Salisbury Ovası ve bitmeyen efsaneleri
Genel
1 dk okunma süresi
All About History

Salisbury Ovası ve bitmeyen efsaneleri

Stonehenge’in gölgesinde kalan Salisbury Ovası, yalnızca neolitik taşlarla değil; kayıp köyler, asırlık hayalet efsaneleri ve ürpertici tarihsel anlatılarla da dikkat çekiyor. Imber’dan Salisbury Katedrali’ne uzanan bu gizemli coğrafya, geçmişin hâlâ fısıldandığı nadir yerlerden biri.

Yazan: Rosie Cranie-Higgs, Alice Pattillo & Kate Puttick

M.Ö. 2500 civarında inşa edilen gizemli ve devasa neolitik taş çemberi Stonehenge, Salisbury Ovası’nın şüphesiz en büyük çekim merkezi. Ancak bu toprakların sunduğu tek özel yer orası değil. Örneğin, kayıp köy Imber’a bir bakalım... 1943 yılında, Normandiya Çıkarması hazırlıkları sırasında askerlere alan açmak amacıyla kalıcı olarak boşaltılan bu köyde, geceleri eski birahanenin etrafında kahkahalar ve sohbetler yankılanıyor, odun ateşinin kokusu ve sıcaklığı havada geziniyor. Hatta köy boşaltıldıktan sonra kırık bir kalple yalnız ölen demirci Albert Nash’in çekiç ve örsünün sesini hâlâ duymak mümkün. Daha uzaklarda ise, 1770’lerde asılan ünlü “Uçan Haydut” Thomas Boulter, ova boyunca at üstünde hızla ilerleyip sislerin içine kayboluyor.

Salisbury Katedrali’nde ise, Lord Stourton’ın asıldığı ip bazen mezarının üzerinde beliriyor. Ne zaman bir Salisbury Piskoposu ölüm döşeğinde olsa (1911’de resmi olarak kaydedildiği üzere) beyaz, parlak albatros benzeri kuşlar, kanat çırpmadan katedralin üzerinde uçuyor ya da katedralin zirvesine tünüyor. Bunlar en korkunç işkencelere maruz kalmış hayaletler olmasa da Salisbury Ovası’nın tarihini keşfetmek istememize neden oldukları bir gerçek.

Konum: Wiltshire, Birleşik Krallık Zaman dilimi: UTC 0 Para birimi: İngiliz Sterlini

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo