Haber kapak görseli
Genel
9 dk okunma süresi
HELLO!

Sacred7 Travel’ın kurucuları Ayşe Kaynarcalı ve Şebnem Eser ile 15 yıllık başarı hikâyesi

“İki girişimci kadın olarak iç sesimiz, dayanışmamız ve üretkenliğimiz ile büyüdük. Sacred7 Travel olarak yola ‘kadınca’ çıkmanın ne demek olduğunu yeniden tanımladık.”

RÖPORTAJ: RANA KORGÜL

FOTOĞRAFLAR: ESİN KARAGÖZ AŞAN

Sacred7 Travel, sıradan turlardan çok farklı olarak sanatla, kültürle, kadın emeğiyle örülmüş özel yolculuklardan bahsediyor. Geçen yıllarda her adım cesaretle atılmış, emekle büyümüş, dostluklarla güçlenmiş, vizyonla yön bulmuş, kararlılıkla sürmüş ve deneyimle olgunlaşmış. Burada sadece bir seyahat acentesinin 15. yılını kutlamıyoruz; hayallerini valize koyup yola çıkan iki cesur kadının vizyoner yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Sacred7 Travel’ın iki kurucu ortağı ile beraberiz. Bu özel yılda birlikte geçmişe bakacağız, zorlukları konuşacağız, ilhamlar alacağız ve hayaller kuracağız. Ama en önemlisi, bir yolculuğun ardındaki iki ruhu tanıyacağız, onların başarı hikayesini dinleyeceğiz ve tutkuyla kurdukları dünyanın konuğu olacağız. Sacred7 Travel’ın yolu açık olsun… Heyecan verici yeni rotalarda görüşmek üzere…

HELLO!: 15 yıl önce bir seyahat acentesi kurmaya karar verdiniz. Bize o ilk kıvılcımı anlatır mısınız? Sizleri seyahat sektörüne yönlendiren ve bu sektörde çalışmaya iten motivasyon neydi?

Şebnem Eser: Bizim için seyahat, her zaman yeni bir kapı açmak, farklı dünyalara dokunmak anlamına geliyordu. 15 yıl önce yola çıkarken hayalimiz, sadece tur düzenlemek değil; insanlara hayatlarının en özel anılarını armağan etmekti. Cesaretimizi hayallerimizden aldık, vizyonumuzu ise kadın emeğiyle şekillendirdik. O ilk adım, bir anlamda kendi yolculuğumuzu da yeniden tanımlamaktı. Bugün geriye baktığımda, o kıvılcımın ne kadar büyük bir ateşe dönüştüğünü gururla görüyorum.

HELLO!: Kadın girişimci olarak o dönem seyahat sektöründe yola çıkmak nasıldı?

Ayşe Kaynarcalı: Kadın girişimci olarak turizmde yola çıkmak başta kolay değildi. Sektör genellikle erkek egemen yapısıyla biliniyordu ama biz bunu bir engel değil, fark yaratma alanı olarak gördük. Kadın bakış açısının, detaylara verdiği önemin ve estetik anlayışının seyahate çok değer kattığına inanıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada kadın girişimciliğin gücünü gösterebilmiş olmaktan mutluyuz.

HELLO!: İki kadın, bir vizyon… İki kadın olarak iş ortaklığı kurmanın avantajları ve dezavantajları neler oldu?

Ş. Eser: Ortaklık ilişkisi aslında evlilik gibi; uyum, güven ve saygı olmazsa sürdürülemez. Biz farklı karakterlere sahip olsak da aynı vizyonu paylaşıyoruz. Bu çeşitlilik bizi güçlü kılıyor; çünkü birbirimizi tamamlıyoruz. Elbette zaman zaman farklı bakış açıları oluyor ama bunu her zaman yapıcı bir zenginlik olarak değerlendirdik. Avantajımız, birbirimizin güçlü yanlarını sahaya yansıtabilmek; dezavantaj dediğimiz şeyler ise çoğunlukla bizi daha yaratıcı çözümlere götürdü...

HELLO!: Ne kadar güzel! Bu iş ortaklığınızda birbirinizi tamamladığınız noktalar, sizi güçlendiren dinamikler neler?

A. Kaynarcalı: Şebnem ile birbirimizi tamamladığımız nokta; görev ve sorumluluklarımızın doğal bir şekilde ayrışması. Ben programların tasarımı, otel kontrolleri ve rotaların detaylandırılmasıyla ilgileniyorum. Şebnem ise finansal kontroller, inovasyona dayalı projeler ve ekip yönetimi tarafında güçlü. Bu dinamik, bizi daha dengeli ve verimli kılıyor. Benzerliğimiz, ikimizin de detaylara verdiği önem ve mükemmeliyet arayışı. En keskin farkımız ise yaklaşım tarzımız: Ben daha planlama ve kurgulama odaklıyken, Şebnem ise daha çok risk yönetimi ve iş geliştirme hususunda çözümler üretmede güçlü.

HELLO!: Seyahat sizin için ne ifade ediyor? Bir sektör mü, bir araç mı, bir yaşam biçimi mi, yoksa bir tutku mu?

Ş. Eser & A. Kaynarcalı: Aslında seyahat bizim için hepsi... Bir yönüyle işimiz, bir yönüyle tutkuyla bağlı olduğumuz yaşam biçimimiz. Bizim için seyahat, yeni bir hikayeye açılan kapı; hem mesleki bir araç hem kişisel bir tutku hem de hayatı zenginleştiren bir yaşam biçimi.

HELLO!: Sacred7 Travel adı nereden geliyor? Kültürel, sembolik ya da kişisel bir hikayesi var mı?

A. Kaynarcalı: Sacred7 ismi, ‘kutsal yedi’ kavramından ilham alıyor. Yedi sayısı, farklı inanç sistemlerinde uğurlu kabul edilir. Biz de bu uğurdan güç alarak yola çıktık. Tarih boyunca yedi, birçok kültürde kutsallığın, bütünlüğün ve yolculuğun simgesi olmuştur. Seyahatin dönüştürücü gücünü anlatmak, her yolculuğun aslında insanın kendi içinde çıktığı manevi bir keşif olduğunu vurgulamak istedik.

HELLO!: Rekabetçi turizm pazarında Sacred7 Travel’ı farklılaştıran en önemli üç unsur sizce nedir?

Ş. Eser: Bizim farkımız hikayesi olan, özel anlar içeren seyahatler kurgulamamız. Sadece bir rota sunmuyoruz, dostlukların kurulduğu, kalıcı bağların oluştuğu deneyimler yaratıyoruz. Öyle ki 15 yıldır turlarımızda tanışıp hâlâ birlikte gezen misafirlerimiz var. Sacred7 aslında ‘hayat boyu süren yol arkadaşlıklarının’ markası oldu.

HELLO!: Tüm seyahat programlarınız özel ve butik. Bir seyahatin ruhunu nasıl belirliyorsunuz? İnsanlara ne yaşatmak istiyorsunuz?

Ş. Eser: Bir seyahatin ruhunu masa başında değil, bizzat sahada deneyimleyerek belirliyoruz. Kendi yolculuklarımızda bizi etkileyen anları programa katıyor, ardından konusunda uzman ekibimiz ve güçlü rehberlerimizle her ayrıntıyı, her dakikayı ilmek ilmek dokuyoruz. Misafirlerimizin sadece mekanları görmesini değil, yereli hissetmesini istiyoruz. Bölgenin tatlarını denemelerini, sokaklarında yankılanan müzikleri duymalarını, yerel insanlarla sohbet edip onların hayatına dokunmalarını çok önemsiyoruz. Böylece ortaya ruhuyla, kültürüyle, dostluklarıyla unutulmaz bir yolculuk çıkıyor.

HELLO!: Seyahatseverlere dünyayı gezerken ‘özgün’ deneyimler konusunda neler öneriyorsunuz?

A. Kaynarcalı: Mutlaka konusunda uzman ekiplerden danışmanlık almalarını, onların hazırladığı programları tercih etmelerini öneririm. Sacred7’in en büyük gücü, dünyayı yaşamış, kültürlerin rengini içine sindirmiş ve uzmanlıklarını misafirlerimize sunarken her ayrıntıyı titizlikle dokuyan uzman ekibimizdir. Biz hiçbir zaman sadece masa başında hazırlanmış, copy-paste programlar sunmuyoruz. Her detayı sahada deneyimliyor ve özgünleştiriyoruz. Çünkü ‘özgün deneyim’ ancak bilgiyi, özeni ve sahici temasları birleştirdiğinizde ortaya çıkıyor.

HELLO!: Bugüne kadar organize ettiğiniz en unutulmaz tur hangisiydi? Şu ana kadar en gurur duyduğunuz kilometre taşı nedir?

Ş. Eser: Geçtiğimiz dönemde St. Petersburg’daki büyüleyici Hermitaj Müzesi’ni yalnızca grubumuza özel olarak gece açtırdık. İki kemancının tınıları eşliğinde Saffet Emre Tonguç’un büyüleyici anlatımıyla yaklaşık 100 misafirimizle unutulmaz bir gece yaşadık. O an, sanatın ve tarihin içinde adeta zamansız bir yolculuktu. Benzer bir ayrıcalığı bu yılbaşı gecesi Kahire’de Gem Müzesi’nde de misafirlerimize sunacağız. İşte tam da bu tür anlar, bize en büyük gururu ve ilhamı veriyor.

HELLO!: Hakikaten her iki müze de çok özel… Peki son 15 yılda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

A. Kaynarcalı: COVID-19 dönemi bizim için en zorlu süreçti. Seyahatin tamamen durduğu o günler, hem sektörümüz hem de bizler için çok büyük bir sınav oldu. Bir anda alışık olduğumuz yoğun tempodan sessizliğe geçmek kolay değildi. Ama bu süreç bize farklı bir dayanıklılık kazandırdı. Kendimizi ve markamızı yeniden gözden geçirme, yenilikler geliştirme, daha yaratıcı çözümler üretme fırsatı bulduk. Belki de en çok o dönemde öğrendiklerimiz, bugün daha güçlü ve daha kararlı olmamızın en önemli sebebi oldu.

HELLO!: Muhakkak olmuştur. O dönem hepimiz için zordu. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne söylemek istersiniz?

Ş. Eser: Öncelikle kadınların kendilerine inanmaları çok önemli. Yol boyunca zorluklar, önyargılar ve engeller mutlaka çıkacaktır ama tutku, azim ve kararlılıkla hepsinin üstesinden gelinebilir. Bize de bu yola çıkarken defalarca ‘olmaz’ denildi ama hayallerimize sahip çıktık ve vazgeçmedik. Her adımda cesaretle ilerlemek, imkansız görüneni mümkün kıldı. Kadın girişimcilerin cesareti, sadece kendi hayatlarını değil, toplumları ve dünyayı değiştirecek güce sahip.

HELLO!: Sizce geleceğin turizmi nasıl olacak?

A. Kaynarcalı: Geleceğin turizmi daha kişisel, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı olacak. İnsanlar artık yalnızca bir yere gitmek değil, özgün deneyimler yaşamak istiyor. Doğaya saygılı, yereli merkeze alan, küçük gruplarla yapılan özel turlar ön planda olacak. Sacred7’nin DNA’sı zaten bu yönde. Bu yüzden biz geleceğe hazırız...

HELLO!: Peki şimdi sırada ne var? Sacred7 Travel’ın geleceğini nasıl hayal ediyorsunuz? Sizi heyecanlandıran yeni projeler var mı yolda?

Ş. Eser: Sacred7 her zaman butik ve özel kalacak; bu, bizim en temel ilkemiz. Misafirlerimize her yolculukta yereli en sahici şekilde yaşatmaya, farklı kültürlerin kalbine dokundurmaya devam edeceğiz. Önümüzde bizi çok heyecanlandıran projeler var: Yılbaşında Kahire’de düzenlediğimiz özel programda, Grand Egyptian Museum’un (GEM) kapılarını sadece grubumuza özel olarak açacağı büyüleyici bir gece ziyareti olacak. Tarihin kalbinde bu gizemli atmosferde yeni yıla adım atmak, misafirlerimize sunacağımız eşsiz bir ayrıcalık olacak. Bunun yanı sıra Şubat 2026’da katılacağımız görkemli Venedik Karnavalı Balosu’nu iple çekiyoruz. Maskelerin, ihtişamlı kostümlerin ve Venedik’in büyülü atmosferinin içinde adeta zamanda yolculuk yapacağımız bir gezi olacak. Avrupa’nın masalsı Noel pazarlarına düzenlediğimiz özel geziler, yarı yıl tatilindeki büyüleyici Lapland yolculuklarımız, Moğolistan’daki Nadam Festivali’nin coşkusu, Udaipur’da maharajaların saraylarında kutlanan, renklerle dolu Holi Festivali’ne katılacağımız Hindistan gezimiz, Suudi Arabistan’ın çöl ortasında yer alan büyüleyici El-Ula deneyimi, Bhutan’da Thimphu Festivali’ne katılımımız, Halong Bay Körfezi’nde gemiyle keşif turlarımız ve doğa harikalarıyla İzlanda maceramız... Hepsi, misafirlerimize dünyanın dört bir yanında unutulmaz deneyimler yaşatmak için hazırladığımız dopdolu ajandamızda yer alıyor.

HELLO!: Hepsi çok heyecan verici… 15 yıl önce bugünü hayal ediyor muydunuz? Başarılı olma kriterleriniz neler?

A. Kaynarcalı: Başlangıçta hayal kurmuştuk ve kendimize inanıyorduk. Ama bugün geldiğimiz noktada bu hayalin gerçeğe dönüşmüş olmasını görmek çok gurur verici. Bizim için başarı, sadece büyümek değil; misafirlerimizin mutluluğu, bize duydukları güven ve tekrar tekrar bizimle yola çıkmaları. Gerçek başarı bu...

HELLO!: Son olarak hayat felsefeniz nedir? Hayatı nasıl yaşamayı tercih ediyorsunuz?

Ş. Eser: Hayatı bir yolculuk olarak görüyorum. Her yeni gün bir keşif, her yeni deneyim bir öğrenme... İnsanlarla bağ kurmak, dünyayı anlamak ve paylaşmak bana ilham veriyor. Anı dolu dolu yaşamak, tutkuyla çalışmak ve güzellikleri çoğaltmak en temel felsefem…

A. Kaynarcalı: Seyahat etmeyi bir yaşam biçimi olarak görüyorum; her yeni yolculuk, bana dünyanın farklı renklerini ve insan hikayelerini tanıma fırsatı veriyor. İnsanlarla kurduğum bağlar, her kültürde aynı sıcaklığın ve samimiyetin var olduğunu hatırlatıyor. Sanat eserlerinden aldığım ilham, iç dünyamı zenginleştirirken; ailem, beni hayatta en çok köklendiren güç oluyor. Hayatımın özü; keşfetmek, sevmek ve paylaşmak üzerine kurulu...

ŞEBNEM ESER KISA KISA

En sevdiğiniz şehir?

Kesinlikle Viyana... Adeta ruhuma dokunan bir melodi gibi…

• Bir günlüğüne her şeyi bırakıp gitmek isteseniz, nereye gidersiniz?

Daima Mardin. Taş duvarlarının arasında saklı dinginliğiyle ruhuma dokunuyor.

• Sizce insanlar dünyada nereyi muhakkak görmeli?

Afrika derim. Afrika, yaşamın en saf, en gerçek yüzü...

• En çok gitmek istediğiniz ama hâlâ gitmediğiniz yer?

Japonya, hayallerimin ülkesi… Güzel bir grup ile bu yıl Koyo zamanı gidiyorum, deneyimlerimi Instagram hesabımda paylaşacağım.

• Turda olmazsa olmazınız?

İlham verici sohbetler, dostluklar…

• Valizinize ilk koyduğunuz şey?

Defterim, kalemim ve mutlaka rahat bir ayakkabı... Hem not almadan hem de uzun yürüyüşler yapmadan yolculuğum eksik kalır.

• Bu 15 yılı özetleyen iki–üç kelime?

Cesaret, emek, dostluk…

AYŞE KAYNARCALI KISA KISA

• En sevdiğiniz şehir?

Benim için Roma. Her daim ilham veren, keşfetmekle bitmeyen bir şehir.

• Bir günlüğüne her şeyi bırakıp gitmek isteseniz, nereye gidersiniz?

Ben Kapadokya’ya giderdim. Hem yakın hem de masalsı bir kaçış noktası…

• Sizce insanlar dünyada nereyi muhakkak görmeli?

Paris, mutlaka görülmeli. Bu şehir sanatın, kültürün ve zarafetin hiç sönmeyen merkezi bence.

• En çok gitmek istediğiniz ama hâlâ gitmediğiniz yer?

İzlanda. Doğanın saf büyüsü bu yıl artık beni çağırıyor.

• Turda olmazsa olmazınız?

Sevdiğim bir oda arkadaşım ve güne başlarken sabah kahvesi ritüelim.

• Valizinize ilk koyduğunuz şey?

Kameram, şarj aletlerim ve kahve mug’ım... Anıları kaydetmek ve küçük keyiflerimden vazgeçmemek için.

• Bu 15 yılı özetleyen iki–üç kelime?

Vizyon, kararlılık, deneyim…

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo