Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
Mindfulness

Bilinçli farkındalık (Mindfulness) yaratıcılığı nasıl etkiler?

İçeriği Paylaş

Algımızda yaratıcılığın çok şaşırtıcı olmak ya da çok etkileyici olmak, hatta başkalarının beğenisini kazanmak gibi gizil anlamları olabilir. Bu da bizim hayatımızdaki beyaz sayfaları doldururken aslında ne denli yaratıcı olduğumuzu fark etmemizi engelleyebilir.

Yazan: Dr. Psikolog Şeyma Çavuşoğlu

İlk cümleyi yazmak hep en zor olandır. Bir yazı ortaya çıkmadan, insan o boş sayfayla bakışırken, nereden tutmak istediğini, neyin yazılmayı beklediğini belirleyememek ürkütücü olabilir. Bu his, içinden geçtiğimiz günlerin de yoğun olarak hissettirdiği, hayatın aslında kontrolümüzde olmadığına dair yaşadığımız iç sorgulamalarımızın yarattığı duyguya benzer. Bir nevi panik, kaygı, uzaklaşma isteği, daralma hâli… Sebebi belki de hayatın anlarının da bir yazı oluşmadan önce bakıştığımız beyaz sayfaya benzemesidir. İnsan, zihinsel olarak beyaz sayfanın üzerini ne şekilde isterse doldurabileceğini bilse de, buna olumlu bakmaya çalışsa da, nereden başlayacağını bilememek kaygı uyandırıcıdır. Peki, ne yapacağız? Derin bir nefes alıp, duygumuzu olduğu gibi yargılamadan fark edip, adını koyup, tekrar derin bir nefes alacağız; korkuyorum, kaygılanıyorum, gerginim veya çok yorgunum. Bir başka deyişle, ne yapabileceğimizi keşif yolunda ilk adımımız, farkındalık olacak.

Yaşanan anda oluşan duygumuzu fark etmek ve adlandırmak derken bahsettiğimiz ise, “mindfulness”. Diğer isimleriyle, bilinçli farkındalık ya da fark’andalık da diyebiliriz. Mindfulness, hem bir oluş hâli hem de günlük yaşamı etkileyen ve pratikle geliştirilebilen bir beceri. Düşünce ve duyguların girdabına kapılmadan, onları yargısızca fark ederek, anda olana odaklanabilmeyi anlatıyor. İnsan, kapılmadan, yargılamadan, sürüklenmeden farkında olabildiğinde, görme ve algı çapı genişliyor. Özellikle, o an yaşananın sadece kendisini etkilemediğini, orada etkilenen ve etkileyen başka durumların ya da kişilerin de olduğunu kavrıyor. Bu da daha derin bir algıya imkân tanıyor. Yargılamadan fark etmek tabirini birkaç kez kullandım. Yargı, bir düşünce aslında. O yüzden bizim algımızı etkiliyor. Yargılamadan, kabulle ve nezaketle anda olanı fark edebilmek, mindfulness pratiğinin özü.

Beyaz sayfa yaratımı davet eder

Diyelim ki duygu ve düşüncelerimizi fark ettik, yargılamadan nazik bir tutumla bizi nasıl etkilediklerini gözlemledik ve bu kısır döngüden çıkabildik. İşte bu noktada, o beyaz sayfayla daha nötr, dengede ve meraklı bir tutumla karşı karşıya kalıyoruz. Artık beyaz sayfa ve bilinmezlik ürkütücü bir hâl almıyor. Aksine, bu boş alan yaratımı davet ediyor. Peki, yaratmak ne demek? Yaratıcılık nedir?

Yaratıcılığın tanımına bakarken, “Sanat Terapisi” perspektifini kullanıyorum. Sanat terapisinde önemli isimlerden Donald Seiden, yaratımı evrelerle tanımlar: Hazırlık, keşif, tanımlama, adanma ve yorumlama. Yaratıcılığın doğasında bir hazırlık aşaması vardır. İnsan hem farkında olarak hem de olmadan, günlük yaşamında pek çok veriyle donatılır. Sadece beş duyumuzun algıladıklarını bile düşünsek, ne kadar kapsamlı bir veri tabanından bahsettiğimiz daha net anlaşılabilir. Duyduklarımız, gördüklerimiz, tattıklarımız, burnumuza çalınan kokular, tenimizde hissederek algıladıklarımız… Ve bunlara ek, zihnimizde uyanan düşünceler, içimizde beliren duygular… Hepsi bizi yaratıcılığa hazırlar.

Mindfulness ise, beyaz sayfayı fark ettiğimizde, hazırlık evresindeki verilerden ilham alarak gözlem yeteneğimizi derinleştirmemizi destekler. Yani bir sonraki aşamaya geçer, bu verilerden birine ya da birkaçına odaklanır ve keşfe çıkarız. Olası yolları tasarlarız. Sonra bir seçim yaparız. Bu seçim anı, başlangıç noktamıza göre daha tanımlı bir hâldir. Artık bir yönümüz vardır. Beyaz sayfaya ilk cümleyi yazmışızdır ve kafamızda bir akış oluşmuştur.

Sanat terapisi diliyle, yaratıcılığın adanma evresinde bir imge bizim için ön plana çıkar. Bu seçilene zaman, emek ve çaba adarız. Bazen insan bu özelliğini “yaratıcılık” olarak tanımlamaktan çekinir. Algımızda yaratıcılığın çok şaşırtıcı ya da çok etkileyici olmak, hatta başkalarının beğenisini kazanmak gibi gizil anlamları olabilir. Bu da bizim hayatımızdaki beyaz sayfaları doldururken aslında ne denli yaratıcı olduğumuzu fark etmemizi engelleyebilir. Bir düşünün; aldığınız kararları, yaptığınız işi, her gün yönettiğiniz ve programladığınız birçok durumu… Karşınıza çıkan sorunları ve er ya da geç sorunlarla baş etmenin bir yolunu buluşunuzu… Sakin, dinlenmiş, duygu ve düşüncelerine kapılmayan bir zihin, mindful tutumuyla bu çözüme daha rahat ulaşabilir. Seiden’ın evreleriyle açıklayacak olursak; mindful bir gözlemle önümüzde duranları tanımlamak, seçim yapabilmemizi kolaylaştırır.

Seçim yapıldıktan sonra, ortaya alınan kararın sonucu çıkar ve buna dair içimizde bir yorum oluşur. Bu noktada mindfulness, yorumun yargısızca algılanmasında etkin bir yardımcıdır. Mindful –bilinçli olarak farkında olduğumuz– bir tutum, yargılamadan, seçimimizin sonucunun etkisini ve öğrettiklerini gözlemlemeye bizi davet eder.

Hayatın akışındaki gelgitler gibi, Seiden’ın tanımladığı yaratıcılık evreleri de düz bir çizgi olarak ilerlemeyebilir. Yaratıcılık gelir ve gider, yükselir ve alçalır, bu evrelerden biri çokuzun sürerken bir diğeri hızlıca geçilebilir, bazen bir öncekine geri dönülebilir. Mindfulness ile yaratıcılık birlikte işlediğinde, gelgitler ve her an yeniden oluşabilen beyaz sayfalar, farkında olmadığımız bir hâle kıyasla daha rahat ve akışkan yaşanabilir. Niyet, denemek. Olmadığında yargılamadan, neticeyi gözlemlemek. Sonra, yeniden denemek.

Yargı, bir düşünce aslında. O yüzden, bizim algımızı etkiliyor. Yargılamadan, kabulle ve nezaketle anda olanı fark edebilmek, mindfulness pratiğinin özü.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo