Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
HELLO!

Sanat sevgisini işe dönüştüren Nazlı Tanrıverdi Sarıoğlu: "Başarılı olmak için olasılıkların farkına varmak gerekiyor"

İçeriği Paylaş

Her zaman sanatla iç içe olan Nazlı Tanrıverdi Sarıoğlu, kurucusu olduğu Kebel Interiors için yarattığı yeni koleksiyonu ile sürdürülebilir olmayı destekliyor. Çift yönlü işlev gören parçaların her biri kullanılabilir bir sanat eserine dönüşüyor. Sarıoğlu ile girişimci olmayı, hayallerini ve hedeflerini konuşuyoruz.

Röportaj: Büşra Nazlan Üregül

University of the Arts London’da iç mimari okuduktan sonra Metex ve aile şirketinde çalışan Nazlı Tanrıverdi Sarıoğlu, hiçbir zaman sanat sevgisinden vazgeçmemiş. Zaman içinde bu sevgi onu kendi markası Kebel Interiors’ı kurmaya itmiş.Y eni koleksiyonu ile çok yönlü bir kullanım alanı sağlayan Sarıoğlu ile başarı yolculuğunu, markasını ve hayallerini konuşuyoruz.

HELLO!: Sanat ve kültürden beslendiğini biliyorum. University of the Arts London’da iç mimari bölümünden mezunsun. Bir süre Metex’te ve aile şirketinde çalıştıktan sonra Kebel Interiors’ı kurmaya karar verdin. Markanın çıkış aşaması nasıldı senin için?

Nazlı Tanrıverdi Sarıoğlu: Öncelikle sevdiğim ve kendimi bildim bileli istediğim mesleği yapabiliyor olduğum için çok şanslı hissediyorum. Tasarıma dayalı bir marka oluşturma arzum hep vardı. Pandemi döneminde gerçekten beni neyin mutlu ettiğini ve ne yapmak istediğimi sorguladım. Bu süreci de markamı kurup geliştirmeye odaklanarak değerlendirdim. Aldığım eğitimin, birikimlerimin, duygularımın tasarımlarımda hayat bulmasını istedim. Olabildiğince fazla mekana dokunmayı hedefleyerek markamı hayalden gerçeğe dönüştürmeye başladım. Birçok sanatçıyla, üreticiyle fikir alışverişinde bulundum ve bir sürü deneme yanılma çalışmalarından sonra emin olduğum, içime en sinen parçalarla Kebel yolculuğuna koyuldum. Camı seviyorum; doğanın güzelliğini, ateşin yakıcılığını, nefesin gücünü yansıtıyor... Aynı zamanda da hassas, naif, kırılgan ve şeffaf bir malzeme. Ateş, kum ve nefesle doğadaki tüm renkleri, tüm ışıkları ve karakterinizi cam objelere yansıtabiliyorsunuz. Kebel’i kurma hikayem böyle başladı.

HELLO!: Markanı kurarken karşılaştığın zorluklar oldu mu? Bunlarla nasıl başa çıktın?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Oldu tabii hatta olmaya da devam ediyor. Pes etmeyi düşündüğüm anlar oldu. Ben çok mükemmeliyetçiyim, işimde de titizlikle çalışıyorum. İçime sinmeyen hiçbir şeyle yola devam etmiyorum. Bu da haliyle cam kısmında beni bir hayli zorluyor... Üretimde çalışabileceğim kişi sayısı bir elin parmakları kadar az. Kaliteli hammadde ve istediğin renklerde malzemeye de ulaşmak hiç kolay değil. Ben cam renk pigmentlerini yurtdışından getirtiyorum. Maalesef kaliteli renk pigmentlerinin Türkiye’de üretimi yok. Muadillerinde ya problem yaşıyorum ya da renk tonunu istediğim gibi bulamıyorum. Üretimin her aşamasında işimin başındayım; bu, beni çok heyecanlandırıyor. Herkes bir şeylerden etkilenir tabii ki... Ama çokça kopyalandığımızı da görüyoruz ki bu beni üzüyor.

HELLO!: Günümüzün en büyük sorunlarından biri hızlı tüketim. Sen de bir iç mimar olarak sürdürülebilir, kaliteli ve doğal malzemelerden faydalandığın harika bir marka kurdun. Yeni koleksiyonu görünce hayran olmuştum. Biraz detaylardan bahseder misin?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Çok teşekkür ederim. Fotoğrafları ilk görenlerden biri sensin ve senin güzel yorumların beni çok mutlu etti. Yeni koleksiyonumuzun adı ‘Candy Cane’, yakın arkadaşım Hazal Akgün’ün kurduğu HnyComb Studio ile güçlerimizi birleştirerek oluşturduk. İkimizin de vizyonunu, yaratıcılığını ve enerjisini bir araya getirerek eğlenceli bir koleksiyon ortaya çıkarttık. Dostluğumuzu objelerimize yansıttık. Heyecanlı, güçlü, neşeli, biraz çılgın, eskimeyecek, bitmeyecek bir dostluk... Bu koleksiyonun her parçasında bu iki kadının enerjisini hissedebileceksiniz; biz çok sevdik.

HELLO!: Koleksiyon özellikle çok yönlü kullanım sunan tasarımlardan oluşuyor. Bu da sürdürülebilirliğe fayda sağlıyor. Tek bir bardağın iki farklı kullanım alanı oluyor örneğin. Koleksiyon yaratım süreci ve ilhamların nelerdi?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: ‘Candy Cane’ koleksiyonunda biz herkese eğlenceli bir deneyim sunmayı hedefledik. Kutlamalara eşlik edecek parti ruhunu çok yönlü cam objelerle hayatlarınıza taşıyoruz. Çift taraflı kullanılabilen kadehler, pasta tabağının ters çevrildiğinde peynir tabağı olarak da kullanılabilmesi, üstü kocaman bir çanak olan objenin tersinin bir vazoya dönüşmesi... Estetik olarak da işlevsel olarak da en uzun süre geçerliliğini koruyabilecek objeler üretmeye yönelik çalıştık. Ben beğendiğim bir şeyi illa benim olsun diye değil, sevdiğim için benimle tamamlansın, benimle yaşasın diye isterim. Bir iç mimar ve tasarımcı olarak, yeni dünya düzeninde sürdürülebilir olmak en büyük sorumluluklarımızdan biri. Tüketim toplumu içinde yaşıyoruz. Yıllarca severek kullanacağımız anlamlı tasarım bir ürüne sahip olmaktansa; binlercesi üretilmiş ve daha da üretilip çöpe atılacağı kesin ürünlerin piyasada aşırı ilgi görmesi üzücü geliyor bana.

HELLO!: Dekorasyon anlamında takip ettiğiniz markalar ve tasarımcılar var mı?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Tarzını beğendiğim mobilya, aydınlatma ve tekstil markalarını mutlaka yakından takip ederim. Yenilikleri görmek için Salone del Mobile, Maison Object, Design Miami, Proposte gibi fuarlara fırsat buldukça gidiyorum. Ürün tasarımcısı/sanatçı olan Bethan Laura Wood’un renkleri kullanışına, yaratıcılığına bayılıyorum. Tasarladığı her şeyi çok ilham verici ve yenilikçi buluyorum. Patricia Urquiola’nın tasarım gücünü ve zamansızlığını çok beğeniyorum. Cam sanatçılarından Bernard Heesen’in işlerini çok seviyorum. Kelly Wearstler’ın tasarım anlayışı, yarattığı mekanlar, kendine özgün çok kuvvetli bir tarza sahip. Ayrıca Wearstler’ın sosyal medyayı çok iyi kullandığını düşünüyorum, düşünüyorum, çok severek takip ediyorum yeni projelerini. Alex Proba, Olafur Elliason, Martin Brudnizki, Pierre Yovanovitch, Yabu Pushelberg severek takip ettiklerimden.

HELLO!: Başarılı olmak için yolun başındayken kendine koyduğun hedefler nelerdi?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Başarılı olmak için çokça sabır gerekiyor. Başarı kolay bir yol değil; herkesin yoluna farklı farklı olumsuzluklar çıkabilir. Yolda karşımıza çıkanlardan işimize yarayanı cebimize koyup yaramayanı arkamıza atıp devam etmeliyiz. Çok da ideal bir başarı tarifi bilmiyorum ben. Sadece olasılıkların farkına varmak, sabırlı olmak, keşfetmeye açık olmak, sürekli olarak kendini geliştirmek, çok çalışmak ve inanç gerekiyor diyebilirim.

HELLO!: Türkiye’de kadınların iş hayatında eşit şekilde yer almaları için nelerin değişmesi ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorsun?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Son derece eğitimli olduğunu düşündüğümüz çevrelerde bile mesleğinin dışında evde de kadından çok şey bekleniyor. Yani kadın hem eş hem anne hem sosyal ilişkileri düzenleyen, herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışan kişi... Dolayısıyla bedenen de ruhen de yorulan kadınları görüyoruz. Her şeye rağmen son zamanlarda kadın girişimcilerin çoğaldığını izliyoruz. Sadece ülkemizde değil; dünyada da yönetimde, üretimde ne kadar çok kadın olursa evrenin daha yaşanacak bir yer olacağını düşünüyorum. Ülkemizde televizyon ve sosyal medyanın girmediği yer yok. Herkesin evinde, elinin altında küçük bir dünya var. Daha temiz bilgilere ulaşılabilmesi çok kıymeti. Televizyonda işlenen saçma sapan konular, programlar kadınları uyuşturuyor; düşünmemeye teşvik ediyor. Bu programlar yerine konacak çok sayıda bilgilendirici, eğlendirici, aynı zamanda da kadınların ufkunu açacak programlar yapılabilir. Kadınların üretebilmesi için fırsat verilip teşvik edilmeli. Ben bazen kasten yapılmadığını düşünüyorum.

HELLO!: Sence yeni dünya düzeninde bir markanın başarılı olması için ilk şart nedir?

N. Tanrıverdi Sarıoğlu: Tasarımcı, estetik kaygının yanı sıra işlevselliği de ciddiye almalı. Trendleri takip edip yine de zamansız olabilmeyi başarabilmeli... Sosyal medya kanallarını iyi kullanabilmek, çokça insana ulaşabilecek şekilde hitap edebilmek günümüzde çok önemli. Her şey hızla değişiyor, bu değişime ayak uyduran başarılı oluyor. Bunun için sabretmek, empati kurabilmek, pes etmemek ve sürekli kendini geliştirmek gerek.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo