Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
İstanbul Life

Karaköy’de zamana açılan kapı: Hovagimyan Han’dan zamansız bir dönüşüm

İçeriği Paylaş

Karaköy’ün katmanlı hafızasında yer alan Hovagimyan Han, Rana ve Erol Tabanca çiftinin vizyonuyla yeniden hayat buluyor. Art Nouveau cephesiyle semtin ruhunu koruyan yapı; uzun dönem konaklamaya uygun süitleri, zamansız iç tasarımı ve “Sen’den” restoranıyla, İstanbul’un geçmişle bugünü bir araya getiren yeni buluşma noktalarından biri olmaya aday.

Yazı: Karolin Apik

Karaköy, İstanbul’un en hızlı dönüşen semtlerinden biri… Ancak bazı yapılar var ki değişimin tam ortasında bile geçmişin izini korumayı başarıyor. Bir dönem ticaretin ve liman kültürünün merkezinde yer alan Hovagimyan Han, bugün aynı ruhu yeni bir anlatıyla sürdürüyor. Rana ve Erol Tabanca çiftinin titiz restorasyon yaklaşımıyla otele dönüşen yapı, Art Nouveau estetiğini iç mekânda da hissettiren detaylarıyla dikkat çekiyor. Binanın hikâyesini tamamlayan “sen’den” ise, tanıdık tatları modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak Karaköy’ün gastronomi sahnesine güçlü bir imza atıyor.

Hovagimyan Han gibi tarihi bir yapıyı otele dönüştürme fikri nasıl doğdu? Bu binayla ilk karşılaştığınız an sizde nasıl bir his bıraktı?

Karaköy’ün tarih boyunca bir ticaret limanı olması, onu dünyanın farklı yerlerinden gelen insanlara ev sahipliği yapmaya çok uygun bir yer haline getiriyor. Biz de bu semtin taşıdığı çok katmanlı hikâyenin içinde, geçmişle bugünü buluşturan bir yapı yaratmak istedik. Binayla ilk karşılaştığımızda ise cepheye âşık olduk. Art Nouveau mimarisinin ince işçiliği ve sakin ihtişamı, restorasyon sürecinde koruyup güçlendirerek içeriye taşımak istediğimiz ana histi. Hovagimyan’ın gelip geçilen bir konaklama noktası değil, gerçekten yaşanan bir mekân olmasını hedefledik. Bu nedenle süitlerimizi uzun dönem konaklamalara da uygun şekilde tasarladık.

Restorasyon sürecinde en çok neyi korumak konusunda hassas davrandınız? Binanın geçmişine saygı ile bugünün konforunu nasıl dengelediniz?

Tarihi bir yapının kimliğini korumak, öncelikle cephenin taşıdığı ruhu iç mekâna yansıtabilmekten geçiyordu. Binanın özgün plan şemasını muhafaza ederken, aynı dönemin estetik özelliklerini taşıyan antikalarla odaları adeta tarihin birer yansımasına dönüştürdük. Modern yaşamın gerekliliklerini karşılarken, geçmişte detaylara gösterilen özeni görünür kılmak istedik. Yaşanabilir bir alan yaratırken, hikâyesi olan parçalara yer vererek bu dengeyi kurmaya çalıştık. Projenin uzun bir zamana yayılması da her odayla içinde yaşıyormuş gibi yakından ilgilenmemize olanak tanıdı.

Karaköy’ün hızlı değişen kimliği içinde Hovagimyan nasıl bir duruş sergiliyor? Bu oteli bir konaklama noktası değil, nasıl bir “yaşam alanı” olarak kurguladınız?

Karaköy’ün bir gemicilik durağından turizme açılan canlı bir limana dönüşmesi, aslında Hovagimyan’ın hikâyesini de yansıtıyor. Biz bu dönüşüm içinde geçmişe sahip çıkan; bu sokaklara iz bırakmış isimleri ve hikâyeleri hatırlayan ve hatırlatan bir duruş sergilemek istiyoruz. Kısa ve uzun dönem konaklamaya uygun süitlerimiz, restoranımız ve barımız; sakinleşmeye ve yavaşlamaya davet eden alanlar. Sanatın, tasarımın, antikanın ve emeğin erişilebilir olduğu; insanların sadece konaklamakla kalmayıp zaman geçirdiği, karşılaştığı ve bağ kurduğu bir atmosfer kurmaya çalıştık. Çünkü bir mekânı gerçekten “yaşayan” bir yere dönüştüren, onu deneyimleyen insanlar ve onların bıraktığı izlerdir.

Otelin iç tasarımında sizi etkileyen referanslar nelerdi? İstanbul’un hangi katmanları bu projede kendini gösteriyor?

Mimar Leon Nafilyan’ın Art Nouveau cephesi, iç mekân tasarımımızın da ana ilham kaynağı oldu. Uzun süre yurt içi ve yurt dışı mezatlardan Art Nouveau ve Art Deco dönemlerine ait antikalar topladık. Bu süreçte karşılaştığımız dekoratif objeler ve sergileme anlayışları tasarım dilimizi şekillendirdi. Bir İngiliz duvar saatinin odalarda, ofisimizin 20 yıllık koltuğunun Penthouse’da, bir Fransız sinemasından kalan sandalyelerin restoranımızda yer bulması mekâna ayrı bir karakter katıyor. Bu birleşimlerin İstanbul’un katmanlı yapısını yansıttığını düşünüyoruz: Eski ile yeninin, doğu ile batının, an ile anıların kesiştiği bir buluşma noktası.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo