Haber kapak görseli
Bilim & Teknoloji
4 dk okunma süresi
B-Mag

Dünya çöllerini kaybetse ne olurdu?

Dünya çöllerini kaybetse iklim, hayvanlar ve ekosistemler nasıl değişirdi? Yeşil Sahara’dan küresel hava akımlarına kadar bu büyük dönüşümün etkileri...

Bugün uçsuz bucaksız bir çöl olarak bildiğimiz Sahara, bir zamanlar yemyeşil bir bölgeydi. Yaklaşık 11.000 ila 5.000 yıl önce yaşanan bu dönem “Yeşil Sahara” ya da bilimsel adıyla “Kuzey Afrika Nemli Dönemi” olarak anılıyor. Aslında Sahara’nın çöl olması gezegenin kalıcı bir özelliği değil. Dünya’nın eksenindeki uzun vadeli yalpalamalar nedeniyle son 8 milyon yılda yüzlerce kez yeşillenip tekrar kuruduğu biliniyor. Araştırmalar bu döngünün yaklaşık her 21.000 yılda bir gerçekleştiğini gösteriyor. Bu hesaba göre bir sonraki yeşillenme için yaklaşık 10.000 yıl daha beklememiz gerekebilir.

Peki tüm çöller yeniden yeşillenseydi? İnsanlık, iklim ve ekosistemler nasıl etkilenirdi? Dünya’nın karmaşık iklim sistemi, bu tür bir değişikliğin sadece manzaramızı değil, yaşamın tamamını derinden etkileyeceğini gösteriyor.

Havanın akışı baştan aşağı değişirdi

Dünya yüzeyinin yaklaşık %20’si çöl alanlarından oluşuyor. Bu bölgelerin çoğu, ekvatorun 30–50 derece kuzey ve güneyinde yer alıyor. Ekvator çevresinde yoğun güneş enerjisi havayı ısıtır, yükselen nemli hava soğur ve yağış bırakır. Yükseltiden sonra soğuyan kuru hava, Hadley hücresi denen büyük bir dolaşım sistemiyle çöl kuşaklarına doğru ilerler ve burada aşağı çöker. Bu nedenle çöllere ulaşan hava “susuz” ve sıcak olur.

Ancak Sahara gibi bölgeler geçmişte yeşil olduğunda Hadley hücrelerinin sınırları da değişti. Havanın daha fazla nem toplaması, daha güçlü ve yaygın muson yağmurları anlamına geliyordu. Bu durum ticaret rüzgârlarını etkileyerek tropik fırtınaların, hatta kasırgaların oluşum bölgelerini bile kaydırdı.

Ayrıca Sahara’dan kalkan toz bulutlarının Atlantik’te bazı fırtınaları zayıflattığı biliniyor. Toz olmazsa fırtınaların daha sık ve daha güçlü olacağı tahmin ediliyor.

Eşsiz çöl ekosistemleri yok olurdu

Desertifikasyon genelde olumsuz algılansa da çöller, kendilerine özgü canlıları ve ekosistemleriyle benzersiz yaşam alanları sunar. Bilim insanları, çöllere yönelik bu olumsuz bakışı “ağaç-merkezcilik” olarak tanımlıyor çünkü insanlar yeşili doğal, kurak bölgeleri ise değersiz görme eğiliminde.

Oysa çöller sadece zorluklarla dolu bölgeler değildir; çok özel bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yaparlar. Bir çölün tamamen yeşillenmesi bu eşsiz ekosistemlerin ortadan kalkması anlamına gelir.

Sahara’nın binlerce yıl önceki manzarası bugünle kıyaslanamayacak kadar farklıydı. Nijer’deki Gobero bölgesinde timsahların, hipopotamların, zürafaların ve fillerin yaşadığı, insanların da bu zengin faunaya uyum sağladığı biliniyor. Bugün ise bu hayvanların çölün ortasında özgürce dolaşması imkânsız.

Ayrıca geniş çöller biyolojik bir “duvar” görevi görerek bazı türlerin yayılmasını engeller. Çöllerin ortadan kalkması milyonlarca yıldır sınırlandırılmış türlerin yeni bölgelere göç ederek başka ekosistemleri dönüştürmesi anlamına gelir. Bu durum, Afrika’da insan da dahil birçok türün evrimsel yolculuğunu şekillendiren önemli bir etkidir.

Hayvan türleri yeni dünyaya uyum sağlamak zorunda kalırdı

Çöllere uyum sağlamış hayvanlar için yeniden yeşillenen bölgeler büyük bir sınav olurdu. Örneğin Kuzey Afrika’nın simgesi fennek tilkisi, dev kulakları sayesinde vücut ısını düşürür ve kumda rahat hareket edebilir. Ancak bu tür, 10–20°C aralığındaki serin havalarda bile soğuk stresi yaşayabiliyor. Bu da yeşil bir Sahara’da yaşamlarının zorlaşabileceği anlamına geliyor.

Öte yandan monitör kertenkeleleri gibi bazı türler, hem çöllerde hem de tropik bölgelerde yaşayabildiği için pek zorlanmazdı. Komodo ejderi bunun en bilinen örneği: yoğun nemli ormanlarda da, kuru çalılık alanlarda da hayatta kalabiliyor.

Yaklaşık 56 milyon yıl önce yemyeşil bir Antarktika’da keseli memelilerin ve tembel hayvan akrabalarının yaşadığı düşünülüyor. Bugünkü Antarktika’nın neredeyse canlısız, soğuk bir “kutup çölü” olduğu hatırlanırsa, yeşil bölgelerin hayvan popülasyonlarını nasıl etkilediği çok daha iyi anlaşılır.

Çöllerin kaybı küresel iklimi köklü biçimde değiştirir

Bugün “çölleşme” dendiğinde akla kuraklıklar ve bozulmuş tarım arazileri geliyor. Bu bölgeleri yeniden yeşillendirme fikri cazip görünse de iklim üzerindeki etkileri açık değil. Bazı araştırmalar, büyük çöllerin karbon tutabildiğini ve bir tür karbon yutağı gibi davrandığını gösteriyor. Ancak savana benzeri eski yeşil Sahara da ciddi ölçüde karbon depolayabiliyordu.

Bunun ötesinde, kutup bölgeleri teknik olarak “soğuk çöller”dir. Antarktika çok az yağış aldığı için gezegenin en büyük çölüdür. Bu bölgelerde bulunan dev buz kütleleri ve okyanus akıntıları — özellikle Antarktik Sirkumpolar Akıntısı — küresel hava dolaşımını ciddi biçimde etkiler.

Yaklaşık 90 milyon yıl önce Antarktika’nın ormanlarla kaplı ılıman bir bölge olduğu biliniyor. Günümüzde insan kaynaklı hızlı iklim değişikliği öngörüleri zorlaştırsa da, buzsuz ve yeşil bir Antarktika’nın atmosfer dolaşımında büyük değişimlere yol açacağı kesin.

Arktik bölgede çözülmeye başlayan permafrost, büyük miktarda karbondioksit ve metan açığa çıkarıyor. Bu da küresel ısınmayı daha da hızlandıran bir geri besleme döngüsü oluşturuyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo