
Farkında değilsin, farkındalığın kendisisin
Yazı: Ahmet Aykaç / Doğal Sağlık Danışmanı
Doğduğunda avuç kadardın. Bedenin şimdiki kütlesinin çok küçük bir oranında idi. Çocukken de tastamam “ben” hissediyordun kendini. Yediklerini dönüştürdün ve kendine bir beden ördün, yani bedenin yediklerinden oluşan bir birikim. Biriktirdiğin senindir, senin olan sen olamaz.
Zihnin de doğduğunda bomboştu. Deneyimlerinin ve öğrendiklerinin birikiminden oluştu. Anılar, bilgiler ve kurgulardan oluşan bir düşünce yığınına dönüştü. Çocukken bu yığın yoktu ama sen yine de vardın ve tastamamdın. O hâlde zihnin de senin biriktirdiğin bir unsur.
Bedenini gözlemleyebilirsin. Gözlerini kapatıp bedeninin çeşitli yerlerindeki kasılma ya da gevşeme, ağrı veya rahatlık, sıcaklık, soğukluk, sertlik ve boşluk gibi hisleri izleyebilirsin. Aynı şekilde zihninden geçen düşünceleri ya da bunların oluşturduğu duyguları da gözlemleyebilirsin.
Gözlemlenen beden ve zihin ise, gözlemleyen ne? Beden ve zihin birer birikim ise, biriktiren ne? İşte o sensin! Bu öz; ruh, bilinç ya da enerji gibi birçok tanımlama ile anılır. Biz “deneyimleyen” diyelim, yani farkındalık. Farkında olamazsın, çünkü farkındalık ve olmak özünde aynı şey. Farkındalığı zihninle anlaman olanaksızdır çünkü zihin ancak sınırlandırılmış tanımlamaları algılayabilir. Zihnin algısı ancak biçimle olabilir; yani nicelik ya da nitelik. Farkındalığın ise özellikleri yoktur. Olguyu yalnızca yansıtır. Deneyimlerini zihin filtresinden geçirerek anladıkların farkındalık değildir, aksine farkındalığı gölgeleyen yanılsamalardır. Farkındalık, ancak zihnin tamamen dingin olduğunda deneyimlediğin boyuttur.
Zihni dinginleştirerek bu boyutun kapısını aralayan iki anahtardan söz edebiliriz: “Beklentisiz & Tepkisiz” deneyim. “Olanı olduğu gibi görmek” anlamına gelen Sanskrit “Vipassana” meditasyonu bu deneyime götüren çok etkili bir meditasyondur:
Dikkatini önce beş duyunla algıladıklarına yönlendir. Sadece bak, gördüklerini birbirinden ayırmadan, tanımlamadan, isimlendirmeden, tek bir görüntüye bak. Bir bebek gözleri ile. Sonra gözlerini kapat ve dikkatini burnundaki kokuya yönlendir. Tanımlamadan, sadece orada ol. Sonra sırası ile ağzındaki tatta, tenindeki histe, kulağındaki seslerde. Sonra düşüncelerini izle. Onları durdurmaya çalışma. Sadece izle, izin ver gelsinler, bırak gitsinler. Sadece bir-iki dakika izle. Sonrasında da duygularını. Adını koymadan, direnmeden, tutunmadan, “Beklentisiz & Tepkisiz”
sadece izle. Devamında bedenindeki hisleri ve en sonunda nefesini. “Ben” sandığın bütünün bileşenlerini izledikçe onlardan ayrışırsın. İzleyen, izlenenden farklı olduğunu idrak eder. Kendini tanımladığın yığın çözüldüğünde, geride sadece farkındalık kalır. Sadece hayat, sadece olmak. İşte sen O’sun.
"Ben sandığın bütünün bileşenlerini izledikçe onlardan ayrışırsın. İzleyen, izlenenden farklı olduğunu idrak eder. Kendini tanımladığın yığın çözüldüğünde, geride sadece farkındalık kalır."












