Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
History Of War

İtalya’nın Doğu Cephesi’ndeki Savaşı

İçeriği Paylaş

Mussolini, Hitler’in Sovyetler Birliği’ni işgaline destek vermek ve İtalya’nın savaşta sarsılan askerî itibarını yeniden kazanmak amacıyla binlerce askeri Doğu Cephesi’ne gönderdi. İlk dönemde önemli başarılar elde eden İtalyan birlikleri, savaşın ilerleyen aşamalarında Stalingrad çevresindeki Sovyet saldırıları karşısında ağır kayıplar verdi. 235 bin İtalyan askerinin görev yaptığı Doğu Cephesi seferi, binlerce askerin geri dönemediği büyük bir askerî felaketle sonuçlandı.

Hitler’in 22 Haziran 1941 sabahı Sovyetler Birliği’ni istilaya başladığı haberini alan Mussolini, hemen ülkesinin bu girişime askerî destek vereceğini taahhüt etti. Komünizme karşı yapılan böyle bir haçlı seferine katılmak, kaçırılmayacak bir fırsattı. Üstelik bunun sebebi sadece ideolojik de değildi. İstila, sağlayabileceği potansiyel yağmanın yanı sıra, İtalya’ya darbe almış askerî itibarını kurtarma şansı da verebilirdi. Kuzey Afrika’daki askerî hatalarının ardından, Hitler’in o zamana kadar bir araya getirilmiş en büyük istila gücünde yancı olarak yer alarak hızlı birkaç zafer elde etmek muhtemelen Il Duce’ye güvenli bir bahis gibi görünmüştü.

Dört gün içinde, Corpo di Spedizione Italiano in Russia (İtalyan Rusya Seferi Birliği-CSIR) olarak bilinen bir kuvvet teşkil etti. Bu kuvvet 62.000 asker, 82 uçak, 220 top, 92 tanksavar topu, 4.600 katır ve at, 5.500 araç ve 60 L3/33 tanketten oluşuyordu. Bu kuvvet üç tümen şeklinde teşkilatlanmıştı: 9. Pasubio ve 52. Torino tümenleri piyade, 3. Celere Tümeni ise süvari idi.

CSIR, 10 Temmuz 1941’de İtalya’dan ayrılarak Doğu Cephesi’ne gitti. Birlik Ukrayna’ya varınca Alman 11. Ordusu’na katıldı ve ilk muharebe deneyimini 10 Ağustos’ta Bug ve Dinyester Nehirleri arasında geri çekilen Kızıl Ordu birlikleriyle yapılan çatışmalarda yaşadı.

CSIR, dört gün sonra General Paul von Kleist komutasındaki 1. Panzer Grubu’na devredildi. Amaçları, Dinyeper Nehri’nin karşı yakasında bulunan General Heinz Guderian komutasındaki 2. Panzer Grubu ile birleşerek Kiev’i kuşatmaktı. Eylül ortasına gelindiğinde, Ukrayna’nın başkenti başarıyla kuşatıldı ve Alman yüksek komutanlığı, İtalyan kuvvetini operasyondaki rolünden ötürü övdü.

Bunun ardından CSIR yeni başarılar kazandı. 27-30 Eylül tarihleri arasında yapılan Petrikowka Muharebesi’nde önemli bir Kızıl Ordu kuvvetini kuşatan İtalyan birlikleri, çok sayıda zayiat verdirip ayrıca 10.000 esir alarak ezici bir zafer kazandı. Ardından 10 Ekim’de, Alman 49. Dağ Kolordusu ile birlikte savaşan 9. Pasubio ve 3. Celere tümenleri, büyük bir sanayi şehri olan Stalino’yu (günümüzdeki Donetsk şehrini) ele geçirdi. Şehre yapılan son saldırıda İtalyanlar, küçük timleri ve farklı sınıflara birlikte kullandıkları modern taktikler sergiledi. Almanlardan öğrenilen bu yeni uygulamalar, İtalyan ordusunun Afrika’da kullandığı esneklikten uzak toplu saldırı anlayışından önemli derecede uzaklaştığı anlamına geliyordu. Stalino’nun komşu kasabası olan Horlivka, 2 Kasım’da CSIR’nin eline geçti ve kış bastırırken İtalyanlar, Luhansk Oblastı’nda bulunan Petropavlivka adlı yerleşim yerinin çevresinde savunma düzeni aldılar. Yılın geri kalanında Kızıl Ordu, İtalyan mevzilerine yönelik bir dizi karşı saldırı gerçekleştirdi. Ardından Noel Günü’nde Sovyetler geniş kapsamlı bir saldırı başlattılar.

Üç Sovyet tümeni, 25 Aralık’ta İtalyanların 3. Celere Tümeni’ne taarruz etti. Amaç, CSIR’nin 49. Dağ Kolordusu’yla olan bağlantısını kesmek, Stalino yolunu yeniden açmak ve orada Almanların elinde bulunan hayati demiryolu kavşaklarını ele geçirmekti. Sayıca az olmalarına rağmen, İtalyanlar karşı taarruza geçmeden önce mevzilerini korumayı başardılar. 2000’den fazla kayıp veren Sovyet birlikleri 27 Aralık’ta geri püskürtüldü. Çeşitli araç, top ve makineli tüfekler de dahil olmak üzere, önemli miktarda teçhizatla birlikte 1.200 Sovyet askeri daha ele geçirildi. Noel Muharebesi olarak bilinen çatışmada kazanılan bu zafer, muhtemelen CSIR’nin Doğu Cephesi’ndeki en iyi anıydı.

Bu başarılardan cesaret alan Mussolini, ertesi yıl Doğu Cephesi’ne yedi tümen daha gönderdi. Bu çarpıcı ölçekteki büyüme, CSIR’yi ordu büyüklüğünde bir güce dönüştürdü ve isminin Armata Italiana in Russia (İtalyan Rusya Ordusu-ARMIR) olarak değişmesine yol açtı. Hareket kabiliyeti daha yüksek olan CSIR’nin aksine, hantal yapıdaki ARMIR, büyük ölçüde yetersiz eğitimli ve yetersiz donanımlı piyadelerin yanı sıra dağ birliklerinden oluşuyordu. Bu birlikte görev yapan askerler zırhlı araçlarının zayıf, kışlık kıyafetlerinin yetersiz ve çoğu zaman da silahlarının eski olması sebebiyle güney Rusya’nın uçsuz bucaksız donmuş ovalarında sürekli güçlenen bir düşmanla savaşmaya uygun değillerdi.

Almanların Sovyetler Birliği’ndeki ilerleyişi bir kıyma makinesine dönüşen Stalingrad’a doğru amansızca devam ediyordu. Bu yaşanırken, ARMIR farkında olmadan bir anda kendini Küçük Satürn Harekâtı adı verilen tuzağa çekilirken buldu. ARMIR’i yok etmeye hazırlanan Sovyetler, 1943’ün Aralık ayı boyunca bu gücü Mihver hattının geri kalanından yavaş yavaş tecrit ettiler. Bunun sonucu olarak 14 Ocak 1943 itibariyle ARMIR, Stalingrad’ın kuzey doğusundaki bir sektörde tamamen kendi başına kalmıştı.

Zırhlı birlikler, topçu ve uçakların kullanıldığı on iki günlük şiddetli saldırılar, kuşatma altındaki İtalyanları, oldukları yerde kalmaları halinde yok edileceklerine ikna etmek için yeterli oldu. Bunun üzerine kuşatmadan kurtulmak maksadıyla bir yarma harekâtı düzenlendi. ARMIR’in sağ kalan unsurları 26 Ocak 1943’te yapılan Nikolayevka Muharebesi’nde Sovyet hatlarını geçmeyi başardılar. Bunun ardından yeni oluşturulan hatlara ulaşmak için, İtalyanlar yaklaşık 257 kilometrelik çok zorlu ve çatışmalarla geçen bir yürüyüşe başladılar. İtalyan birlikleri Şubat ayında yeni hatta vardıklarında, o kadar çok asker kaybetmişlerdi ki, Mussolini’nin ARMIR’in dağıtıldığını ilan etmekten başka seçeneği kalmamıştı. Doğu Cephesi’ne gönderilen toplam 235.000 İtalyan askerinden 115.000’i bir daha asla geri dönmedi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo