
Dilara Fındıkoğlu Londra Moda Haftası'nın yıldızı oldu
Richard Quinn’in dramatik siluetlerinden Dilara Fındıkoğlu’nun asi, teatral diline; Erdem’in romantik dokunuşlarından Burberry’nin modern İngiliz tavrına ve Simone Rocha’nın masalsı zarafetine uzanan Londra Moda Haftası, bu yıl yine sınırları zorladı.
Hazırlayan: Sinem Kın
Bu yıl Londra Moda Haftası, modanın kalbinin attığı şehrin Londra olduğunu bir kez daha kanıtlandı. Richard Quinn’in dramatik ve couture dokunuşlarla bezeli sahne şovundan Dilara Fındıkoğlu’nun isyankar ve cesur tavrına; Erdem’in şiirsel ve romantik yorumlarından Burberry’nin modern İngiliz kimliğini yeniden yorumlayan koleksiyonuna; Simone Rocha’nın feminenliği sanatla harmanlayan özgün bakışına kadar her defile, Londra’nın neden dünyanın en yenilikçi moda merkezlerinden biri olduğunu ortaya koydu.
Hafta boyunca tasarımlar yalnızca kıyafet değil; aynı zamanda toplumsal mesajların, duyguların ve kültürel kodların da taşıyıcısı oldu. Çevresel sürdürülebilirlik, bireysel özgürlükler, kimlik ve aidiyet gibi kavramlar tasarımların satır aralarında karşımıza çıktı. Moda evleri, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmadı; aynı zamanda dönemin ruhunu yakalayan güçlü hikayeler de anlattı.
RICHARD QUINN
Çiçeklerin dramatik gücü
Richard Quinn, bu sezon izleyiciyi adeta görsel bir opera sahnesine taşıdı. Abartılı çiçek desenleri, yoğun doku oyunları ve heykelsi siluetler, koleksiyona teatral bir ihtişam kazandırdı. Lateks eldivenler ve zengin kumaş seçimleriyle fetiş estetiğini couture duyarlılığıyla harmanlayan Quinn, modern Londra kadınının cesur ve korkusuz tavrını sahneye taşıdı.

DİLARA FINDIKOĞLU
Asi bir masal
Dilara Fındıkoğlu’nun koleksiyonu, gotik referanslarla harmanlanmış teatral bir hikaye sundu. Korse detayları, korsan esintili pelerinler, işlemeli ve yırtık efektli kumaşlar, kadın bedeninin hem güçlü hem de kırılgan taraflarını yansıttı. Fındıkoğlu, yine podyumu bir moda şovundan öte; feminist bir manifesto, karanlık bir masal sahnesi haline getirdi.

ERDEM
Romantizmin melankolik yüzü
Erdem, bu sezon Viktoryen zarafetini çağdaş bir dille yeniden kurguladı. Danteller, fırfırlar ve pastel tonlar, geçmişin nostaljisiyle birleşirken; hafif transparan kumaşlar ve keskin formlar modern bir kontrast yarattı. Koleksiyon, bir dönemin zarif kadınlarını hatırlatırken, aynı zamanda günümüzün romantik ama güçlü figürlerine hitap ediyordu.

BURBERRY
Modern İngiliz ruhuna övgü
Burberry, klasik trençkot ve kareli deseni yeniden yorumlayarak İngiliz modasının köklü mirasına modern bir dokunuş getirdi. Christopher Bailey sonrası dönemde markanın yolculuğu, bu sezon daha dinamik, daha şehirli ve daha genç bir enerjiyle devam etti. Geniş omuz formları, sportif kesimler ve doğaya selam duran renk paletiyle Burberry, Londra’nın hem geçmişini hem geleceğini kucakladı.

SIMONE ROCHA
Masalsı bir düş bahçesi
Simone Rocha, her zamanki romantik ve gotik çizgisini bu kez daha da incelikli detaylarla büyüttü. Kat kat tüller, çiçek aplikeleri ve incilerle bezeli tasarımlar, izleyiciyi düşsel bir dünyaya taşıdı. Çocukluk masallarını hatırlatan siluetler, şeffaf katmanlarla birleşerek kadınsı bir kırılganlık ile güçlü bir zarafeti aynı anda yansıttı.
Benzer Haberler

Sanatı süs değil, tasarımın özü olarak gören bir zihin: Fahrettin Aykut

Milano–Cortina 2026: Spor, moda ve kültürün buluştuğu küresel sahne

Melis Sezen’in yeni projesi belli oldu: Mert Ramazan Demir’le aynı dizide









