Haber kapak görseli
Bilim & Teknoloji
3 dk okunma süresi
B-Mag

Çernobil’in gölgesinde: Radyasyonla beslenen sıradışı mantarların hikâyesi

Bugün, insanlardan arındırılmış bu bölge, yaban hayatının kontrolsüzce geliştiği nadir yerlerden biri. Araştırmacılar için ise doğal bir laboratuvar: radyasyonun doğa üzerindeki etkilerini inceleyebilecekleri benzersiz bir alan. Ve bu laboratuvar, bilim dünyasını şaşırtan bir keşfe ev sahipliği yaptı: radyasyonla büyüyen siyah mantarlar.

Felaketten beş yıl sonra, 1991’de, uzaktan kumandalı robotlar reaktörlerin iç yüzeyinde kömür siyahı mantarlar tespit etti. Bu bulgu, Kiev Mikrobiyoloji ve Viroloji Enstitüsü’nden bir grup bilim insanını bölgeye çekti. bilim insanı Tatiana Tugai o günleri şöyle anlatıyor:

“İlk gidişimde gördüğüm manzara bir bilimkurgu filminden farksızdı… Penceresiz evler, boş sokaklar… Bir ölü şehir.”

Yıllar geçtikçe doğa geri dönmeye başladı. Ancak bilim insanları her adımda dozimetre taşıyarak, görünmez tehlikenin hâlâ orada olduğunu hatırlıyordu.

Reaktör kalıntılarının yakınındaki çalışmalar özellikle tehlikeliydi. Sadece birkaç dakika kalınabiliyor, alınan örnekler hızla incelenmek üzere laboratuvarlara taşınıyordu.

Melanin ve Radyasyon: Olağanüstü Bir İlişki

Mantarların Sırrı: Melanin

1990’lar boyunca Tugai ve ekibi, bölgede 200’den fazla mantar türü belirledi. Bunların bir kısmı, insan ve hayvanlarda saç, ten ve göz rengini belirleyen melanin pigmenti bakımından oldukça zengindi.

Bilim insanları merak etti:

Bu siyah mantarlar, radyasyonun tam merkezinde nasıl hayatta kalabiliyordu?

Araştırmalar, cevabı melanin moleküllerinin davranışında buldu. İyonize radyasyon, melanin yapısını değiştiriyor ve mantarların hızla büyümesini sağlıyordu. Radyasyon kaynağına ne kadar yakınlarsa, o kadar fazla melanin üretiyorlardı.

Bir başka deyişle:

Siyah mantarlar radyasyona rağmen değil, radyasyon sayesinde büyüyordu.

Radyasyona Doğru Yönelen Canlılar

Daha ileri araştırmalarda, melaninden zengin bu mantarların radyasyon kaynağına doğru yöneldiği keşfedildi. Bilim insanı Tamas Torok bu olayı şöyle açıklıyor:

“Pozitif radyotropizm… Mantarlarda radyoaktiviteyi algılayıp ona doğru büyüme yeteneği.”

Bu süreç fotosentez ya da normal metabolizma gibi değil; tamamen farklı bir enerji dönüşümü.

Uzaydan Dünyaya: Geleceğe Işık Tutan Bir Keşif

Mars’ta Astronotları Koruyabilir

Amerikalı araştırmacılar da örnekleri inceleyerek aynı sonuca vardı: melanin, mantarı radyasyonla besliyordu. 2016’da NASA ve SpaceX, bu mantarları uzaya gönderdi. 2020’de yayımlanan bir çalışmaya göre mantarlar, uzay radyasyonunu yüzde 2 oranında azaltabiliyor. Bu oran küçük görünse de Mars yüzeyinde astronotları korumaya yetecek güçte.

Dünyada Radyasyonla Mücadelede Yeni Umut

Melanin–radyasyon ilişkisi, yalnızca uzay araştırmalarına değil, dünyadaki geleceğe de ışık tutuyor. Bu mantarlar sayesinde:

  • Radyasyonun çevredeki hareketi anlaşılabilir,
  • Nükleer kazalardan sonra temizleme süreçleri hızlandırılabilir,
  • Hatta enerji üretimi için yeni yollar keşfedilebilir.

Tugai’nin sözleri çarpıcı:

“Mikroorganizmalar, radyonüklidlerin çevredeki yolculuğunda belirleyici rol oynayabilir.”

Her ne kadar tüm radyasyonu yok etmek mümkün olmasa da mantarlar, onu hareketsiz hâle getirerek çevreye zararını azaltabiliyor.

Kırmızı Ormandan Yükselen Yeni Hayat

Çernobil’in simgelerinden biri olan Kırmızı Orman, radyasyonun ilk çarptığı anda kızaran çam ağaçlarının toplu biçimde öldüğü bölgeydi. Daha sonra bu ağaçlar, yüksek radyoaktiflikleri nedeniyle toprağa gömüldü. Tugai, yıllar sonra bile burada ölçümlerin normalin onlarca katı olduğunu belirtiyor.

Bugün ise mezarlığın üzerinde yeni ağaçlar büyüyor, kuşlar dallarında şarkı söylüyor. Toprağın derinliklerinde ise mantarlar, görünmez bir ağ gibi köklerin arasında dolaşıyor; radyasyonu adeta “simyasal” bir sürece sokarak dönüştürüyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo