
Londra ve New York’tan başlayıp tüm dünyaya yayılan yeni sosyal alanlar: Kitap barları
Yazı: Yasemin Savcı
Kitapçı dükkânlarının sadece birer satış noktası olmaktan çıkıp, sosyal birer merkeze dönüşme süreci, son yılların en dikkat çekici kentsel trendlerinden biri oldu. Gündüz kahve kokusu, gece ise imza kokteyllerin zarafetiyle birleşen “kitap barları” (book bars), özellikle Batı metropollerinde hızla popülerlik kazanıyor. Peki, okuma ve sohbetin bu yeni kombinasyonu nasıl ortaya çıktı ve kimler tarafından tercih ediliyor?
Trend nasıl ortaya çıktı ve neden popüler oldu?
Bu trendin temelleri, geleneksel kitapçıların içine eklenen küçük kafe köşelerinde atıldı. Okuyucular, aldıkları kitabı hemen o an bir kahve eşliğinde inceleme olanağı buluyordu. Ancak metropol hayatının değişen sosyal alışkanlıkları bu konsepti bir adım öteye taşıdı:
Üçüncü Alan Arayışı: Özellikle Y kuşağı ve Z kuşağı, ev ve iş/okul dışında “üçüncü bir alan” (third place) arayışında. Kitap barları, gürültülü kafelerden ve kalabalık barlardan kaçınanlar için sessizliği ve sosyalleşmeyi dengeleyen ideal bir atmosfer sunuyor.
Gündüzden Geceye Akış: Kitap barları, sabah erken saatlerde kahve ve sessiz çalışma ortamı sunarken, akşamları bir anda zarif bir bara dönüşebiliyor. Bu çok fonksiyonlu yapı, işletmeler için verimliliği artırırken, müşteriler için de günün her saati gidilebilecek bir mekân sağlıyor.
Küratöryel Deneyim: Bu mekânlar genellikle sıradan bir bar olmak yerine, özel bir estetik ve küratöryel seçki sunuyor. Bu, sadece içki içmekten öte, bir kültürel deneyim arayanları cezbediyor.
Entelektüel Sosyalleşme: Mekânlar, kitap okumayı teşvik ettiği gibi, kitap kulüpleri, imza günleri, şiir geceleri gibi etkinliklerle entelektüel sosyalleşmeye zemin hazırlıyor.

İstanbul'da kültür ve lüksün buluştuğu kitap barları
İstanbul, Boğaz’ın kıyısından Tarihi Yarımada’ya kadar bu yeni trendin lüks ve butik örneklerini sunuyor.
- Minoa Village, Alkent, Etiler
Kitap barı konseptine bir diğer güçlü yaklaşım da Minoa Village’dan geliyor. Kitapçı kafe konsepti ile tanıdığımız marka, Alkent’teki mekânında adeta bir restorana dönüşüyor. Geniş bahçesi ve bir barın da yer aldığı iç bölümüyle Minoa Village, akşam saatlerinde butik içki menüleriyle daha rafine bir ambiyansa bürünüyor. Gündüzden geceye akışı doğal bir şekilde sağlayan Minoa, okuma ve sosyalleşmeyi şık bir atmosferde harmanlıyor.
- Fami, Altunizade
Koleksiyoner buluşmaları, multidisipliner etkinlikler ve pop-up sergilerle kolektif üretime ve yaşama katkı sunmayı hedefleyen FAMI, geçtiğimiz aylarda Altunizade’de açıldı. Özenle kürate edilmiş bu mekân da sanat, gastronomi ve tasarımı odağına alan kitap seçkisi ve günün her anına eşlik eden menüsü ile şehrin kültür ve sosyalleşmeyi bir araya getiren en şık mekânları arasına katıldı.
- Assouline Lounge at Four Seasons Bosphorus (Beşiktaş)
Yaklaşık bir yıldır Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’un kalbinde yer alan Assouline Lounge, bu trendin İstanbul’daki en lüks temsilcisi. Assouline Türkiye’nin 15. yıl dönümü için tasarımcı İrem Kınay imzasıyla hayat bulan lounge, İstanbul’un zengin mirası ve küresel zarafeti arasında köprü kuruyor. Kütüphane ruhuna sahip zarif bir bar örneği olan Assouline Türkiye Marka Sahibi İrem Kınay’a merak ettiklerimizi sorduk:
İstanbul’un ikonik noktasında böyle bir konsepti hayata geçirme fikri nasıl doğdu? Bu iş birliğinin altında yatan temel vizyon nedir?
Assouline Türkiye’nin 15. yılı bizim için çok özel bir dönüm noktasıydı. Yıllardır kitaplarla anlattığımız o dünyayı bu kez insanlar dokunarak, duyarak, tadarak deneyimlesin istedik. Assouline sadece bir yayıncı değil; kültürün, seyahatin ve estetiğin buluştuğu bir yaşam biçimi. Biz de bu ruhu, Boğaz’ın büyüsüyle bir araya getiren bir alan hayal ettik. Bu hayali gerçekleştirmek için Four Seasons Bosphorus’u seçtik. Hem lokasyon hem operasyon kalitesi, Assouline’in dünyasını İstanbul’da yaşatmak için idealdi. Amacımız kitapların ruhunun mekâna dönüştüğü, kültürün sofistike ama sıcak bir şekilde yaşandığı bir buluşma noktası yaratmaktı.
Lounge’un tasarımı, Assouline’in zarif stilini Boğaz’ın manzarasıyla birleştiriyor. Mekânın tasarım sürecinde Assouline’in hangi temel estetik ilkeleri ön planda tutuldu? Ziyaretçilerin ilk adımda kendilerini hangi “hikâyenin” içinde bulmalarını hedeflediniz?
Assouline’ın kendine özgü bir estetik dili var. Güçlü, zamansız, global ama aynı zamanda samimi. Mekânı tasarlarken bu çizgiyi koruyarak, kitaplarla nefes alan bir salon atmosferi yaratmayı hedefledik. Assouline’ın kırmızı pantone rengi, vintage objeler, özel tasarım objeleri ve mekâna özel tasarlanan Madame Malachite dokunuşlarıyla, adım atan herkesin kendini “dünyayı kitaplardan keşfeden bir yolcu” gibi hissetmesini istedik. Burası sadece bir restoran veya bar değil; İstanbul’un ortasında bir kültür ve keyif alanı.
Menüdeki yiyecek ve kokteyllerin, Assouline’in yayınlarından ilham alması (örneğin “Bosphorus Private”, “Dolce Vita”, “Turquoise Coast” kitaplarından esinlenen tabaklar) yaratıcı bir detay. Şefler bu ilhamı mutfak tekniklerine nasıl dönüştürdü? Özellikle hangi kitabın mutfakta en yaratıcı yorumlara yol açtığını söyleyebilirsiniz?
Kokteyl menüsünü tamamen Türkiye’den çıkan Assouline kitaplarından esinlenerek hazırladık. Şefler, bu kitaplarda anlatılan şehirlerin, sahillerin ve hikâyelerin renklerini ve duygusunu modern gastronomiyle birleştirerek yaratıcı dokunuşlar ekledi. “Turquoise Coast” ve “Bosphorus Private” en çok ilham veren kitaplar oldu; hem görsel dünyaları hem de hikâyeleri mutfakta ve bardaki yaratıcılığın kapısını açtı. Bir yandan da Assouline’in eğlenceli tarafını temsil eden özel dokunuşlar ekledik. Örneğin “Assouline Pantone Çorbası” tam anlamıyla markanın renkli ruhunu yansıtıyor.
Assouline Lounge, İstanbul’un Doğu ile Batı’yı birleştiren kozmopolit ruhunu yansıtmayı amaçlıyor. Hem yerel hem de uluslararası ziyaretçiler için bu alanın “olmazsa olmaz” deneyimi ne olacak? Bu başarılı iş birliği, Assouline Türkiye’nin gelecekteki kültürel ve sanatsal projelerine dair ne gibi ipuçları veriyor?
Assouline Lounge’u bir yıllık bir pop-up olarak tasarladık ama bu süre içinde hem yerel hem uluslararası misafirler için tasarım, kültür ve sosyal hayatın kesiştiği özel bir buluşma noktasına dönüştü. Özellikle American Express iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz “Jazzy Thursdays” serisi, kitaplarla eşleşen müzisyenler, her akşama özel kokteyller ve kürasyonlar Lounge’u çok yönlü bir deneyime taşıdı. Misafirler için olmazsa olmazlardan biri kokteyllerimiz oldu. Sultans kitabından ilham alan “Sultana’s Martini” kısa sürede herkesin favorisi hâline geldi. Ayrıca Assouline Lounge için özel tasarladığımız Madame Malachite deri tepsileri, misafirlerin Lounge’dan hatıra olarak seçtiği en özel parçalar oldu. Bu proje, Assouline Türkiye’nin kültürü sadece kitaplarla değil, mekânlar, ritüeller ve deneyimlerle anlatmaya devam edeceğinin de bir işareti.

Dünyadan ilham veren kitap barları
Maison Assouline, Swans Bar, Londra: Niş yayınevi Assouline’in Piccadilly’deki konsept mağazasının kalbinde yer alan Swans Bar, pazartesi-cumartesi günleri hizmet veren lüks bir kokteyl ve şampanya barı. Rezervasyon yaptırmak gerekiyor.
Bibliotheque, New York: Soho’nun merkezinde 2022’den beri hizmet veren Bibliotheque, kitabevi, kafe ve şarap barını tek potada eritiyor. JACONO’nun kaliteli edebiyat seçkisini Epicerie Boulud’dan lezzetler ve Bordeaux, Burgundy gibi bölgelerden geniş bir şarap kavı eşliğinde ‘topluluk etkinliği’ odaklı bir merkez olmayı hedefliyor.
The Literary Man Hotel, Óbidos, Portekiz: Bir kitapçı-bar ve yanı sıra dünyanın en büyük edebiyat otellerinden biri. 1830’lardan beri hizmet veren bu eski manastır, 100 binden fazla kitaba ev sahipliği yapıyor. Otelin hemen her duvarı kitap raflarıyla kaplı; yemek salonunda ise 30’un üzerinde cin çeşidi sunan özel bir “gin bar” bulunuyor.
The Winding Stair, Dublin: Adını W. B. Yeats’in bir şiirinden alan mekân, 1970 ve 80’lerde yazar, müzisyen ve sanatçıların simgeleşmiş buluşma noktasıydı. 2006’da restoran ve kitapçı olarak yeniden canlandırılan Winding Stair, Dublin’in edebi mirasını yaşatan önemli bir kültür durağı.
BookBar, Londra: Yayıncılıktan gelen Chrissy Ryan tarafından 2020’de Finsbury Park’ta açıldı. Kitaplar hakkında konuşurken sosyalleşmeyi teşvik eden mekân, kitapçı ile şarap evini başarıyla birleştiriyor. Yazar söyleşileri ve aylık kitap kulübü aboneliği gibi etkinliklerle kısa sürede Londra’nın en özgün edebiyat merkezlerinden biri oldu.
La Belle Hortense, Paris: Le Marais’nin kalbinde, henüz “kitapçı-bar” konsepti yokken, 1997 yılından bu yana yarı kitapçı yarı kitabevi olarak hizmet veriyor. Misafirler barda edebiyatseverlerle kaynaşırken, daha izole bir bölümde şaraplarını yudumlayarak kitap okuma imkânı buluyor.
The Library at The NoMad Hotel, New York: Otel bünyesinde yer alan lüks ve görkemli bir kütüphane-bar. İki katlı, spiral merdivenli mekân, klasik kütüphane ambiyansında yüksek kaliteli kokteyller sunuyor.
The Last Tuesday Society (Viktor Wynd’s Museum), Londra: Daha çok “garip ve merak uyandıran” temalı, okült kitap ve objelerin satıldığı bir dükkân ve müze. Bünyesindeki bar, Gotik ve bohem atmosferde absint ve özel içkiler sunuyor.
Libreria Caffè Bohemien, Roma, İtalya: Bar ve kitapçı konseptini daha sade ve İtalyan bir estetikle birleştiren mekân, gündüz kahve, akşam aperitivo (İtalyan kokteyl saati) eşliğinde kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor.
Shakespeare and Company Café, Paris, Fransa: Tarihi kitapçının yanında yer alan kafe, meşhur kitapçı geleneğini sürdürerek, dünyanın dört bir yanından gelen yazar ve okuyuculara Seine Nehri manzarasına karşı rahat bir toplanma alanı sağlıyor.












