Houska Şatosu: Cehenneme açılan kapı efsanesi
Genel
2 dk okunma süresi
All About History

Houska Şatosu: Cehenneme açılan kapı efsanesi

Prag yakınlarında yükselen Houska Şatosu, savunması dışarıya değil içeriye dönük mimarisi ve altında yattığına inanılan “cehennem kapısı” efsanesiyle ürperti uyandırıyor. Ortaçağ söylencelerinden Nazi okült deneylerine uzanan karanlık geçmişiyle bu şato, Avrupa’nın en gizemli ve korkutucu yapılarından biri olarak dikkat çekiyor.

Yazan: Jack Griffiths

Prag’a yaklaşık 50 kilometre mesafede, son derece işlevsiz bir şato yükseliyor: Houska Şatosu. 14. yüzyılda Bohemya hükümdarı II. Ottokar tarafından inşa edilen bu yapı, yüzyıllar boyunca el değiştirmiş, 16. yüzyılın sonlarında Rönesans dokunuşlarıyla yenilenmiş, 18. yüzyıla gelindiğindeyse kaderine terk edilmiş. Ancak asıl ilginçlik 20. yüzyılda başlıyor. Houska’ya atfedilen ürpertici efsane, bir grup meraklı ziyaretçiyi cezbediyor: Nazileri. Çoğu Ortaçağ şatosunun aksine, Houska ne bir kraliyet konutu olarak inşa edilmiş ne de ticaret yollarına yakın. Su kaynaklarından da oldukça uzak. Dahası, savunma yapıları dışarıyı değil, içeriyi koruyacak şekilde düzenlenmiş; sanki içeride bir şeyleri hapsetmek için yapılmış gibi.

Ve efsane tam da burada devreye giriyor. Anlatıya göre, Houska Şatosu, cehennemin kapıları üzerine inşa edilmiş. Yüzyıllar boyunca burada dipsiz bir çukurun varlığı anlatılmış. Bu çukurun, cinlerin ve kötücül varlıkların yeryüzüne çıkıp insanlara zarar vermek için kullandığı bir geçit olduğuna inanılmış. Bölge halkı tarih boyunca bu alandan uzak durmuş. Bugün bile, sadece cesaretli meraklılar şatonun kapısından içeri adım atmaya cüret ediyor.

Bu uğursuz çukurun tam üstünde ise, Tanrı’nın ordusunun lideri, melek Mikail’e adanmış bir şapel bulunuyor. Şapelin duvarlarını süsleyen freskler, aşağıdaki korkunç manzaralarla ilgili ipuçları veriyor; duvarlardan tırmanarak yukarı çıkan solak cinler...

Şapelin inşasından önce, bu delikte oldukça karanlık deneyler yapılmış. Onu taşlarla doldurmaya çalışmışlar, fakat içine ne kadar taş atılırsa atılsın, çukur bir türlü dolmamış. Efsaneye göre, bir dük, bazı idam mahkumlarına cezalarını hafifletme vaadiyle çukura inmeyi teklif etmiş. Hayatta kalacaklarını sanan mahkumlar teklifi kabul etmiş. Ancak biri aşağı indirildiğinde, birkaç saniyelik sessizliğin ardından gelen çığlıklar, yukarıdakileri dehşete düşürmüş. Geri çekildiğinde adamın saçlarının bembeyaz olduğu, yüzünün onlarca yıl yaşlandığı görülmüş. Deliren adam ne gördüğünü asla anlatamamış ve sadece birkaç gün içinde ölüp gitmiş.

Houska’nın sırları burada bitmiyor. Ziyaretçiler, hayaletler, koridorlarda dolaşan gizemli kadın silüetleri ve göz ucuyla seçilen garip hayvansı varlıklar gördüklerini iddia ediyorlar. Tüm bu doğaüstü hikâyeler, ezoterik konulara takıntılı Nazilerin de dikkatini çekmiş. 1939-1945 yılları arasında Houska, okült deneylerin yapıldığı bir üs haline gelmiş. Ne yapıldığını bilmiyoruz, çünkü tüm kayıtlar yok edilmiş. Ancak şatonun restorasyon çalışmaları sırasında birkaç Nazi subayının iskeletleri bulunmuş.

II. Dünya Savaşı sırasında şato, Naziler tarafından işgal edilmiş ve burada okült deneyler yapıldığına dair söylentiler oluşmuş.

Görsel: Getty, Alamy

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo