
Güneş Sistemi’nin karanlık ucunda: Dokuzuncu gezegen iz mi bıraktı?
Güneş sisteminin bilinen sınırlarının çok ötesinde, Neptün’ün ardındaki mutlak karanlıkta dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Gökbilimciler, uzun yıllardır yalnızca teorilerde var olan ve “Dokuzuncu Gezegen” olarak adlandırılan gizemli bir cisme ait olabileceği düşünülen büyük bir nesnenin izine rastladı. Eski gökyüzü taramalarını mercek altına alan araştırmacılar, Güneş’ten olağanüstü uzak bir konumda, son derece yavaş ilerleyen bu gökcisminin peşine düştü. Eğer bu gözlemler doğrulanırsa, Güneş sistemi hakkındaki mevcut bilgiler köklü biçimde değişebilir.
Yirmi Yıllık Verilerden Gelen İşaret
Bu olası keşfin arkasında, Tayvan’daki Ulusal Merkez Üniversitesi’nde görev yapan bir araştırma ekibinin titiz çalışması bulunuyor. Bilim insanları, yirmi yılı aşkın bir zaman dilimine yayılan kızılötesi gözlem verilerini karşılaştırdı. 1983’te gerçekleştirilen IRAS taramaları ile 2006 yılında Japonya’nın AKARI uzay görevi kapsamında elde edilen ölçümler, aralarında hafif fakat tutarlı bir konum değişikliği bulunan zayıf bir ısı kaynağını ortaya çıkardı.
Hesaplamalara göre bu nesne, Güneş’ten yaklaşık 75 ila 105 milyar kilometre uzaklıkta yer alıyor ve bir turunu tamamlaması binlerce yıl sürüyor. Böylesine uzak ve soğuk bir cismin görünür ışıkla tespit edilmesi neredeyse imkânsız olduğundan, araştırmacılar yalnızca yaydığı çok düşük seviyeli ısıyı algılayabilen kızılötesi teknolojilere başvurdu.
Kuiper Kuşağı’ndaki Yerçekimi Gizemi

Aslında gökbilimciler, Neptün’ün ötesinde uzanan Kuiper Kuşağı’ndaki buzlu cisimlerin sıra dışı dizilimini uzun süredir açıklamaya çalışıyor. Bu bölgedeki küçük gökcisimlerinin yörüngelerinde gözlenen garip kümelenmeler, henüz doğrudan görülmemiş dev bir kütlenin güçlü yerçekimi etkisine işaret ediyor. Yeni tespit edilen bu aday nesne, söz konusu boşluğu doldurabilecek özellikler taşıyor.
Tahminlere göre bu gökcismi, Dünya’nın yaklaşık yedi ila on yedi katı kütleye sahip ve “buz devi” sınıfında yer alıyor. Yaklaşık eksi 220 santigrat derece olduğu düşünülen yüzey sıcaklığı, neden neredeyse hiç ışık yansıtmadığını da açıklıyor.
Buz Devlerine Benzeyen Bir Gezegen mi?
Olası Dokuzuncu Gezegen’in, yapısal olarak Uranüs ve Neptün’e benzediği düşünülüyor. Hidrojen, helyum ve metan ağırlıklı yoğun bir atmosfere ve buzdan oluşan bir çekirdeğe sahip olması muhtemel. Bilim dünyası şimdi bu karanlık bölgeye odaklanmış durumda.
James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişmiş gözlemevleriyle yapılacak yeni takip çalışmaları, bu nesnenin gerçekten Güneş etrafında dolanan bir gezegen mi yoksa çok daha uzaktaki bir arka plan kaynağı mı olduğunu netleştirecek. Şimdilik yalnızca iki veri noktasına dayanan bu bulgu, doğrulanması hâlinde Güneş sisteminin sınırlarının sandığımızdan çok daha uzaklara uzandığını gösterebilir.
Benzer Haberler

Tokyo'da dikey kalkış ve iniş yapabilen elektrikli hava aracının testi gerçekleştirildi

2050’de nüfusun yarısı miyop olabilir: Bilim insanları nedenini açıklıyor

Ay’da bilimsel zafer, Dünya’da kariyer sonu: Apollo 15 zarf skandalı









