Haber kapak görseli
Genel
2 dk okunma süresi
All About History

Michael Scot kimdir? Ortaçağ’ın bilim dehası mı, efsanevi bir büyücü mü?

Oxford ve Paris’te eğitim görmüş bir matematikçi, Arapça ve İbranice bilen usta bir çevirmen, Kutsal Roma İmparatoru II. Friedrich’in sarayında görev yapan bir astrolog… Michael Scot’un yaşamı, bilim ile efsane arasındaki ince çizgide ilerliyor. Aristoteles, İbn Sina ve İbn Rüşd’ün eserlerini Latince’ye kazandırarak Avrupa düşüncesini etkileyen bu sıra dışı bilgin, halkın gözünde ise bir büyücüye dönüştü. Peki, Michael Scot gerçekten bir bilim dehası mıydı, yoksa Ortaçağ’ın efsanevi büyücüsü mü?

Yazan: Bee Ginger

Ortaçağ’ın en eğitimli isimlerinden biri olan Michael Scot, hem Oxford hem de Paris üniversitelerinde eğitim görmüş bir matematikçiydi. Toledo ve Bologna’daki çalışmaları ve dil yeteneği sayesinde usta bir çevirmen hâline geldi. İbranice ve Arapça’yı ileri seviyede öğrenerek, Aristoteles’in eserleri ve onun hakkında yazılan yorumları inceledi. Daha sonra İbn Sina ve İbn Rüşd’ün eserlerini Latince’ye çevirerek Batı Avrupa’daki entelektüellerin erişimine açtı.

Ancak Scot sadece bir çevirmen değildi; aynı zamanda bir bilgin, astrolog, ilahiyatçı ve astronomdu. Dönemin en güçlü insanı Kutsal Roma İmparatoru II. Friedrich’in sarayında hem bilim danışmanı hem de baş astrolog olarak görev yaptı. Ancak onun asıl şöhreti, simya üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde geldi. Simya ve astroloji üzerine yazdığı metinler, onu halkın gözünde bir büyücüye dönüştürdü. Scot’un ismi Dante’nin Inferno’sunda muhtemelen geleceği görebildiği yönündeki söylentilerden dolayı ünlü bir büyücü olarak geçer. O dönemde doğa bilimleri hakkındaki derin bilgisi, insanlara sihir gibi görünmüş olmalı. Bu yüzden Scot, tarih boyunca bir büyücü, sihirbaz ve kâhin olarak anıldı.

İtalyan şair ve yazar Giovanni Boccaccio, eserlerinde ona benzer bir karaktere yer verirken, İskoç şair John Leyden’in “Lord Soulis” adlı baladında Scot, kötü büyücü William II de Soules’a sihir öğreten biri olarak karşımıza çıkar ve bu karanlık karakter sonunda kazanda haşlanarak cezalandırılır. Ancak bu olumsuz imajın karşısında duranlar da vardır: Fransız yazar Gabriel Naudé, Apologie pour tous les grands personnages faussement soupçonnés de magie (Büyücülükle haksız yere suçlanan kişiler için bir savunma) adlı eserinde Michael Scot’un itibarını korumaya çalışarak, onun büyücü değil, haksız yere suçlanmış bir entelektüel olduğunu savunur.

Ancak belki de en ilginç olanı, Scot’un kendi ölümünü önceden görmüş olmasıydı. Bir vizyonunda, başına düşen bir taş yüzünden öleceğini gördükten sonra demir miğfer takmaya başladı. Ne var ki, bir gün kiliseye girdiğinde başlığını çıkardı ve tam o anda tavandan düşen bir taşın darbesiyle hayata veda etti.

Yaşamı boyunca Scot, din adamı olarak saygı gördü. Ayrıca İrlanda’daki Cashel Başpiskoposluğu görevine aday gösterildi ancak bu teklifi reddetti. Bununla birlikte, araştırmalar onun İtalya’da bulunduğu dönemde dini görevler üstlendiğini gösteriyor

Görsel: Getty; Alamy

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo