
Hitler'in komandoları: Otto Skorzeny gerçekten bir kahraman mıydı?
Yazan: Mark Simner
Otto Skorzeny, Adolf Hitler’in cesur komando lideri olarak efsaneleşmiştir. Bununla birlikte, savaşın sona ermesinden bu yana Skorzeny hakkında yazılanların çoğu, onun kendisini bir kahraman olarak resmetmek için gösterdiği kayda değer çabalardan kaynaklanmaktadır. Skorzeny belki de en çok 1943 yılında İtalyan diktatör Benito Mussolini’nin kurtarıldığı “Oak” (Meşe) Operasyonu’ndaki rolüyle hatırlanmaktadır. Ancak işin garip tarafı kendisi bu operasyonu ne planlamış ne de yönetmiştir. Skorzeny gerçekte, başarılı bir askerî komutandan çok, kendi kibrini tatmin etmek için elinden geleni yapan bir zafer avcısıydı. Yine de yaptığı işler ve gerçekleştirdiği operasyonlar tarihi bir merak uyandırmaya devam etmektedir.

“Oak” (Meşe) operasyonu
Skorzeny, Eylül 1943’te savaştaki ilk başarılı “özel” görevi olan “Oak” (Meşe) Operasyonu’nda yer aldı. Bugün en iyi hatırlandığı operasyon budur, ancak kendisi bu görevin planlama grubunda yer almadığı gibi, görev sırasında kritik bir fiziki faaliyet de yürütmemiştir.
Müttefiklerin Temmuz 1943’te Sicilya’yı istila etmelerinden kısa bir süre sonra Roma’daki Gran Consiglio del Fascismo (Faşist Büyük Konseyi) Mussolini’nin liderliği için güvensizlik kararı aldı. Kral Victor III. Emmanuel, Il Duce’nin yerine Mareşal Pietro Badoglio’yu getirdi ve 25 Temmuz’da Mussolini’yi tutuklattı. Badoglio bunun ertesinde barış talebinde bulunmak üzere Müttefiklerle gizli görüşmelere başladı. İtalya 3 Eylül’de ABD ve Büyük Britanya ile Cassibile Mütarekesi’ni imzaladı. Zaten kuşkulu olan Hitler ayrıntılar ortaya çıktığında çok öfkelendi.
Badoglio, Hitler’in Mütareke ilan edilir edilmez İtalya’daki Alman güçlerine kontrolü ele geçirme emri vereceği konusunda yanılgıya kapılmamıştı. Hatta o kadar ileri gitti ki Müttefiklerden Ateşkes şartları yürürlüğe girmeden önce İtalya anakarasına güç çıkarmaya başlamalarını istedi. Bu, Müttefik kuvvetlerin İtalya’da bir yer edinmesine ve Roma’yı korumak için yeterli sayıda asker çıkarmalarına zaman tanıyacaktı. Badoglio ayrıca Hitler’in Mussolini’yi kurtarmaya çalışacağının da farkındaydı.
Mussolini tutuklanmasının ardından, en son Hotel Campo Imperatore’de tutuluncaya kadar birkaç kez farklı yerlere taşındı. Esas olarak bir kayak merkezi olarak kullanılan otel, Gran Sasso d’Italia dağ silsilesinde, denizden yaklaşık 2.130 m yükseklikteki bir yüksek platoda yer alıyordu. Karayoluyla gitmenin mümkün olmadığı otele sadece teleferikle ulaşılabiliyordu. Hitler, Mussolini’nin nerede tutulduğunu öğrenmek istedi. Alman istihbaratı, ele geçirilen sinyallerden onun Abruzzi dağlarında bir yerde hapsedildiğini öğrendi. Nazi Almanya’sının SS teşkilatında yarbay muadili Obersturmbannführer rütbesinde bir asker olan Herbert Kappler, Mussolini’nin tam yerini tespit etmek için yerel bir muhbir ağından yararlandı ve bu bilgiyi elde etmek için sahte banknotlar kullandı. Sonunda, Gran Sasso bölgesindeki bir polis kaynağından Mussolini’nin otelde olduğunu öğrendi.
Almanlar daha önceden Achse Operasyonu’nu başlatmış, kuzey ve orta İtalya’daki stratejik noktaların kontrolünü ele geçirmiş ve binlerce İtalyan askerini silahsızlandırmıştı. Mussolini’yi kurtarma operasyonu 12 Eylül 1943 gecesi, baskın yapmanın tek yolu olarak planörlerin kullanılacağı cüretkâr bir görevle gerçekleştirilecekti. Görevin planlanmasından sorumlu olan Binbaşı Harald Mors, aynı zamanda operasyonun genel taktik komutasını da üstlenecekti.

Bu arada Skorzeny’nin başlangıçta Mussolini’nin ailesini Roma’nın hemen dışındaki Rocca delle Caminate’den kurtarmak üzere ikincil bir operasyon için görevlendirildiğini de belirtmek gerekir. Ancak daha düşük görev verilmiş olmasından memnun olmayan Skorzeny, General Kurt Student’ı kendisini Mussolini’yi kurtarma operasyonuna katılacak planör gücüne atamaya ikna etti. Görev için her biri dokuz Fallschirmjäger (II. Dünya Savaşı’nda Almanya’ya ait elit hava indirme birlikleri) askeri ve bir pilot taşıyan on adet DFS 230 planörü hazır bulunduruldu. Planörler iki kişilik Henschel Hs 126 uçakları tarafından çekilecekti. Planör gücünün başındaki subay Üsteğmen Georg Freiherr von Berlepsch’ti ve ilk planöre binerek Pratica di Mare’den saat 1.05’te havalandı. Bu sırada Skorzeny ve 17 SS askeri dördüncü ve beşinci planörlere bindi. Ancak, uçuş sırasındaki manevralar nedeniyle, Skorzeny’nin de içinde bulunduğu 4 ve 5 numaralı planörler hedefe ilk varanlar olacaktı. Bu durum Skorzeny’yi çok sevindirmişti.
Saat 14.00’te Binbaşı Mors komutasındaki iki motorlu bölük, Campo Imperatore’ye giden demiryolunun yakındaki vadi istasyonunu ele geçirdi. Burada bir İtalyan orman koruma memuru Alman ilerleyişini bildirmeye çalışırken, bir Jandarma (Carabinieri) personeli ise Almanlara direnmeye çalışırken öldürüldü. Bu iki kişi operasyon sırasında verilen yegâne kayıp olacaktı. Saat 14.05’te planörler otelin yakınına sert inişler yapmaya başladı.
Sayıları 200 civarında olmasına rağmen, Mussolini’yi koruyan Carabinieri personeli Fallschirmjäger askerleri tarafından kısa sürede bozguna uğratıldı. İnanılmaz bir şekilde, operasyonun bu bölümünde tek bir kurşun bile atılmamış ve yukarıda sayılanlardan başka kayıp yaşanmamıştı. Bu belki de en çok İtalyan General Fernando Soleti’nin bölgedeki Carabinieri personeline direnmemelerini söylemesi için Alman birliklerinin yanında baskına götürülmesinden kaynaklanıyordu.
Operasyonun başlamasından sonraki on dakika içinde Mussolini bulundu ve Almanlar tarafından otelden çıkarıldı. Kendisini bekleyen Fieseler Fi 156 Storch tipi hafif uçak, planörlerden kısa bir süre sonra bölgeye iniş yapmıştı. Mussolini sadece tek yolcu taşıma kapasitesine sahip olan bu uçağa bindi. Uçağın kapasitesine rağmen Skorzeny, kamuoyunda olumlu bir izlenim bırakacağını düşünerek Mussolini ile birlikte gitmekte ısrar etti ve pilotun itirazlarına rağmen uçağa bindi.
Mussolini’nin biyografisini kaleme alan yazar Nicholas Farrell, felaketle sonuçlanabilecek kalkışı şu sözlerle anlatmıştır: “Mussolini ve Skorzeny, Storch tipi uçak için çok ağırdı ve pistleri olan Apenin çayırı da kalkış platformu olarak bir uçak gemisinden daha elverişsizdi. Kayalarla dolu bölgede kalkış alanı çok kısaydı. Öyle ki Mussolini Almanların kayaların bir kısmını yoldan kaldırmalarına yardım etti. Pilot kalkış için gaz verirken bir düzine Alman askeri uçağın hareketini engellemek ve böylece azami itiş gücü sağlamak için kanatları tutmak zorunda kaldı. Sonra uçak havalandı ve ancak uçuruma doğru daldıktan sonra yavaşça düzgün uçuşa geçebildi.”

Skorzeny ve Mussolini uçakla önce Pratica di Mare’ye götürüldü ve burada kendilerini Viyana’ya götürecek olan bir Heinkel He 111’e aktarıldılar. Mussolini Viyana’da bir gece Hotel Imperial’de kaldıktan sonra ertesi gün Münih’e hareket etti. Nihayet 14 Eylül’de Mussolini Hitler ile Doğu Cephesi ana karargâhı olan Kurt İni’nde (Wolfsschanze) buluştu. Mussolini’nin kurtarılması Naziler için büyük bir propaganda zaferiydi. Hatta operasyona Nazi Almanya’sının propaganda faaliyetlerini yürüten “Propagandakompanie” adlı birimin askerleri de eşlik etmişti. Propaganda personeli operasyona katılan ve miğferini çıkarmış vaziyette gökyüzüne doğru bakıp poz veren sarışın genç bir askerin fotoğraflarını çekmekte hiç vakit kaybetmemişti.
Stuart Smith’in “Otto Skorzeny The Devil’s Disciple” (Şeytan’ın Müridi) adlı kitabında yazdığına göre o günkü olaylar şöyle gelişmişti: “Sinema ekranlarındaki titrek siyahbeyaz görüntülerde bile dağ ortamı muhteşem görünüyordu. Askerler süper kahramanları andırıyordu. Mussolini, uzun kışlık paltosu ve koyu renk fötr şapkasıyla otelden çıkıp bir grup askerin arasından kameraya doğru yürüdü. Mussolini ve yanındakiler gülümsüyordu. Sağ koluna girerek ona rehberlik eden, soluk üniformalı, bıyıklı, yüzünün sol tarafında uzun bir yara izi olan, uzun boylu ve heybetli bir Alman subay vardı. Belli ki bu subay kameranın kendisini kaydettiğinin farkındaydı. Görüntüleri anlatan kişi onu, yıldırım gibi bir operasyonla Der Duce, yani Mussolini’yi kurtaran SS Yarbay Skorzeny olarak tanıtıyordu.”
Bu operasyon aynı zamanda, Almanya’nın Müttefikler karşısında Sicilya ve İtalya’da aldığı feci yenilgilerden sonra dikkatleri başka yöne çekmek için Hitler’e bir fırsat sunuyordu. Skorzeny’nin Mussolini ile birlikte bulunma ısrarı aslında propagandanın bir parçasıydı. Kendisi Mussolini’nin kurtarıcısı olarak görülmek, ilgi odağı ve anın kahramanı olmak istiyordu; bunlar zafer avcısı Skorzeny’e özgü davranışlardı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Skorzeny anılarını bir kitap olarak yayınladı. Bu kitapta Oak Operasyonu’na katıldığını, hatta bu operasyonu hem planladığını hem de yönettiğini iddia etti. Ancak, Óscar González López’in Freeing’in Mussolini adlı kitabında doğru bir şekilde işaret ettiği gibi: “Kendi içinde kafa karıştırıcı ve ilgi çekici olan bu operasyonun hikâyesi, yaşananlar hakkında birçok şeyler uyduran Skorzeny’nin kişisel kibri tarafından karartılmıştır.”

“Long Jump” operasyonu"
Mussolini’nin kurtarılmasının ardından iddiaya göre Skorzeny “Üç Büyük” Müttefik lideri olan Franklin D. Roosevelt, Winston Churchill ve Joseph Stalin’e yapılacak bir suikast planına dâhil edildi. Alman istihbaratı Kasım 1943’te İran’ın başkentinde yapılması planlanan Tahran Konferansı’ndan haberdar olmuştu. Görevin Skorzeny’e verilmesi üzerine operasyon planının hazırlanmasına başlandı. Ancak dediklerine inanacak olursak, Skorzeny görevin başarı şansının olmadığını savundu. Hitler de aynı fikirdeydi ve operasyondan vazgeçildi.
Bununla birlikte, Sovyet İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) üç Müttefik liderini öldürme planını kendilerinin ortaya çıkardığını ve İran’daki ajanlarının deşifre olduğunu öğrenen Almanların operasyonu iptal ettiğini ileri sürdü. Sovyetler ayrıca kendi ajanlarından birinin Nazi Ordusu içinde Alman subayı kılığına girdiğini ve Hans Ulrich von Ortel adında sarhoş bir SS subayından bilgi aldığını iddia etti. Ancak von Ortel’in gerçekte hiç var olmadığı ve bir Sovyet icadı olduğu da iddia edilmiştir.
Sovyet istihbaratına güvenmedikleri için ne Amerikalılar ne de İngilizler iddia edilen komplo konusunda ikna oldular. Hatta İngiltere’nin Ortak İstihbarat Komitesi daha sonra iddiaların tamamen saçmalık olduğu sonucuna vardı. Yine de Skorzeny’nin suikast planına dâhil olduğu iddiası çok tartışılmıştır. Gerçek ne olursa olsun, Long Jump Operasyonu Skorzeny efsanesinin bir parçası olmaya devam etmektedir.

“Rösselsprung” (Knight’s Leap) operasyonu
Skorzeny’nin bir sonraki faaliyeti Yugoslavya’da Josip Broz Tito’yu ele geçirmeye yönelik olarak yapılan ve felaketle sonuçlanan Rösselsprung Operasyonu’ydu. Tito, Yugoslav partizan direnişinin lideriydi ve Müttefikler tarafından Yugoslavya’nın meşru lideri olarak tanınmıştı.
Tito Müttefiklerden destek aldığı için, Almanlar Müttefik birliklerinin Dalmaçya kıyılarına çıkarma yaparak yeni bir cephe açabileceği sonucuna vardılar. Eğer Tito ele geçirilebilirse, bunun Müttefik planlarının bozulmasına neden olacağına inanıyorlardı. Skorzeny operasyonla ilgili planlama çalışmalarına başlamak üzere Nisan 1944’te Belgrad’a gitti. Ancak söylenenlere göre orada bulunan Alman ordu komutanlığı kendisine gönülsüzce destek vermişti.
Almanya Hava Kuvvetleri (Luftwaffe) 25 Mayıs’ta Drvar’da seçilen hedef bölgelerini bombaladı. Bunun ardından Almanların paraşüt birliğine (Fallschirmjäger) mensup askerler kasabanın yakınına indi. Hedef aldıkları bölgede, Tito’nun bir mağarada olduğunu sanıyorlardı. Almanlar için talihsiz gelişme, Tito’nun partizanları tarafından pusuya düşürülmeleri oldu. Bir sonraki dalgada bölgeye atlayış yapan Fallschirmjäger askerleri yanlış yere iniş yaptı ve hedefledikleri bölgeye birkaç mil yürümek zorunda kaldılar. Tito’nun mağarasına vardıklarında, o çoktan gitmişti. Hafif silahlı Almanlar bir kere daha Yugoslav partizanların saldırısına uğradı ve ağır kayıplar verdi.

“Panzerfaust” (Armoured Fist) operasyonu
Hitler, 1944’ün sonlarında Macaristan lideri Amiral Miklós Horthy’nin Sovyetlerle görüşmelere başladığını öğrendi. Yenilgiden korkan müttefiki Horthy Stalin’e teslim olmaya hazırlanıyordu ve bu, Almanya’nın güney kanadını savunmasız kılacak bir hareketti. Führer bu gelişme üzerine Skorzeny ve Alman Silahlı Kuvvetler İstihbarat Teşkilatı tarafından 1939 yılında kurulan Brandenburg adlı birliğin eski bir personeli olan Adrian von Fölkersam ile görüştü. Her ikisi de Panzerfaust Operasyonu’yla Horthy’yi iktidardan uzaklaştırmak için Macaristan’a gidecekti. Horthy’nin oğlu olan ve Nikki olarak bilinen Miklós Horthy Jr, 15 Ekim 1944’tebir sanayici ve aynı zamanda Macaristan Tuna Limanları Müdürü olan Felix Bornemisza’nın ofisine geldi. Nikki, Sovyetler için aracılık yapan Yugoslavya temsilcileriyle görüşeceğini sanıyordu. Ancak binaya girdiğinde aniden kendini Gestapo adamları tarafından sarılmış halde buldu ve bayıltıldı.
Faaliyete silahlı destek sağlayan Skorzeny, 30 personelini yakınlardaki kapalı kamyonlarla Fölkersam’ın komutası altına göndermişti. Kendisi de sivil giysiler içinde arabasını ofis binasının dışına park etmiş ve motor arızası varmış gibi bir görüntü sergileyerek kaputun altına bakıyordu. Nikki ve Bornemisza bir kamyona bindirilerek bölgedeki havaalanına doğru yola çıkarıldı. Daha sonra Macar muhafızlarla çatışma yaşandı ve Nikki’nin arabasına bir el bombası isabet etti.
Şansı yaver giden Skorzeny, Nikki’nin bekleyen bir uçağa konulmasını sağlamak için tam zamanında havaalanına ulaşabildi. Bornemisza ise daha sonra serbest bırakıldı ancak Nikki Viyana’ya götürüldü ve Mauthausen’de gözetim altına alındı. Bu arada, oğlunun kaçırıldığını öğrenen Horthy çok öfkelendi ve saat 14.00’te ulusal radyodan Sovyetlerle bir ateşkes imzaladığını duyurdu. Skorzeny, ertesi gün askerlerini dört Tiger II tankıyla birlikte Horthy’nin yönetim binasının bulunduğu Budapeşte’deki Viyana Kapıları bölgesine intikal ettirdi. Durumunun umutsuz olduğunu anlayan Horthy hiçbir direniş göstermeyerek teslim oldu. Almanlar, Nazi yanlısı Ferenc Szálasi’yi ülkenin kukla yöneticisi olarak atadı.

“Griffin” operasyonu
Bulge Muharebesi (Aralık 1944 - Ocak 1945) sırasında gerçekleşen Griffin Operasyonu, Skorzeny tarafından yönetilen özellikle tartışmalı bir görevdi. Panzerfaust Operasyonu’ndan dönmesinin ardından Hitler Skorzeny’i görmek istedi. Stuart Smith’in kitabına göre: “Hitler, aceleyle inşa edilen ve sığınak olarak kullanılan Führerbunker’e gelen Skorzeny ile baş başa görüştü. Kendi ifadesine göre, Hitler onu her zamanki gibi samimi bir şekilde karşılamıştı. Ellerini uzatarak öne çıktı ve aferin Skorzeny dedi. Seni 16 Ekim tarihinden geçerli olarak SSObersturmbannführer (Yarbay) rütbesine terfi ettirdim ve Alman Altın Haçı ile ödüllendiriyorum.” Tebrik faslı sona erdiğinde Führer, planladığı Ardenler Taarruzu’nun bir parçası olarak Skorzeny’den ne yapmasını istediğini özetledi. Hitler’in Skorzeny’e, “Bir asker olarak kariyerindeki en önemli görevi büyük olasılıkla sana vereceğim.” dediği söylenir. Führer Skorzeny’e böyle büyük bir saygı duyuyordu. Yaklaşan operasyonu sadece çok az kişi biliyordu ve Skorzeny de artık onlardan biriydi. Hitler, Skorzeny’den 150. Panzer Tugayı adıyla özel bir tugay kurmasını istedi. Bu birliğin amacı Meuse Nehri üzerindeki birkaç köprüyü ele geçirmekti. Hitler, Skorzeny’ye askerlerinin düşmanı yanıltmak ve kafa karışıklığı yaratmak için ele geçirilmiş ABD ordusu üniformaları giymeleri gerektiğini bildirdi. Ayrıca Tugay personeli ele geçirilen Müttefik araçlarını da kullanacaktı. Bütün bunlar tartışma yaratacak hususlardı. Müttefik üniformalarının kullanılmasının 1907 Lahey Konvansiyonu’na aykırı olabileceği ve Müttefikler tarafından yakalanmaları halinde askerlerinin idam edilebileceği Skorzeny’nin dikkatinden kaçmamıştı. Skorzeny’nin bu konuda hukuki tavsiye aldığı bile söylenmektedir.
Bu konuda biraz muğlak olan Lahey Konvansiyonu’nda şu ifadeler yer alıyordu: “Askerler düşman üniformalarını sadece çatışmaya girmeden düşman topraklarına girmek ve hedef nesnelere yaklaşmak için kullanabilirler. Eğer çatışmaya girerlerse, ateş açmadan önce gerçek kimliklerini açıkça göstermelidirler.” Bu ifadeler Skorzeny’nin savaş sonrasında görülen davasında önemli bir rol oynayacaktı.
Hitler’in tasarladığı taarruz başlamadan önce Skorzeny’nin 150. Panzer Tugayını kurmak ve harekete hazır hale getirmek için sadece birkaç haftası vardı. Karşılaşılan zorluklardan biri İngilizce, tercihen de Amerikan aksanıyla konuşabilen yeterli sayıda Alman askeri bulmaktı. Böyle adamların bulunması için bir talep duyurusu yapıldı. Amerikalılar bu sıra dışı talebi daha sonra öğrendi.

Tugay 3.000’den fazla askerden oluşacaktı. Yeterli sayıda Müttefik üniformaları bir yana, ele geçirilmiş tank, cip, kamyon ve diğer araçlara duyulan ihtiyaç Wehrmacht için büyük sorundu. Bu konuda Stuart Smith’in kitabında “Hitler Griffin Operasyonu’nun önemini vurgulamasına rağmen, uygulamada ordu Skorzeny’ye çok az yardımda bulundu. Bunun nedeni muhtemelen genelkurmayda genel olarak aldatma operasyonları, özel olarak da Skorzeny ve SS komandoları hakkında duyulan şüphelerdi.” ifadeleri yer almaktadır.
Sonunda Skorzeny, Müttefik araçları gibi kamufle edilmesi gereken Alman araçlarını kullanarak teçhizattaki önemli eksiklikleri gidermek zorunda kaldı. En kötüsü de yeterince iyi İngilizce konuşabilen asker sayısının çok az olmasıydı. Bu sorunlar yüzünden Skorzeny tugayın büyüklüğünü üç taburdan iki tabura indirmeye mecbur kaldı.
Erlere görevleri söylenmemişti ama Skorzeny10 Aralık günü subaylarını nihai olarak bilgilendirdi. Müttefikler yıkmaya fırsat bulamadan önce Amay, Huy ve Andenne’deki köprüleri ele geçireceklerdi. Tugay X, Y ve Z olarak adlandırılan üç muharebe grubuna ayrıldı. Her köprü için bir muharebe grubu görevlendirildi ve 16 Aralık’ta operasyon başladı.
Neredeyse görev başlar başlamaz sorunlar yaşandı. Öncelikle 150. Panzer Tugayı tarafından takip edilen üç tümenden biri olan 1. SS Panzer Tümeni, ilk 48 saat içinde kendi başlangıç noktasına ulaşamadı. Bu da Skorzeny’nin yapması gerekenleri zamanında gerçekleştirememesine neden oldu. Sonuç olarak, 150. Panzer Tugayı planlandığı gibi değil, düzenli bir muharip birlik olarak kullanıldı ve Tugayın Malmedy’nin güneyinde toplanması emredildi.
Yine de Skorzeny’nin askerleri Amerikalılar arasında kafa karışıklığına neden oldu. Bir Alman birliğinin General Dwight D. Eisenhower’a suikast düzenleyeceği söylentisi yayıldı ve bunun üzerine Eisenhower güvenliği için tecrit edildi. Gerçekte böyle bir suikast girişiminde bulunulma ihtimali yoktu. Yine de hoşnutsuzluk duyan Eisenhower, Skorzeny’nin askerlerinin yakalanmasını emretti.
Sonunda yirmi üç kişi yakalandı ve bunlardan 16’sı ABD üniforması giydikleri için idam edildi. Ele geçirilen Müttefik üniformalarının bu şekilde kullanılması Skorzeny’nin savaştan sonra yargılanmasına neden olacaktı. Griffin Operasyonu başarılı olmasa da Hitler Skorzeny’yi bir kez daha ödüllendirdi. Skorzeny Demir Haç Şövalye Haçı’na ek olarak Meşe Yaprakları nişanını da alacaktı.
Kurtadamlar Teşkilatı ve Savaş Sonrası 1945 başlarında, savaş Almanya için neredeyse kaybedilmişken Skorzeny, Almanya’da ilerlerken Müttefik hatlarının gerisinde faaliyet gösterecek bir gerilla gücü olan Kurtadamlar için eleman yetiştirmekle meşguldü. Ancak Skorzeny, Kurtadamların etkili bir güç olarak faaliyet göstermek için çok az sayıda olduğunu fark etti. Söylenenlere göre kendisi bunun üzerine dikkatini çok sayıda Nazinin kaçışını kolaylaştıracak ve “fare hatları” (ratlines) adı verilen rotalar geliştirmeye yöneltti.
Skorzeny savaşın sonunda Müttefikler tarafından yakalandı ve sonraki iki yılını Bulge Muharebesi sırasındaki eylemleri nedeniyle yargılanmayı bekleyen bir tutuklu olarak geçirdi. Nihayet 1947 yılında Dachau Duruşmalarında hâkim karşısına çıktı. Ne var ki, Müttefik üniformaları kullanmasına rağmen 9 Eylül günü beraat etti. Çünkü mahkeme Skorzeny’nin askerlerinin üzerlerinde bu üniforma varken çatışmaya girdiğini kanıtlayamadı.
Skorzeny beraat etmesine rağmen “denazifikasyon” yani Nazi ideolojisinden arındırma sürecinden geçmeyi beklerken Darmstadt Toplama Kampı’nda tutuldu.
Temmuz 1948’de oradan kaçmayı başardı ve ilk olarak Bavyera’da bir çiftlikte saklandı. Şubat 1950’de Paris’te görüldü ve bir mühendislik firması kurduğu Madrid’e gitmeden önce Salzberg’e kaçtı.
Skorzeny 1950’lerde Mısırlılara silah satmak ve orada askerî danışman olarak bir görev yapmak amacıyla Mısır’ı ziyaret etti. Yaptıklarından pişmanlık duymayan bir Nazi olan Skorzeny’nin 1960’larda İsrail istihbarat teşkilatı Mossad için çalıştığı bile söylenmektedir.
Skorzeny 5 Temmuz 1975’te, 65 yaşındayken Madrid’de akciğer kanserinden öldü. Ardında, çoğu kendi kibri için yaratılmış, gerçeklerin ve uydurmaların karışımından oluşan bir efsane bıraktı.

Franz operasyonu
Skorzeny’nin tabur büyüklüğündeki 502. SS-Jägerbataillon adlı birliğinin üstlendiği ilk görev Franz Operasyonu’ydu. Bu birlik 1943’ün sonlarında SS teşkilatının bir komando ve özel kuvvetler birimi olan Sonderverband zbV Friedenthal üyelerinden oluşturuldu. Görevleri İran’a paraşütle inerek İngiliz karşıtı olan ve göçebe yaşayan Türk kökenli Kaşkay halkını Sovyetler Birliği’ne giden Müttefik malzemelerine saldırmaları için kışkırtmaktı. Skorzeny bu görevi yapan birliğe eşlik etmedi. Nihayetinde, İngilizlerin Tahran’da önemli bir Alman ajanını tutuklamasının ardından görev başarısız oldu.
"Brandenburger Birliği"
“Brandenburger” (bazen de batılılar tarafından Brandenburg Komandoları) olarak adlandırılan bu birlik ilk olarak 1939 yılının sonlarında Alman askerî istihbarat servisi Abwehr bünyesinde bir özel kuvvetler birimi olarak kuruldu.
Bu birim fikri, yabancı dil becerileri gelişmiş üyelerin görevlendirilmesini öneren bir ordu istihbarat görevlisi olan Theodor von Hippel’den geldi. Bu birlikte çalışan personel, düşman hatlarının gerisinde muhabere ve lojistik hatlarına saldırmak ya da diğer sabotaj eylemlerini gerçekleştirmek gibi operasyonları yürütmekle görevlendirilecekti. Bu fikre karşı direnç gösterilmesine rağmen Hippel’e bir bölük kurması için izin verildi.
Bu birlik, var olduğu süre boyunca birkaç kere isim değişikliğine uğradı. Bu isimler arasında sırasıyla Deutsche Kompagnie, Baulehrkompagnie 800 ve Bau-Lehr-Bataillon zbV 800 vardı. Ancak ilk kurulduğu yer olan Brandenberg’e atfen birlik yaygın olarak “Brandenburg” ya da “Brandenburger” adıyla anıldı.
Birliğe katılanlar keşif, göğüs göğüse çarpışma, tahrip, istihbarat toplama ve diğer uzmanlık becerileri de dâhil olmak üzere çeşitli konularda eğitiliyordu. Birlik personelinin çoğu kötü karakterliydi ve üst düzey ordu komutanları onların yöntemlerinden hoşlanmıyordu. Birliğin üyeleri yürüttükleri faaliyetler sırasında insanlara zulmetmiş ve savaş suçları işlemişlerdir.
“Brandenburger” birliği İkinci Dünya Savaşı’nın büyük bir bölümünde görev yaptı ve giderek büyüdü. Polonya, Hollanda, Balkanlar, Baltık Devletleri, Yugoslavya, Romanya, Doğu Cephesi ve daha başka yerlerde çeşitli operasyonlar düzenlendi. Birliğin bazı personeli daha sonra Otto Skorzeny’nin 502. SS-Jägerbataillon adlı birliğine transfer olurken, diğerleri Benito Mussolini’yi kurtarma operasyonunda ve Josip Broz Tito’yu yakalama girişiminde görev aldı.

Otto Skorzeny
1908 yılında Viyana’da doğan Skorzeny, askerlik geleneğine sahip orta sınıf, sağ görüşlü bir Avusturyalı ailede büyüdü. Hayatının erken dönemlerinde radikal fikirlere yatkınlık belirtisi göstermemesine rağmen, daha sonra Viyana Teknik Üniversitesi’nde okurken milliyetçi bir yapısı olan Burschenschaft adlı öğrenci derneğine katıldı. 1932 yılına gelindiğinde Avusturya Nazi Partisi’nin bir üyesiydi ve birkaç yıl sonra Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin yarı askerî örgütü olan Sturmabteilung (SA)’ya kaydolacaktı.
İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin ardından Skorzeny Alman Hava Kuvvetlerine (Luftwaffe) müracaat etti ancak çok uzun boylu ve uçmak için fazla yaşlı olduğu gerekçesiyle geri çevrildi. Yine de askere yazılmaya kararlıydı ve Nazi Partisi’nin muharip kolu olan Waffen-SS’ye katıldı, ilk önce 1940 yılında 1. SS Panzer Tümeni’nde (Diğer adıyla Leibstandarte-SS ‘Adolf Hitler’) eğitim aldı.
Skorzeny, Doğu Cephesi’nde görev yaparken, ateş altında olmasına rağmen bir aracı kurtardığı için İkinci Derece Demir Haç ile ödüllendirildi. Ayrıca şarapnel parçalarından başından yaralandı ve tekrarlayan baş ağrıları nedeniyle 1942’nin başlarında Berlin’e geri gönderildi. Berlin’de geçirdiği huzursuz dönemde özel birliklerin kullanımı ve daha “cüretkâr harp yöntemlerinin” benimsenmesi üzerine düşünmeye başladı.
Nazi Almanya’sı Güvenlik Ana Ofisi (RSHA) başkanı Ernst Kaltenbrunner’den 1943’te Skorzeny’nin düşüncelerine destek geldi. Bu gelişme Skorzeny’nin RSHA’nın Amt VI (Dış İstihbarat) başkanı Walter Schellenberg ile bir görüşme yapmasına yol açtı. Dış İstihbarat başkanı Skorzeny’nin fikirlerini beğendi ve onu Waffen-SS içinde bir komando birliği olan Sonderverband zbV Friedenthal’ın başına atadı.
Alamy, Getty
Benzer Haberler

Afrika’da Birinci Dünya Savaşı: Sömürgecilik, açlık ve kayıplar

Alman Doğu Afrikası'nda I. Dünya Savaşı neden bu kadar uzun sürdü?

I. Dünya Savaşı'nda Afrika Cephesi: Güney Afrika'nın Alman kolonilerine seferi









