiavelli tarafından yönetiliyordu. Buna ek olarak, aralarında Fransa Kralı VIII. Charles ve dönemin papasının da bulunduğu önemli isimleri ziyaret etti. Bu isimlerin arasında Machiavelli’nin ilk yazılarına ve en bilinen eseri Prens’in bazı bölümlerine ilham veren siyasetçi Cesare Borgia da vardı.
Machiavelli, 1503 yılından itibaren yazmakla ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladı. Floransa tarihi üzerine iki bölümlük bir şiir destanının ilk parçası olan “Decennali Şiiri”ni bir yılda tamamladı. Ancak Machiavelli’nin hızla yükselen diplomatik kariyerinin perde arkasında hâlâ başka güçler çalışıyordu. Papa II. Julius, Fransa’ya karşı yaptığı savaşta Roma Katolik İttifakı’na İspanya’yı da almıştı ve Eylül başında İttifak, General Ramón de Cardona’ya Floransa’yı ele geçirmesini emretti. Bunun başarılmasının ardından Medici Hanedanlığı tekrar kuruldu. Bu, Machiavelli için tam bir felaket anlamına geliyordu.
Mediciler geri döner dönmez, hanedanlığa karşı bir komploya dahil olmakla suçlanarak tutuklandı ve iddiaya göre, bedendeki kemikleri geren bir alet vasıtasıyla işkence gördü. Machiavelli, Medici’ye karşı yapılan herhangi bir komploya dahil olduğunu şiddetle reddetse de hapsedildi. Ancak şans ondan yanaydı ve ertesi yıl şubat ayında Papa II. Julius öldü. İktidardaki Medicilerin soyundan gelen yeni papa X. Leo’nun adına kutlamalar düzenlendi ve yine onun şerefine af ilan edildi.
Machiavelli artık özgürdü ama bunun bedeli çok yüksekti. Floransa kentinden uzaklaştırıldı ve şehrin eteklerindeki aile mülküne çekilmesi emredildi. Machiavelli bu uzun ve sıkıcı sürgün döneminde, çağdaş siyaset üzerine, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan ve tartışmalı yorumlar içeren en ünlü eseri Prens’i yazmaya başladı.

Floransa dışındaki mülkünde kısılı kalan Machiavelli, yaşadığı şehrin siyasi atmosferine nasıl geri döneceğini düşünürken, kariyeri boyunca elde ettiği siyasi tecrübeleri aktaracağı diplomatik bir rehber hazırlamayı istiyordu. 1513’te Prens’i tamamladı ve eserini Floransa’nın yeni ilan edilen hükümdarı ve Medici ailesinin lideri olan Muhteşem Lorenzo’ya adadı. Bu ithafın, eski durumuna dönebilmek için hükümdarı pohpohlama girişimi mi, yoksa sürgüne gönderildiği şehrin siyasetiyle alay eden entelektüel bir hiciv mi olduğu günümüzde halen tartışma konusu.
Her iki durumda da kitap, 1532’de yani Machiavelli’nin ölümünden beş yıl sonra yayımlandığında bir skandal yaratmaya yetti. Machiavelli, Prens’te çalışmalarını iki kısıma ayırmıştı. İlk kısımda güç kazanma yöntemlerini anlatıyordu. Tartışmasız şekilde en önemli kısım olan ikincisinde anlatılan ise sahip olduğun iktidarı korumanın yollarıydı. Machiavelli’nin sevgiyle hatırlanmamasının nedeni, kitabındaki bu tartışmalı ve infial yaratan ifadeleriydi. Çünkü Prens, herhangi bir yöneticinin sahip olması gereken niteliklerin bir tanımını sunmanın yanı sıra, çok ciddi bir ahlaki soru da soruyordu: Ahlaki bütünlüğünüzü sağlam tutmak ve güç kaybetmek mi, yoksa hedeflerinize ulaşmak için yöntem ne olursa olsun ahlaki değerlerden bazı tavizler vermek mi?
Özellikle iki bölüm tartışmaların alevini körükledi. Machiavelli, “Prensler Sözlerini Nasıl Tutmalıdır?” başlıklı 18. bölüm’de şunu yazmıştı: “Erdemli olmak takdire şayandır, fakat kimi zaman başarılı bir hükümdar olmanın yolu ahlaki olmayan araçlardan geçer. Nihai iyilik uğruna bazen kötü olmak kaçınılmazdır.” Ardından buna dair şöyle bir tavsiye veriyordu: “Bu yüzden, bir canavar olarak nasıl davranacağını iyi bilmek zorunda olan bir prens, tilki ve aslanı taklit etmelidir. Çünkü aslan kendini tuzaklardan koruyamaz ve tilki de kendini kurtlardan koruyamaz. Bu nedenle kişi, tuzakları tanımak için tilki ve kurtları korkutmak için aslan olmalıdır.“
7. bölüm olan “Başkasının Gücü ve Talihiyle Ele Geçirilen Prenslikler” ise okuyucuları iyice dehşete düşürmüştü. Machiavelli bu bölümde, Valentinois Dükü Cesare Borgia’nın Romagna’da Cesena’yı fethetmesinin hikâyesinde vahşeti savunuyor gibiydi. Remirro de Orco’yu yardımcısı olarak kullanan Borgia, ona kasabanın zorla ele geçirilmesini emretti. Orco, bölgeye barış getirmek amacıyla kafa kesme ve hadım etme gibi acımasız yöntemler kullandı.
Kasabadaki isyan zamanla bastırıldı ancak kasabanın sakinleri yaptıkları nedeniyle Orco’yu hiç affetmedi. Bu yüzden Borgia, kasaba sakinlerine iyi görünmek için yardımcısını ikiye böldü ve kasaba meydanında sergiledi. Vahşeti bu şekilde başka bir vahşetle sona erdirdikten sonra vergileri azalttı, bir tiyatro ve karnaval kurarak şehre yatırım yaptı. Bu olay, eserde, halka nihai barış, güvenlik ve refah getirmek amacıyla, toplu katliam ve cinayet gibi yöntemlerin kullanılmasını haklı gösteren mükemmel bir örnek olarak sunuluyordu.
Machiavelli, Prens’i tamamladıktan sonra Livy Söylemleri, The Mandrake ve Savaş Sanatı’nı da içeren birçok eser kaleme aldı. Ancak Prens, hükümdarı etkilemek için kurnazca bir hile gibi görünse de amacına asla ulaşamadı. Hatta Muhteşem Lorenzo büyük olasılıkla Machiavelli’nin başyapıtını hiç okumadı. 1527’de 58 yaşında hayata gözlerini kapayana kadar, evinden çıkamayan ve siyasi alana asla geri dönemeyen sürgün bir siyasetçi olarak yaşadı. Machiavelli bir politikacı olarak hayatta başarısız olsa da yazıları nesiller boyu hem iyi hem de kötü anlamda birçok insanı etkiledi.
Stalin ve Mussolini gibi çağdaş tarihin tiranlarının ve diktatörlerinin yanı sıra, fantastik bir televizyon dizisine konu olan Game of Thrones (Taht Oyunları) kitaplarının yazarı George R. R. Martin de dahil olmak üzere, modern kültürün en ikonik yaratıcı figürlerinden bazılarına ilham verdi. Özellikle günümüzde dünyayı çevreleyen siyasi iklim düşünüldüğünde, Machiavelli’nin yazdıkları bugün bile geçerliliğini koruyor.
500 yılı aşkın süredir, iktidar olmanın kuralları değişmedi. Değişen tek şey, acı gerçekleri maskeleyen yüzler oldu. Ama belki de Machiavelli’nin yazılarında anlattığı özelliklerin vücut bulduğu, o entrikacı ve düzenbaz politikacılara ihtiyaç duyuyoruz. Kim bilir?












