Haber kapak görseli
Genel
13 dk okunma süresi
History Of War

Bletchley Park ve Enigma: Şifre kırıcılar İkinci Dünya Savaşı’nı nasıl değiştirdi?

Bletchley Park’taki İngilizlerin “kırılamaz” Enigma şifresini nasıl kırdığını ve Nazileri yenmeye nasıl yardımcı olduklarını keşfedin.

Şubat 1942’de dünyadaki güç dengeleri pamuk ipliğine bağlıydı. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım durmak bilmiyordu. Atlantik Okyanusu’na gece çökmek üzereydi ve su kapkaranlık, buz gibiydi. Dünyanın dört bir yanındaki denizlerin derinliklerinde Alman U-botları avlarının peşinde süzülüyordu. Saldırıya geçmeden önce sabırla bekliyor, hatta bazıları konvoyların etrafında görünmeden dolaşıyordu. O gece bir U-bottan fırlatılan torpidolarla bir Amerikan konvoy gemisi alevler içinde kaldı ve gökyüzü aydınlandı. Mürettebat buz gibi denizde ölüp gideceklerini, Atlantik’i geçerek İngiltere’ye ulaştırmaları gereken ikmal malzemeleri ve erzakın da kaybolacağını biliyordu. Çığlıklar ve haykırışlar sonunda sessizliğe gömülürken yakındaki gemiler olan biteni korkuyla seyretmek başka bir şey yapamıyor, sıranın kendilerine gelmesinden endişe duyuyorlardı. Kurt sürüsü bir kurban daha almıştı. Müttefik Devletler U-botlara karşı neredeyse tamamen savunmasızdı. Bu ölüm makinelerinin yeniden saldıracağını bilseler de nerede ve ne zaman saldıracaklarını bilmiyorlardı.

Yıl sona ermek üzereyken HMS Petard gemisi Filistin açıklarında U-559 adlı Alman U-botunu tespit etti ve derinlik bombalarıyla saldırdı. U-bot mürettebatı denizaltıyı terk etmişti ama İngiliz Teğmen Anthony Fasson, gemici Colin Grazier ve Todd Brown hızla batan denizaltıya doğru yüzmeye başladı. İçeride bazı ışıkların hâlâ yandığını fark ettiler. Fasson ile Grazier içeri girip de dört rotorlu bir Enigma makinesi (Almanların haberleşmede kullandığı cihaz) ile güncel Enigma kodlarının bulunduğu bir kitapçıkla karşılaşınca çok şaşırdılar. Cesur ve yaratıcı bir hareketle makineyi, kitapçığı ve bigram tablosunu su geçirmez bir malzemeye sararak kurtardılar. Bu keşiflerinin Müttefik Devletler için ne kadar hayati olacağını henüz bilmiyorlardı. 16 yaşındaki Todd Brown onları dışarıda bekliyordu. Fasson ile Grazier epey zorlanarak Brown’a ulaşıp makineyle kitapçıkları ona vermeyi başardı. Ancak kendileri dışarı çıkmayı başaramadı ve U-559 ile birlikte batarak şehit oldular. Ölümlerinden sonra ikisine de George Nişanı verildi (sivillere ve düşman karşısında olmayan askerlere verilen en yüksek İngiliz nişanı).

Bu buluntular İngiliz şifre kırıcılar için tam bir hazineydi. Savaşın başında, İngiltere’nin Buckinghamshire kentinin kırsal kesiminde yer alan Bletchley Park malikânesi İstihbarat Merkezine dönüştürülmüştü. Buluntular oraya götürüldü. Alman donanmasının Enigma mesajlarına “Shark” deniyordu. Bletchley Park’taki ekip, artık belki de Shark şifrelerini çözebileceklerinin ve bu sayede savaşın seyrini değiştirebileceklerinin farkındaydı. Eksantrik genç matematikçi Alan Turing, Nazi şifrelerinin kırılmasına kilit rol oynayacaktı.

1912 doğumlu Alan Turing, İngiltere’nin Almanya’ya savaş ilan ettiği günün ertesi sabahı Cambridge’den Bletchley Park’a geldi. 27 yaşındaydı, giysileri genellikle darmadağındı ve bazıları onun serseri gibi giyindiğini düşünüyordu. Bir fikir ya da sorun karşısında heyecanlandığında kekelemeye başlıyordu. Onu Bletchley kırsalında gaz maskesiyle bisiklete binerken görmek mümkündü çünkü polen alerjisinden çok çekiyordu. Ofisindeki kahve kupasını kimse almasın diye kalorifer peteğine zincirlemişti. Savaş zamanında bankalara ve nakit paraya güvenmediği için bütün parasıyla gümüş külçeler alıp toprağa gömmüştü. Savaş bitince önceden hazırladığı karmaşık talimatları izleyerek külçeleri çıkarmayı planlamıştı ama külçeleri gömdüğü araziye Milton Keynes adında yepyeni bir kasaba inşa edileceğinden haberi bile yoktu. Dışarıdan bakıldığında Turing “tuhaf akademisyen” tarifine tam anlamıyla uyuyordu ama onunla birlikte çalışan ve ülkenin en zeki beyinlerinden oluşan ekip, Turing’in gerçek bir dâhi olduğunu iyi biliyordu.

Müttefik Devletler Almanların Enigma adlı bir makine kullandığını biliyordu. Bletchley’deki şifre kırıcı ekipler bu makinede kullanılan şifreleri çözmeye çalışıyordu. Ekipler numaralarla anılan prefabrik barakalarda çalışıyordu. Baraka 8’deki ekip Alman donanmasının şifrelerini çözmeye odaklanmıştı. Donanmadaki Enigma operatörlerinin kara kuvvetlerindeki operatörlerden daha dikkatli davrandığı biliniyordu. Bu da Almanların yaptığı hataları fark edip tahmin yürütmeyi zorlaştırıyordu. Üstelik şimdi dört rotorlu Enigma ile ayar seçeneklerinin sayısının çok daha arttığını görmüşlerdi. Polonyalıların geliştirdiği ilk Bombe makinelerini güncellemeye çalışan Turing, bu gibi milyonlarca kombinasyonu mekanik yollarla kontrol edebilecek makinelerin şifre kırma sürecini çok hızlandıracağının farkındaydı.

Turing savaştan önce Cambridge’deyken orijinal bir fikir geliştirmişti: “Evrensel Turing Makinesi”. Bu cihaz “süper daktilo” gibi bir şeydi. Sembolleri tanıyıp yazabiliyor, silebiliyor, başka görevleri de yerine getirebiliyor ve tüm bu işlemleri otomatik olarak, insan müdahalesi olmadan yapabiliyordu. Ancak Polonyalıların önceki şifreleme makinelerini ve bir Enigma replikasını inceledikten sonra Turing, bu hayali makinenin bile Enigma’yı kırmaya yetmeyeceğini anlamıştı. Bu yüzden Enigma’nın mekanik yapısını, rotorlarını, kablolarını ve devrelerini inceledi; metinleri çözebilecek elektrikli bir sistem tasarlamaya girişti.

Yine de Turing, insan müdahalesinin vazgeçilmez olduğunu biliyordu. Alman mesajlarını çözecek olan Bombe makinesine yardımcı olmak için “crib”lere ve matematiksel analize ihtiyaç vardı. (Kriptografide şifresi çözülmüş metinlere “crib” denir.) Milyonlarca kombinasyonu hızla kontrol edebilecek bir makine devrim yaratabilirdi. Ancak Turing mühendis değil teorisyendi. Bu nedenle, Baraka 6’da çalışan şifre kırıcı ve yönetici Gordon Welchman, bu cihazın yapımında Turing’e yardım etmesi için Cambridge’den matematikçi Oliver Lawn’u görevlendirdi. Böylece “Victory” adlı ilk Bombe, 18 Mart 1940’ta Baraka 1’de kuruldu. Daha sonra Welchman, elektronik diyagonal devre kartı tasarımıyla Bombe’nin gücünü ve yeteneklerini daha da geliştirdi.

Alman Hava Kuvvetlerinin Enigma şifreleri artık günlük olarak çözülebilir hale gelmişti ama Deniz Kuvvetlerine ait Enigma çok daha zorluydu. 1941 yılında biri Kuzey Kutup Dairesi’nde diğeri Atlantik’te gerçekleşen iki önemli deniz savaşı sırasında Enigma şifreleme belgeleri ele geçirildi. Bu belgeler sayesinde Alan Turing, “Banburismus” adını verdiği yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, İngiltere’nin Banbury kentinde üretilen ve üzerine delikler açılmış uzun kâğıt şeritleri temel alıyordu. 1941 yazı boyunca Bletchley, Alman Deniz Kuvvetlerinin Enigma mesajlarının çoğunu okuyabildi. Bu da İngiliz deniz taşımacılığına hayati bir koruma sağladı ve Bletchley için büyük bir başarı hikâyesine dönüştü. Önemli bir ilerleme kaydedilmişti ama savaş ilerledikçe ekip çok daha zorlu mücadelelerle karşılaşacaktı.

Bletchley’in doğuşu Ağustos 1938’de, üniversite şehirleri olarak bilinen Oxford ile Cambridge’in ortasında yer alan küçük, kırsal bir tren istasyonunda başlamıştı. Burada sıradan görünümlü bir grup insan Bletchley Park’taki Viktorya tarzı kır malikânesinde bir araya geldi. Albay Ridley liderliğindeki bu grup, üst sınıfların gözdesi olan basit ama ayrıcalıklı bir eğlence için buradaydı: hafta sonuna yayılan bir av partisi. Ama işin aslı başkaydı. Buckinghamshire kırsalının ücra bir köşesinde toplanan bu insanların hepsi MI6 (İngiliz istihbaratı) ya da Devlet Kod ve Şifre Okulu (GC&CS) mensupları ve şifre kırıcı olarak görevlendirilmiş saygın akademisyenlerdi. O günkü amaçları, savaş çıkarsa bu malikânenin ve çevresinin istihbarat faaliyetleri için uygun bir yer olup olmayacağını değerlendirmekti. Hitler’in konuşmalarına bakılırsa savaş çok uzak olmayabilirdi.

Beklendiği üzere savaş başlayınca bu kişiler başka uzmanlarla birlikte Bletchley Park’a geri döndü. Orada, bazı tarihçilere göre savaşı iki yıl kısaltacak çalışmalarına başladılar. Hayatın her kesiminden kadınlar ve erkekler Bletchley Park’a akın ediyordu: matematikçiler, klasikçiler, mühendisler, kadın denizciler, kadın havacılar, dilbilimciler, daktilocular, yöneticiler ve hatta sosyetik genç kadınlar. Her biri devasa bir çarkın küçük ama vazgeçilmez bir dişlisi haline geldi. Her biri büyük bir gizlilik içinde ve sadece kendi barakalarında yapılan işleri bilerek çalıştı. Resmi Sırlar Yasası’na tabi bu insanlar, yaptıkları işin savaşın seyrini değiştirecek kadar önemli olabileceğini ama bu konuda asla konuşamayacaklarını biliyordu.

Ne kadar yetenekli olsalar da Enigma’yı ilk kırmayı başaranlar Bletchley’deki İngilizler değildi, bu onur bambaşka bir millete aitti. 1932’de Enigma’yı ilk olarak Polonyalılar çözdü. O dönemde şifre birkaç ayda bir değişiyordu ama savaş başlayınca Almanlar şifreyi günlük değiştirmeye başladı. Polonyalılar işgalin yaklaştığını anlayınca Enigma’nın yeni ayarlarını kırmak için İngilizlerden yardım istediler. O noktada kombinasyon sayısı korkutucu bir düzeye çıkmıştı: 15 trilyon olasılık vardı.

En iyi şifre kırıcılardan oluşan ekipler Bletchley Park’taki prefabrik barakalara yerleştirildi. Bu ekipleri Dilly Knox, John Jeffreys, Peter Twinn ve Alan Turing gibi isimler yönetiyordu. İlk büyük başarı, Alman Kara Kuvvetlerinin kullandığı “Yeşil” kod adlı yönetimsel anahtarın kırılmasıyla geldi. Bunu Luftwaffe’nin kullandığı “Kırmızı” anahtarın kırılması izledi. Elbette Enigma şifresinin kırıldığını Almanların bilmemesi çok büyük önem taşıyordu. Bu nedenle “Boniface” kod adlı sahte bir MI6 casusu uyduruldu. Savaş boyunca Almanlar, bilgi sızıntılarının sahada çalışan çifte ajanlardan kaynaklandığını sandı. Çok uzaklardaki şifre kırıcı ekiplerden hiç şüphelenmediler.

Şifre kırma mekanizması, Alan Turing ile Gordon Welchman’ın icat ettiği Bombe makinesiyle sanayileşmiş hale geldi. Bu makine, Enigma’nın olası çark konfigürasyonlarını çok daha hızlı taramak üzere tasarlanmıştı. Makineler sıcak, pis kokulu ve gürültülüydü ama onları çalıştıran kadın donanma mensuplarının yaptığı iş paha biçilemezdi. 1942 yılında Bletchley’in başarısı Kuzey Afrika’ya kadar uzandı. Buradan elde edilen istihbarat sayesinde İngiliz donanması Rommel’in ikmal hatlarını kesebildi ve General Montgomery, Rommel’in tüm hamlelerinden haberdar oldu. Ancak aynı yılın başlarında Almanlar yeni bir rotor eklenmiş daha karmaşık bir Enigma makinesi kullanmaya başladı. Bu yenilik, istihbarat toplamayı çok zorlaştırdı ve Bletchley’deki şifre kırıcılar için en büyük zorluklardan biri haline geldi. Ne var ki 1942 sonlarında bu yeni Enigma da çözüldü. Bu başarı, batan U-559’dan Enigma anahtarlarını ve kitapçıklarını kurtaran cesur denizciler Fasson ve Grazier sayesinde mümkün oldu. Artık Bletchley, “Shark” mesajlarını da okuyabiliyordu.

Ancak Bletchley’in belki de en büyük başarısı Almanların stratejik şifrelerinin kırılmasıydı. Hitler bu şifreleri Berlin’le ve sahadaki komutanlarla iletişim kurmak için kullanıyordu. Başlangıçta bazı şifreler elle çözülebildi ama Prof. Max Newman, giderek artan istihbarat hacmiyle başa çıkabilmek için yeni bir makineye ihtiyaç olduğunu fark etti. Posta İdaresinde (GPO) çalışan dâhi genç mühendis Tommy Flowers’ın yardımıyla bu makine tasarlayıp üretti. Colossus adı verilen makine, dünyanın ilk yarı programlanabilir elektronik bilgisayarıydı. Colossus, Müttefik Devletlerin Avrupa’yı işgal planlarında ve D-Day harekâtında hayati rol oynadı.

Böyle başarıların elde edilebileceği 1938’deki o ilk “av partisi” sırasında konuşulmuştu ama ilk başlarda -hükümetin içinden bile- şifre kırıcıların savaşa katkı sağlayacağına inanmayan pek çok kişi vardı. Bu şifre kırıcılar arasında günümüzde en çok tanınanı kuşkusuz Alan Turing’dir. Son derece eksantrik biri gibi görünüp davranmasına rağmen kendi kuşağının en büyük dehalarından biriydi. Kendi geliştirdiği “Evrensel Turing Makinesi” fikirleri, savaş ilerledikçe Bletchley’de inşa edilen elektronik makinelerin temellerini atmakla kalmadı, aynı zamanda bilgisayar çağının da temellerini attı. Dâhilerle dolu Bletchley gibi bir ortamda bile Turing öne çıkıyordu. Savaş döneminde şifre kırıcı olarak görev yapan tarihçi Asa Briggs onun hakkında şöyle demişti: “Bletchley’de olağanüstü yeteneklere ve sıradışı dâhilere ihtiyaç vardı. İşte Turing öyle bir dâhiydi.”

Turing’in Bletchley’de birlikte çalıştığı kişiler arasında belki de onu en çok heyecanlandıran Tommy Flowers’tı. 1939’da genç mühendis Flowers’la Enigma’nın sırları açıklandığı sırada tanışmışlardı. Her ikisi de kendi alanlarında uzmandı, coşkuyla doluydular ve birbirlerine büyük saygı duyuyorlardı. Turing zaman zaman Flowers’ın Dollis Hill’deki laboratuvar atölyesini ziyaret ediyordu. Elektromıknatıs kullanarak Enigma’yı çözebilecek bir makine inşa etme fikrini ilk kez orada tartıştılar. Bu fikir o zamanki teknolojiyle hayata geçirilemese de Turing’in çizimleri ve vizyonu Flowers’ın aklında kaldı ve sonunda Colossus’un doğmasına yol açtı.

Ama bu dehanın ardında sorunlu bir adam yatıyordu. Eski bir Cambridge öğrencisi olan Turing sosyal ortamlarda çok tuhaf davranabiliyordu ve o zamanlar hem ayıplanan hem de yasadışı olan bir özelliği vardı: Eşcinseldi. Bletchley’deki kadın meslektaşlarından Joan Clarke’a evlenme teklif etmişti ama Clarke kabul edince Turing ona cinsel yönelimini açıklayarak teklifini geri çekti.

Zamanla Turing, büyüyen operasyonun çok yönlü bir danışmanı haline geldi. Kasım 1942’de üst düzey temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitti. Hem donanmanın kullandığı Enigma’nın kırılması hem de Roosevelt ile Churchill arasındaki elektronik haberleşmenin şifrelenmesi üzerinde çalışıyordu. Ancak savaşa katkıları ve dehası, hayatı boyunca hiçbir zaman tam anlamıyla takdir edilmedi. 1952’de bir erkekle ilişkiye girdiği gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldı ve cinsel isteği azaltmayı amaçlayan hormon tedavisine maruz bırakıldı. 1954’te 42 yaşındayken Manchester’daki evinde ölü bulundu. Büyük ihtimalle kendini siyanürle zehirleyerek intihar etmişti.

Bugün Turing, pek çok başarısından dolayı hak ettiği saygıyı artık görüyor. 2009 yılında İngiltere Başbakanı Gordon Brown, geçmişte Turing’in yargılanıp cezalandırılması nedeniyle hükümet ve millet adına resmen özür diledi ve Müttefik Devletlerin Turing’e minnettarlığını açıkça kabul etti. Elbette İngilizler ve hatta bütün dünya yalnızca Turing’e değil, yolu Bletchley’in sıradan görünümlü tren istasyonundan geçen herkese minnet duymalı. O istasyondan kimler geçmedi ki? Şık üniformasıyla denizlerde görev yapmak için Kadın Deniz Kuvvetlerine katıldıktan sonra kendini İngiltere’nin denize en uzak yerlerinden birinde bulan genç kadın… Matematik bölümünde okurken ve satranç şampiyonu olmuşken her şeyi yarıda bırakan genç adam… Londra’da büro işlerine başvuran ama Almanca bildiği ortaya çıkınca eline kimsenin duymadığı Bletchley diye bir kasabaya tren bileti tutuşturulan sekreter…

Bu kişiler sıradan insanlardı. Bazıları daha okuldan yeni mezun olmuştu. Ama benzersiz yeteneklerine ve becerilerine sıradışı bir amaç için ihtiyaç vardı. Çoğu nasıl bir işe giriştiklerini bile tam olarak bilmeden gönüllü geldi. Genellikle Londra’daki Baker Street’te küçük bir evde Resmi Sırlar Yasası’na ilişkin sözleşmeleri imzaladıktan sonra bu küçük ve önemsiz Buckinghamshire kasabasına gönderiliyorlardı. Bletchley’de trenden inerken, hayatları boyunca takdir edilmeyecek olsalar da nasıl inanılmaz başarılara imza atacaklarını ve vatanlarına nasıl bir miras bırakacaklarını bilmiyorlardı. Ama yine de geldiler. Önce yavaş yavaş, sonra yüzlercesi… Blitz’in dehşetini, Dunkirk ve D-Day muharebelerini yaşayan İngiltere’nin mücadelesi büyüdükçe Bletchley’e gelenlerin sayısı daha da arttı. 1945’te Bletchley Park’ta çalışanların sayısı 10.000’i bulmuştu. İşte Bletchley, hak ettikleri övgülere yeni yeni kavuşan bu insanların hikâyesinin başladığı yerdi.

İkinci Dünya Savaşı’nın şifrecileri ve şifre kırıcıları

  • İcat

Bir Hollandalı icadı olan ilk şifreleme motoru makinesinin patentini Alman Dr. Arthur Scherbius satın aldı. 1923 Dünya Posta Birliği Kongresi’nde bankacılıkta kullanılmak üzere tanıttığı Enigma adlı makine ilgi görmedi. Ardından Enigma’yı askeri kullanım için silahlı kuvvetlere pazarladı.

  • Polonyalılar

Üç Polonyalı matematikçi (Marian Rejewski, Henryk Zygalski ve Jerzy Rozycki) Enigma’nın askeri versiyonunu matematiksel yöntemlerle ilk kez kırdı. “Zygalski kâğıtları” da bu süreçte icat edildi. Enigma daha da geliştirilmeden önce şifrelerin kırılması için bu yavaş ve zahmetli yöntem kullanılıyordu.

  • Sırlar paylaşılıyor

Temmuz’da Polonya’da Bletchley Park temsilcileriyle (Peter Twinn, Dilly Knox, Alan Turing ve Tony Kendrick) Fransız istihbaratından Gustav Bertrand arasında düzenlenen toplantıda Polonyalıların 1932’den beri elde ettiği bulgular paylaşıldı. Eylül’de Polonyalılar ellerindeki Enigma modellerini İngiliz istihbaratıyla paylaştı.

  • Başarılar, Bombe ve ipuçları

Ocak’ta “Yeşil” (Kara Kuvvetleri) ve “Kırmızı” (Luftwaffe) Enigma anahtarları kırıldı. Şubat’ta U-33’ün batırılmasıyla Bletchley ilk kez bir Enigma makinesine ulaştı. Mart’ta Baraka 1’de ilk Bombe makinesi “Victory” kuruldu. Aynı yıl içinde yeni bir Enigma anahtarına geçildi.

  • Dolphin’in kırılması

Matapan Deniz Muharebesi’nin ardından Dilly Knox ve ekibindeki kadınlar “rodding” tekniğiyle İtalyan Deniz Kuvvetlerinin şifresini çözdü. Alman denizaltılarından (özellikle U-110’dan) elde edilen Enigma belgeleri ve kitapçıkları ile tekrarlı hava durumu iletileri sayesinde Bletchley, Alman Deniz Kuvvetleri Enigma’sını çözdü.

  • Shark’ın kırılması

Şubat’ta Almanlar denizaltılarda dört rotorlu yeni Enigma modeline (“Shark”) geçince istihbarat yine kesildi. Ekim’de HMS Petard gemisinden Fasson ve Grazier’in U-559’dan kurtardığı iki şifre kitapçığı Bletchley’e ulaştı. Shaun Wylie ve Baraka 8’deki şifre kırıcılar artık Shark’ı çözüp U-bot haberleşmelerini okuyabilirdi.

  • Colossus

Almanlar yeni bir kısa hava durumu şifresine geçti ama Baraka 8, Bombe makineleri sayesinde yeni bir kesintiyi önlemeyi başardı. “Shark” sadece on gün içinde tekrar kırıldı ve İkinci Atlantik Muharebesi’nin kaderi değişti. Max Newman ile Tommy Flowers dünyanın ilk yarı programlanabilir bilgisayarı Colossus’u inşa etti.

  • D-Day başarısı

Baraka 8 ve Baraka 4’ün Alman Deniz Kuvvetleri Enigma’sını çözme konusundaki çalışmaları Fortitude South Operasyonu’nun başarısında kilit rol oynadı. Bu operasyon, Hitler’i Müttefiklerin Normandiya yerine Pas de Calais’ye yapılacağına inandırarak D-Day’de büyük bir etki yarattı.

İkinci Dünya Savaşı’nın şifre sözlüğü

  • Enigma: Büyükçe bir daktiloyu andıran bu makineyi Almanlar şifreli iletişim kurmak için kullanıyordu. Bu taşınabilir makine, mesajları hem şifreliyor hem de çözüyordu. Klavye, rotorlar ve elektriksel akımlar yardımıyla milyonlarca harf kombinasyonu üretebiliyordu.
  • Typex makinesi: İngilizlerin standart şifreleme makinesiydi. Özel modifikasyonlarla Enigma gibi çalışacak şekilde ayarlanmıştı. Rotorları, klavyesi ve yazıcılı kâğıt besleme sistemi vardı. Şifrelenmiş metinleri şifrelenmemiş Almancaya çevirmek için kullanılıyordu.
  • Bombe: Günün Enigma ayarlarının sayısını azaltmak için yüzlerce harf kombinasyonunu yüksek hızda tarayan elektronik bir makineydi. Bilgisayar değildi.
  • Crib: Şifreli metindeki kalıplara bakılarak yapılan tahminler. Genellikle Alman operatörlerin sık kullandığı kelimeler, ifadeler ve yaptıkları hatalar “crib” olarak kullanılırdı. Örneğin arka arkaya tekrarlanan kelimeler, sevgilinin isminin kullanılması ya da küfürlü ifadeler…
  • Cillis: Alman Enigma operatörlerinin yaptığı prosedürel hatalar. Rastgele mesaj ayarları yerine bilindik ayarları kullanmaları ya da mesajı göndermeden önce rotor pozisyonunu değiştirmemeleri gibi durumları kapsardı.
  • Menü: O günkü “crib”lere dayalı diyagramlar kümesi. Bu diyagramlar, günün Enigma ayarlarını doğrulamak için geçen süreyi azaltmak amacıyla Bombe makinelerine verilirdi.
  • Kadın denizci (Wren): İngiliz Kraliyet Deniz Kuvvetleri Kadın Servisi mensubu.
  • Colossus: Dünyanın ilk yarı programlanabilir bilgisayarı. Dijital işlem gücüne sahip bu makine 1.500 valf kullanılıyordu. Elle yapılması haftalar sürecek matematiksel hesaplamaları saatler içinde yapıyordu.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo