
Oopscool kurucusu ve tasarımcısı Pınar Uçar Gül: “Hep arayışta olmayı, düşünülmemişi yapmayı çok seviyorum”
Röportaj: Sinem Kın
Fotoğraflar: Selin Saral
Nişantaşı’nda, mağazasının önünden geçerken gidip dokunmak istediğiniz bir kapı ve vitrin... Pınar’ın dünyası işte orada başlıyor. Kapıyı açtığınızda ise soğuk kış günlerini ısıtan, içinizi açan çiçekler, renkler, desenler, çantalar, yastıklar… Bitmiyor… Sarının o sıcacık ve mutluluk veren enerjisi tüm mağazayı sarmış, sizi de hemen etkisi altına alıyor, tıpkı Pınar’ın enerjisi gibi. Oopscool’un rengarenk dünyasına davetlisiniz…

HELLO!: Nişantaşı’nda önünde durup herkesin fotoğrafını çektiği bir şey yaptın ve mağazanın kapısını puffer bir monta çevirdin. Nasıl oluştu bu fikir?
Pınar Uçar Gül: Uzun zamandır Nişantaşı mağazası için şaşırtıcı bir tasarım yapmayı planlıyorduk. Bakanı şaşırtan, başkalarına ilham olan bir vitrin, Oopscool’un cesur ruhuna çok yakışacaktı… Üç sene önce ‘Sugar Factory’ koleksiyonu inanılmaz sevildi. O kış herkesin üzerinde biz vardık, müthiş bir sezondu. Herkes bizden bahsediyordu. Oopscool o sezondan sonra puffer montlarla çok özdeşleşti. Sadece deseniyle değil, oversize kalıp tasarımı da çok farklı olduğundan bir trend yaratmıştık. Bu sezonda da Oopscool puffer dünyamızı “We puffed to hug you” ile sloganlaştırmak istedik. Öncesinde yeni dünyanın gözdesi AI (yapay zeka) destekli programlar kullanarak Boğaz vapurunu, Galata ve Kız Kulesi’ni ‘sarı puffer’la giydirdik, “We puffed to hug you” sloganını Instagram’da bu etkili video ve görseller ile paylaşmaya ve merak uyandırmaya başladık. Tabii asıl amaç tüm vitrini Oopscool puffer kumaşıyla giydirmekti. Sonuç inanılmaz oldu! Şimdilerde önünden geçerken herkesin fotoğraf çekip paylaştığı, ‘dev bir sarı Oopscool puffer’ size sarılmak için Nişantaşı Şakayık Sokak’ta sizi bekliyor…
HELLO!: Peki neden sarı?
P. U. Gül: Google’a “Sarının anlamı nedir?” diye yazarsanız şu çıkıyor: Verimlilik, sevinç, coşku ve ilham verici. Tam olarak bu yüzden sarı.
HELLO!: Yapımı ne kadar sürdü?
P. U. Gül: Önce fikri bulduk, projelendirdik, video ve görseller çalışıldı. Ama asıl konu gerçekten şişirilmiş kumaşların vitrin camına sabitlenmesiydi. Bunun için denemeler yaptık. Tüm bu süreç yaklaşık bir ay sürdü.
HELLO!: Nasıl tepkiler alıyorsun? İçeri sadece bunun için gelip soranlar oluyor mu?
P. U. Gül: Çok! Herkes dokunmak istiyor. Fotoğraf çeken, paylaşan, kapıyı açıp içeri bakıp çıkan, Instagram’dan görüp gelen ve “Aa gerçekmiş” diyen... İnanılmaz ilgi çekti. Sen de “Vitrini canlı görmeliyim, dokumlamıyım” demiştin. İnsanlar vitrini de yapay zeka ile yaptık zannetmişler. Gerçekte gören çok daha fazla şaşırıyor ve seviyor.
HELLO!: Tasarımların, yaratıcı koleksiyonların, şimdi de bu... Her zaman farklı ve özgün olmayı başarıyorsun. Moda dünyasında bu zor bir şey. Sen bu durumu nasıl kotarıyorsun?
P. U. Gül: Merak edilmek, “Yine ne yapmışlar?” dedirtmek, süzgeçsiz bir hayal gücü benim ve ekibimizin en büyük motivasyonu… İlk günden beri insanları şaşırtıyor, heyecanlandırıyoruz. Her sezen mutlaka yeni bir fikirle çıkıyoruz yola. Oopscool bir ‘love brand’. önce ‘Oops’ sonra ‘cool’ dedirtiyoruz. Yeni ürün grupları sokuyoruz koleksiyona. Tavrımızı değiştiriyoruz, kendimizi tekrar etmeden, sürekli yenilenerek taze kalmak istiyoruz. Yoksa çok sıkıcı olmaz mı?
HELLO!: Desen denince Türk markaları içinde ilk akla gelen isimlerdensin. Desenleri yaratım sürecin nasıl oluyor? Her sezon farklı desen çıkarmak ve satış rekorları kırmak da kolay değil. Koleksiyonlarında desenleri nelere göre belirliyorsun? Mesela bu sezon hep çiçekler var...
P. U. Gül: İlham bir yerden esiyor bana. Yeni koleksiyona başlarken çoğunlukla aklımda hiç bir şey olmuyor. Yeni bir şey yapmayı istediğim kesin, günlerce boş boş dolanıyorum ortalıkta ama mutlaka yalnız kalmalıyım. Ve birden geliyor işte, hissediyorum o hikayeyi. Gözümün önünde beliriyor bitmiş, dikilmiş halleri ve sonrasında su gibi akıyor her şey… Aynı anda dört farklı desen çalışıyorum bazen. Aynı anda dört farklı kitap okumak gibi. Asosyal birkaç hafta ve sonra bitiyor. “Oldu” diyorum, “Bu iş tamam!” Eğer çıkan işten ben tatmin olursam o iş oluyor, bunu net anladım. Desenleri yaparken aklınıza gelebilecek her şeyi kullanıyorum; el çizimlerim, teknolojik programlar, yapay zeka… Onda da bir sabitim yok. Aklıma bir hikaye düştükten sonra gerisi benim için çok kolay.
HELLO!: İmza attığın her desenin kendine has bir karakteri ve ismi var. Bu isimlere neye göre karar veriyorsun?
P. U. Gül: Ortaya çıkan desenlerin isimlerini sonradan veriyorum. Doğan bebeğe isim vermek gibi. Her koleksiyonun bir hikayesi var ve doğan her bebeğin bir ismi.
HELLO!: Oopscool, renkli ve eğlenceli dünyasıyla insanlarda direkt pozitif etki yaratan, mutluluk veren bir marka. Moda aracılığıyla insanları mutlu ve pozitif hissettirmek nasıl bir his?
P. U. Gül: Bu söylediğinizi o kadar çok duyduk ki bugüne kadar. Ortağım Ahu ve ben bu işi bu cümleleri duymak için yapıyoruz sanki. Hiçbir şey bizi bu kadar mutlu etmiyor sanırım. Bir müşterimiz üşenmemiş, bize çok uzun bir mesaj göndermişti. Mesajda “Siz yalnızca bir mont değil, mutluluk satıyorsunuz” demişti. İnanılmaz mutluluk verici bunu okumak.
HELLO!: Geçtiğimiz yıldan bu yana kayak koleksiyonu yapmaya başladın. Yabancı markaların etiketlerini düşünecek olursak; bu, gerçekten kayakseverler için bir ihtiyaçtı. Sen Türk markalar içinde bu boşluğu görerek mi yaptın koleksiyonu?
P. U. Gül: ‘Sugar Factory’ ve puffer montları alan herkes bunları kayak tatilinde hatta kayarken giydi. Aslında biz bunu planlayarak yapmadık. Benim şaşırtıcı yeni bir şey arayış merakım konuyu buralara getirdi. Talep olunca geçen kış teknik kumaştan kayak tulumları, pantolonları tasarladık. İnsanların yaz tatilinde olduğu gibi kış tatilinde de farklı şeyler araması ve tabii yabancı markaların etiketlerinin çok yükselmiş olması da birleşince, doğal sürecinde Oopscool, lüks segment için iyi bir kayak tatili markası alternatifi oldu. Ürünler çok hızlı tükeniyor. Biz de bu ilgiyle mutlu oluyoruz.

HELLO!: Biraz bu koleksiyondan bahsetmek istiyorum. Anlatır mısın, bu çiçek ve puffer dünyan nasıl oluştu?
P. U. Gül: ‘Sugar Factory’ ve ‘Sculpture’ koleksiyonlarında geometrik formlar vardı. Artık değişmeliydik. Kış mevsiminde çiçek açtırmak güzel bir fikir olabilirdi. Kış güneşinde büyümüş, açmış çiçekler... Bu sebeple koleksiyonun adı ‘Apricity’ yani ‘kış gününde ortaya çıkan güneşin verdiği sıcaklık’ oldu. Kışın ortasında içimizde güller açtıran o güneşin bizi ısıtması ne harika bir an…
HELLO!: Senin favorin hangileri oldu?
P. U. Gül: ‘Zinnia’ koleksiyonun yıldızı oldu. Ben de ilk çıktığı anda bunu hissetmiştim. ‘Erica’ ise benim için uzun zamandır yapmak istediğim romantiklikte..
HELLO!: Bir de puffer çantalar yapıyorsun. Onlara nasıl tepkiler aldın?
P. U. Gül: Evet, çok hafif, çok rahat, çok gösterişli… ‘Cushion Bag’ler puffer’lar gibi sevildi, gecen sene büyük ve orta boyları vardı. Bu sene küçük boyunu yaptık, inanılmaz tatlılar. Bence herkesin bir ‘cushion’ küçük boyu olmalı.
HELLO!: Yaratıcı fikirlerin bitmiyor Pınar. Sırada ne var?
P. U. Gül: Yeni mağazalar, yeni vitrinler… Ve pek tabii yeni ürün grupları. Bu yaz çok tatlı bir proje geliyor ama sürpriz olacak. Umarım çok güzel olur ve herkes bayılır.
HELLO!: Moda sektörü devamlı değişen, dönüşen bir kulvar. Sen nasıl değişiyor ve dönüşüyorsun?
P. U. Gül: Açıkçası trendler ve moda sektörünün gidişatıyla fazla ilgilenmiyorum. Trendler, müşteri satın alma eğilimlerini kesinlikle belirliyor. Bu matematikte trendleri oluşturan lüks markalar ve bu markaların yarattığı akımları uygulayan uygun fiyatlı markalar var. Biz bu denklemde kendi ülkemizde trend belirleyen taraftayız. Trend belirlemek için önce sen değişeceksin, sen kendinden sıkılacaksın... Başka türlü dönüşemez ilerleyemezsin.
HELLO!: Bu değişim ve dönüşüm, kreatif yaratım ve üretim sürecini nasıl etkiliyor?
P. U. Gül: Arayışta olmayı, düşünülmemişi yapmayı çok seviyorum. Markanın kurgusunu bunun üzerine yapıyoruz. Özgün ve şaşırtıcı ol, yeni hikaye peşinde koş, kullanmadığın kaliteleri bul, yeni baskı teknikleri kullan, kalıplarda cesur ol, şaşırt, değiş… Benim ‘apricity’m de bu…
Benzer Haberler

Milano–Cortina 2026: Spor, moda ve kültürün buluştuğu küresel sahne

Melis Sezen’in yeni projesi belli oldu: Mert Ramazan Demir’le aynı dizide

Beymen Group CEO’su Elif Çapçı: “Lüksün geleceği daha fazla sahip olmak değil, değeri korumak”









