
Güneşin ilk doğduğu göl
Yazan: Edoardo Albert
And Dağları’nın karlı zirveleri arasında, gökyüzüne neredeyse dokunacak kadar yüksekte uzanan Titikaka Gölü, yalnızca Güney Amerika’nın değil, insanlık tarihinin de en büyüleyici coğrafyalarından biri. Deniz seviyesinden 3 bin 812 metre yükseklikte yer alan bu kadim göl, dünyanın en yüksek rakımlı ve üzerinde düzenli yerleşim bulunan göllerinden biri olma özelliğini taşıyor. Ancak Titikaka’yı asıl benzersiz kılan, sadece coğrafi konumu değil; binlerce yıldır anlatılan efsanelerle kutsanmış ruhu.
İnka mitolojisine göre Güneş Tanrısı Inti, insanlığı aydınlatmak ve medeniyeti başlatmak üzere Titikaka Gölü’nün sularından yükseldi. Efsaneler, Güneş ve Ay’ın ilk kez Güneş Adası (Isla del Sol) ve Ay Adası’ndan (Isla de la Luna) doğduğunu anlatır. Bu nedenle gölde bulunan 41 adadan özellikle bu ikisi, İnka uygarlığı ve onlardan önce yaşamış yerli halklar için kutsal kabul edilir. Tapınak kalıntıları, taş teraslar ve törensel alanlar, bu adaların bir zamanlar önemli dini merkezler olduğunu bugün hâlâ fısıldar.
Göl çevresinde ve adalarda yaşayan topluluklar, modern dünyanın hızına karşı direnen yaşam biçimleriyle dikkat çeker. Bazı adalarda hâlâ kara yolları yoktur; motorlu araçlara ve çağdaş makinelerin kullanımına izin verilmez. Tarım, balıkçılık ve el sanatları, yüzyıllardır olduğu gibi geleneksel yöntemlerle sürdürülür. Bu yönüyle Titikaka, yalnızca bir doğa harikası değil, yaşayan bir kültürel mirastır.
Gölün en dikkat çekici halklarından biri olan Uroslar ise adeta doğayla bütünleşmiş bir yaşam sürer. Uros topluluğu, totora sazlarından inşa ettikleri yüzen adaların üzerinde yaşar. Evler, tekneler ve hatta günlük eşyalar bile bu sazlardan yapılır. Sürekli yenilenmesi gereken bu adalar, Titikaka’nın sularıyla birlikte nefes alır; insan emeğiyle doğa arasında hassas bir denge kurar. Uroslar için göl yalnızca bir yaşam alanı değil, kimliklerinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bugün Titikaka Gölü, Bolivya ve Peru arasında paylaşılan sınırları aşarak geçmişle bugünü, mitolojiyle gerçeği bir araya getirir. Güneşin ilk doğduğu yer olarak anlatılan bu mistik göl, And uygarlıklarının hafızasını sularında taşımaya devam ederken, ziyaretçilerine de zamanın yavaşladığı bambaşka bir dünya sunar.
Görsel: Alamy, Getty












