Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
All About History

Güneş dans ederse

Işığın hanımı bir mucize müjdelemişti ve 13 Ekim 1917’de bu sözünü tuttu.

Yazan: Edoardo Albert

13 Ekim 1917, Cumartesi. Saat öğleden sonra 2 civarı. Portekiz’de Fátima kentinin bir çayırında tam 70 bin insan gökyüzünü seyrediyordu. Hepsi, gazetelerde çıkan haberler nedeniyle buradaydı: O gün orada mucizevi bir olay yaşanacaktı. Kiminin merakı, kiminin inancı, kiminin de kuşkusu onu buraya getirmişti. Kimisi imanını pekiştirmeyi umut ediyor, kimisi ise hiçbir şey olmayacağını düşünüp dalga geçmeye hazırlanıyordu.

Portekiz, 1910’da cumhuriyet olmuştu ve yeni yönetim Katolik Kilisesi’ne karşı oldukça sert bir tavır takınmıştı. Dini kurumlar kapatılmış, dini bayramlar yasaklanmış, ülkedeki yaklaşık 2 bin rahip ve din adamı öldürülmüştü. Seküler gazeteler de Kilise’yi hedef alan haberlerle dolup taşıyordu. Bu haberlerden biri de üç küçük çocuğun yaşadığı iddia edilen görülerdi.

Lúcia dos Santos (9) ve kuzenleri Francisco (8) ile Jacinta Marto (6), ailelerinin koyunlarını güttükleri Cova da Iria adlı ekin tarlasında, Meryem Ana’nın kendilerine göründüğünü iddia ediyorlardı. Göklerden geldiğini söyleyen bu “nur içindeki” kadın, bir elinde tespihiyle bir ağacın üzerinde duruyordu. Çocuklara, ileride tekrar döneceğine söz vermişti. Bu haber kulaktan kulağa yayıldı. Ama olaylar asıl olarak, kadının 13 Ekim 1917’de geri döneceğini ve herkesin görebileceği büyük bir işaret vereceğini söylemesiyle büyük bir yankı uyandırdı.

Ve nihayet o gün geldi. 13 Ekim’de, aralarında Katolik Kilisesi’ne tamamen karşı gazetecilerin de olduğu on binlerce insan Fátima’ya akın etti. Gece boyunca yağan ağır yağış her yeri çamura bulamıştı, sabah da hava kapalıydı. Çocuklar, Meryem Ana’yı ve bazı başka figürleri gördüklerini söylüyorlardı, ama kalabalıktan hiç kimse onları göremiyordu. Görenler sadece üç çocuktu ve kuşkucu gözler için ortada olağanüstü bir durum yoktu.

Ancak birden bir şeyler olmaya başladı. Önce, şimdiye kadar çamur içinde bekleyen insanların giysileri bir anda kurudu. Ardından kalabalıktan bir çığlık yükseldi: “Güneş, Güneş!” Herkes yukarı baktı. Yağmurdan sonra güneş normalde göz kamaştırıcı olmalıydı, ama bu kez insanlar ona rahatça bakabiliyordu. Güneş sanki yerinde dönüyor, sedefli bir diske dönüşmüş etrafa ve onu izleyen kalabalığın üzerine renkli ışıklar saçıyordu. Aniden, izleyenlere doğru inmeye başladı. Bazıları panikle çığlıklar atarken, güneş zikzaklar çizerek tekrar göğe yükselip yerine döndü.

Bu olay “Güneş Mucizesi” olarak tarihe geçti. O gün orada bulunan gazeteciler, şaşkınlıkla yaşananları kaleme aldılar ve haberler hızla yayıldı. Uzun vadede, Fátima’daki zuhurlar Portekiz’de Katolik inancının yeniden canlanmasına yol açtı. Ancak mucizeyi gördüklerini söyleyen üç çocuktan ikisi, bu dönüşüme tanıklık edemedi. Francisco ve Jacinta, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından patlak veren İspanyol gribi salgınında hayatını kaybetti. Yalnızca Lúcia hayatta kaldı ve bir rahibe olarak ömrünü Kilise’ye adadı. 2005 yılında, 97 yaşında hayata gözlerini yumdu.

“Işığın hanımı”nı gören üç çoban çocuk. Soldan sağa: Lúcia dos Santos, Francisco Marta ve Jacinta Marta

Lúcia dos Santos bir rahibe oldu ve 1946’da “ışığın hanımı”nı gördüğü yeri yeniden ziyaret etti. Bugün bu alan, Tecelli Şapeli olarak adlandırılıyor. Fotoğrafta Lúcia’nın yanında durduğu sütun ise, “ışığın hanımı”nın göründüğü noktayı belirtiyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo