
Aydınlanma Çağı’nın öncü düşünürleri ve modern dünyaya etkileri
- Émilie du Châtelet Fransız, 1706–1749
Gabrielle-Émilie Le Tonnelier de Breteuil, nam-ı diğer Marquise du Châtelet, yaşadığı dönemin en parlak entelektüellerinden biriydi. Aynı zamanda Voltaire’in hem düşünsel hem de romantik hayatındaki önemli bir figürdü. Daha ziyade matematik ve fizik üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınıyordu. Ateşin doğası hakkında yazdığı inceleme, Fransız Bilimler Akademisi’nin düzenlediği bir yarışmada Voltaire’inkine rakip olmuştu. Hayatının son yıllarını, Isaac Newton’un Principia Mathematica adlı eserini Fransızcaya çevirmeye adadı. Bu çeviri, ölümünün ardından 1756 yılında, Voltaire’in yazdığı bir önsözle yayımlandı.
- Adam Smith İskoç, 1723–1790
Siyaset, ekonomi ve sosyoloji alanlarında çalışmalar yapan Adam Smith’in modern düşünceye en büyük katkısı, 1776’da yayımlanan Ulusların Zenginliği adlı eseriydi. Modern ekonomik düşüncenin temellerini atan bu kitap, aynı zamanda ulusların zaman içindeki gelişimini anlamamıza da yardımcı oldu. İlk çalışmaları ise daha ziyade insan doğasına odaklanıyordu ve politik fikirlerini buradan hareketle inşa etti. Smith, Devrim’den önce Fransa’yı pek çok kez ziyaret etmiş, Aydınlanma’nın ülkedeki önde gelen düşünürleriyle tanışma fırsatı bulmuştu.
- Mary Wollstonecraft İngiliz, 1759–1797
Feminist düşüncenin öncülerinden Mary Wollstonecraft, kariyerine öğretmenlik ve mürebbiyelik yaparak başladı. Daha sonra yayıncılığa yönelerek fikirlerini duyurabileceği bir alan buldu ve kadınların hem toplumsal yaşamda hem de eğitimde erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. 1792’de yayımlanan en ünlü eseri Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi, büyük ölçüde bu eşitlik meselesine odaklanıyordu. Kitabına, Thomas Paine’in İnsan Hakları adlı eserinden esinlenerek bu başlığı vermişti. Wollstonecraft, Fransız Devrimi’ni yerinde görmek için İngiltere’den Fransa’ya gitti. Ardından, Avrupa’yı dolaşarak toplumsal gözlemlerini içeren yazılar kaleme aldı.
- Voltaire Fransız, 1694–1778
Keskin zekâsı, özgürlükçü fikirleri ve sivri diliyle tanınan Voltaire, Amerikan ve Fransız devrimlerine giden süreçte büyük etki yaratan bir düşünürdü. Despotizme ve zulme karşı mücadele verdi ve her zaman akılcı düşüncenin en güçlü ve popüler savunucularından biri oldu. Nüfuzlu bir Fransız ailesiyle yaşadığı çatışma nedeniyle İngiltere’ye sürgün edilmiş, burada geçirdiği yıllarda birçok yeni fikirle tanışmıştı. Ülkesine döndüğünde bu fikirleri bizzat tiyatro eserlerine, tarih kitaplarına ve felsefi yazılarına yansıttı. Voltaire, günümüzde Fransız edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.
- Laura Bassi İtalyan, 1711–1778
Çocuk yaşta üstün yetenekleriyle dikkat çeken Laura Bassi, bir Avrupa üniversitesinde fizik profesörü unvanı alan ilk kadın olarak döneminin çok ilerisinde bir isimdi. Bologna Üniversitesi’nden bir profesörün himayesine girmiş, sıra dışı zekâsı kısa sürede hem akademisyenlerin hem de başpiskoposun ilgisini çekmişti. Bologna Bilimler Akademisi’ne kabul edildi ve metafizikten ahlak felsefesine uzanan çeşitli konularda profesörlerle yaptığı kamuya açık bir münazarada entelektüel yetkinliğini sergiledi. Henüz 20’li yaşlarının başındayken fizik profesörü unvanını aldı. Üniversite kampüsünde eğitmenlik yapmasına izin verilmese de evinde özel dersler vererek akademik kariyerini sürdürdü. 1776 yılında fizik kürsüsüne atanarak bu göreve getirilen ilk kadın oldu.
- Thomas Paine İngiliz - Amerikalı, 1737–1809
İngiltere doğumlu Thomas Paine, yazılarıyla Amerikan Devrimi’ne yön veren isimlerden biriydi ve bu yönüyle Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucu babalarından olduğu kabul edilir. Özellikle, kaleme aldığı Sağduyu (Common Sense) adlı kitapçık, monarşiyi sert biçimde eleştirmesi ve yalnızca temsil hakkı değil, doğrudan bağımsızlık çağrısı yapmasıyla büyük yankı uyandırmıştı. Devrimin ardından yazdığı İnsan Hakları ve Akıl Çağı adlı eserleriyle cumhuriyetçi yönetim anlayışına ilişkin siyasi felsefesini pekiştirdi. Bu metinler, Fransız Devrimi’ni savunuyor ve modern toplumlarda dinin rolünü sorguluyordu. Paine, siyasetteki etkisine ve hükümetteki rolüne rağmen hayatı boyunca maddi sıkıntılarla boğuştu. Ayrıca, kurumsallaşmış örgütlü dine ve ekonomik eşitsizliğe dair eleştirileri nedeniyle farklı çevreler tarafından sık sık hedef hâline getirildi.
- René Descartes Fransız, 1596–1650
“Düşünüyorum, öyleyse varım” (Cogito, ergo sum) sözüyle tanınan René Descartes, düşünce eylemini kişinin varlığının en temel ve kesin kanıtı olarak gördü. Duyuların ve bellekte yer alan bilgilerin varlığı ve gerçekliği sorgulanabilir olsa da Descartes’a göre insan, düşündüğü sürece, var olduğuna dair asla şüphe duyamazdı. Aynı zamanda bir matematikçi ve bilim insanı olan Descartes, zihin kavramına ve çevresindeki dünyaya ilişkin fikirlerini bu alanlardaki bilgi birikimiyle besledi.
- John Locke İngiliz, 1632–1704
Aydınlanma düşüncesinin öncülerinden filozof John Locke, deneyciliğin ve siyasal liberalizmin kurucu isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ortaya koyduğu fikirler, daha sonra ABD Anayasası’na yön veren temel ilkelerden bazılarına ilham verdi. Locke’a göre, bir toplumda bireyler, doğal haklarını güvence altına almak için bir araya gelerek ortak bir yönetim kurar; böylece halk ile yönetim arasında karşılıklı sorumluluğa dayanan bir toplum sözleşmesi doğar. Öte yandan, bu süreçte herkesin inanç özgürlüğü korunmalı, ancak ahlaki düzen yalnızca dinî öğretilere değil, insan aklına ve doğaya da dayanmalıdır. Zira ona göre, dinî kurallardan bağımsız, aklı ve doğayı temel alan evrensel bir ahlak anlayışı da mevcuttu ve bu anlayış, insanların dinî farklılıkları bir kenara bırakıp birlikte uyum içinde yaşamasını mümkün kılabilirdi.
- David Hume İskoç, 1711–1776
Filozof, tarihçi ve ekonomist David Hume, zihnin doğası ve bilgiyi nasıl biriktirdiğimize dair kendi kuramlarını geliştirmeye çalışırken, Isaac Newton’un bilimsel yaklaşımından ve John Locke’un felsefesinden ilham aldı. Ortaya koyduğu düşünceler, başta İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme adlı iki ciltlik eseri olmak üzere birçok önemli çalışmayla somutlaştı ve kendi felsefi sisteminin temelini oluşturdu. Hume, nihayetinde, insanın edinebileceği tek gerçek bilginin deneyim yoluyla kazanılabileceği sonucuna vardı. Bu görüşü ve sonraki eserleri, ünlü Alman filozof Immanuel Kant dâhil pek çok düşünürü derinden etkiledi.
- Cesare Beccaria İtalyan, 1738–1794
Diğer Aydınlanma düşünürleri felsefe, siyaset, matematik ya da bilim alanlarında öne çıkarken, Cesare Beccaria modern düşünceye en büyük katkısını ceza adaleti alanındaki reformist görüşleriyle yaptı. Bir Cizvit okulunda eğitim gördükten sonra hukuk okuyan Beccaria, 1760’tan itibaren Milano’daki Aydınlanma çevrelerinde etkin olmaya başladı. 1764’te kaleme aldığı Suçlar ve Cezalar Hakkında (Dei Delitti e Delle Pene) adlı eseri, kamu politikalarının mümkün olan en çok sayıda insana en büyük yararı sağlaması gerektiğini savunan faydacı düşünceye dayanıyordu. Beccaria, işkencenin ve idam cezasının kaldırılmasını savunmuş, mahkeme süreçlerinin kamuya açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştı.
© Alamy, © Shutterstock
Benzer Haberler

Amerikan İç Savaşı’nda Konfederasyon’un son büyük zaferi: Chickamauga Muharebesi

Çin'in Altın Çağı

Petit Trianon: Versay’da neoklasik mimari ve kraliçenin sığınağı









