Haber kapak görseli
Genel
4 dk okunma süresi
HELLO!

Pink Martini’nin güçlü sesi Storm Large: “Müzik sayesinde anlaşmak sandığınızdan çok daha kolay”

İçeriği Paylaş

22 Temmuz’da Harbiye Açıkhava’da sahne almaya hazırlanan Pink Martini’nin güçlü sesi Storm Large, grubun yıllardır süren yolculuğunu, Türkiye ile kurdukları özel bağı ve müziğin insanları bir araya getiren gücünü HELLO! için anlattı.

Yazı: Sinem Kın

Dünyanın farklı kültürlerini, dillerini ve hikayelerini aynı sahnede buluşturan Pink Martini, yıllardır müzikseverleri sınırların ötesine taşıyan benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Grubun sevilen seslerinden Storm Large ise bu yolculuğun en özel yanının her konserde yeniden kurulan o eşsiz bağ olduğunu söylüyor. Türkiye’ye duydukları sevgiyi ve Türk dinleyicisinin kendilerinde bıraktığı izi samimi sözlerle anlatan sanatçı, İstanbul’un tarih ve enerjiyi aynı anda yaşatan ruhunun Pink Martini’nin müzikal dünyasıyla güçlü bir uyum içinde olduğunu vurguluyor. Harbiye Açıkhava’daki konser öncesinde bir araya geldiğimiz Storm Large ile müziğin birleştirici gücünü, sahne heyecanını ve Türkiye ile kurdukları dostluğu konuştuk

HELLO!: Pink Martini yıllardır dünyanın dört bir yanında konserler veriyor. Siz de grubun önemli seslerinden biri olarak bu yolculuğun içindesiniz. Aradan geçen yıllara rağmen sahneye çıkarken sizi hâlâ en çok heyecanlandıran şey nedir?

Storm Large: Sanırım en heyecan verici şey, hiçbir konserin birbirine benzememesi. Turnelerde aynı şarkıları söylesek de karşınızdaki insanlar değişiyor, seyircinin reaksiyonu farklı oluyor ve her şey yeniden şekilleniyor. Bazen bir şarkı beklemediğiniz kadar duygusal bir karşılık buluyor, bazen bütün seyirciler aynı anda sahnedeki esprili bir anda neşeleniyor, hep beraber gülüyor, bazen de binlerce seyirci eşlik ederek tek bir nefes gibi hareket ediyor. Bu duygunun bir provası yok. Ben hâlâ sahneye çıkmadan birkaç dakika önce kalbimin daha hızlı attığını hissediyorum. Bu heyecanı kaybettiğim gün müzik yapmayı da bırakırım herhalde.

HELLO!: Pink Martini’nin müziği tek bir türe ya da kültüre ait değil; adeta dünyayı dolaşan bir müzikal yolculuk gibi. Bu kadar farklı dilde ve kültürde şarkılar söylemek bir sanatçı olarak sizi nasıl besliyor?

S. Large: Bana göre bu, dünyanın farklı köşelerindeki insanların aslında birbirine ne kadar benzediğini hatırlatıyor. Diller değişiyor, melodiler değişiyor ama aşk, özlem, neşe ya da kalp kırıklığı aynı kalıyor. Bir gün Fransızca bir şarkı söylüyorsunuz, ertesi gün Türkçe ya da Japonca bir eser seslendiriyorsunuz ve herkesin aynı duygularla gülümseyebildiğini ya da hüzünlendiğini görüyorsunuz. Bu, bana büyük bir umut veriyor. Çünkü müzik sayesinde insanların birbirini anlaması sandığınızdan çok daha kolay.

HELLO!: Türkiye, Pink Martini’nin en güçlü dinleyici kitlesine sahip ülkelerden biri. Türk seyircisini diğer ülkelerden ayıran bir özellik var mı?

S. Large: Pasion Turca ile 25 yıldır Türkiye’ye geliyoruz, Türk seyircisinde çok güçlü bir samimiyet var. Bunu sahneden hissedebiliyorsunuz. Bazı ülkelerde seyirci önce sizi izler, sizi tanımaya çalışır. Türkiye’de ise daha ilk şarkıdan itibaren sizi kucaklıyorlar. Romantik şarkılara inanılmaz bir ilgi ve hassasiyet görüyoruz, eğlenceli şarkılarda ise müthiş bir coşku ortaya çıkıyor. Seyircinin duygularını saklamaması hoşuma gidiyor. Bu yüzden Türkiye’deki konserlerimiz her zaman biraz daha yoğun, biraz daha tutkulu geçiyor.

HELLO!: Daha önce de birçok kez Türkiye’ye geldiniz. İstanbul’a her dönüşünüzde dönüşünüzde sizi en çok etkileyen şey ne oluyor?

S. Large: İstanbul’un tarihi zenginlikleri ve kültürel zenginliği. Bu şehir her gelişimde bana farklı bir yüzünü gösteriyor. Bir yanda yüzlerce yıllık bir tarih, diğer yanda inanılmaz canlı ve modern bir enerji var. Boğaz’a baktığınızda başka bir şehir görüyorsunuz, gece sahneye çıktığınızda bambaşka bir şehir. İstanbul’da geçmiş ve gelecek aynı anda yaşıyor gibi. Belki de bu yüzden Pink Martini’nin ruhuyla çok iyi örtüşüyor. Biz de farklı dönemleri ve kültürleri aynı sahnede buluşturmaya çalışıyoruz.

HELLO!: Pink Martini’nin repertuarında ‘Üsküdar’a Gider İken’ ve ‘Aşkım Bahardı’ gibi Türkiye ile özel bağ kuran şarkılar da var. Türk müziğiyle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?

S. Large: Büyük bir hayranlık olarak tanımlayabilirim. Türk müziğinde beni en çok etkileyen şey duygu yoğunluğu. Şarkılarınızda hem büyük bir zarafet hem de çok güçlü bir kalp var. Thomas bir eseri repertuarımıza alırken büyük bir heyecanla hikayesine de kapılıyor ve biz de Thomas’la birlikte sadece melodisini ve sözlerini değil; onun hikayesini, taşıdığı duyguyu ve insanlar için ne ifade ettiğini de anlamaya çalışıyoruz. ‘Üsküdar’a Gider İken’ ya da ‘Aşkım Bahardı’ bizim için sadece güzel şarkılar değil, Türkiye ile kurduğumuz dostluğun da bir parçası.

HELLO!: 22 Temmuz’da Harbiye Açıkhava sahnesinde dinleyicileri nasıl bir konser bekliyor? Setlist’te ya da sahne enerjisinde özel sürprizler olacak mı?

S. Large: Harbiye için her zaman biraz ekstra heyecan duyuyoruz. Çünkü Harbiye’de sahnenin ve seyircisinin özel olduğunu biliyoruz. Elbette Pink Martini’nin klasikleşmiş şarkılarını duyacaksınız ama repertuarda farklı dönemlerden ve farklı coğrafyalardan sürprizler de olacak. Sahnede hem romantizm ve nostalji olacak hem de bol bol yüksek enerji. En son gelişimizde kapanışta geceyi bir dans şölenine çevirdiğimizi hatırlıyorum. Gecenin sonunda yine seyirciyle birlikte dans ettiğimizi hayal ediyorum. Bence yaz geceleri bunun için var.

HELLO!: Yoğun turne programınız sayesinde dünyanın sayısız şehrini görüyorsunuz. İstanbul’u birkaç kelimeyle tarif etmeniz gerekse neler söylerdiniz?

S. Large: Zarafet, tutku, enerji, zengin bir tarih ve sımsıcak bir çeşitlilik. Tek kelime düşünecek olursam, ‘buluşma’ diyebilirim; çünkü İstanbul’da farklı kültürler buluşuyor. Geçmiş ve gelecek buluşuyor. Aslında her konserimizde sahnede olan da tam olarak bu. İnsanların, hikayelerin ve duyguların buluşması. Bu yüzden İstanbul’da kendimizi her zaman çok doğru bir yerde hissediyoruz.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo