
Sokaklarında Fado’nun susmadığı şehir: Lizbon
Yazı: Nalan Miri Sözer
Lizbon, yedi tepe üzerine kurulu, yokuşlardan süzülen tramvayları, ‘azulejo’ yani mavi-beyaz seramikler ile süslenmiş evleri, Atlantik’e bakan manzaralarıyla romantik ve nostaljik bir auraya sahip. Avrupa’nın en doğusundaki bu şehire adım attığınız andan itibaren, tarih, denizcilik mirası, müzik ve mimarinin birleşimi sayesinde Lizbon’un; hem geçmişi güçlü hem de çağdaş sanatla canlı bir Avrupa başkenti olduğunu derinden hissediyorsunuz.

18.yy’da yeniden inşa edilmiş
Lizbon, Avrupa’nın en eski başkentlerinden biri ve tarihi yaklaşık MÖ 1200’lere kadar uzanıyor. Şehir, Fenikeliler tarafından ticaret limanı olarak kurulmuş, Roma İmparatorluğu döneminde Olisipo adıyla önemli bir merkez haline gelmiş. 1755 yılında meydana gelen büyük Lizbon depremi, şehri neredeyse tamamen yıkmış. Ardından Başbakan Marquês de Pombal öncülüğünde şehir modern ve planlı bir şekilde yeniden inşa edilmiş. Bugünkü Baixa bölgesinin düzenli sokak yapısı da bu döneme dayanıyormuş.

Denizden nefes alıyor
Lizbon, Akdeniz ve Atlantik kültürlerinin kesişim noktasında yer alıyor. Portekiz’in denizci geçmişi Brezilya, Afrika ve Asya ile kurduğu bağları şehrin mutfağında, müziğinde ve günlük yaşamında kendini hissettiriyor. Şehrin tarihi mahalleleri kültürel kimliğini oluştururken, kalbi sayılan Praça do Comércio meydanında Tagus Nehri’ne karşı oturup manzarayı izlemek Lizbon’u anlamanın en keyifli yollarından biri. Dar sokaklarıyla ünlü Alfama’da kaybolmak ise onun ruhuna yaklaşmak demek. Akşam saatlerinde bir Fado ezgisi duyduğunuzda, Lizbon’un biraz hüzünlü ama bir o kadar da romantik tarafını da keşfediyorsunuz Fado dinlemeden dönmeyin.

Fado, Lizbon’un ruhu... Bir liman şehri olan Lizbon’un eski mahallelerinde 19. yy’da kadınların denizci sevgili ya da eşlerine duydukları derin özlem ve keder duygusunu anlatıyor. Söylenişi güçlü, duygusal ve içten olan Portekiz’in ruhunu anlatan hüzünlü ama zarif bir müzik. Özellikle kadınların söylemesi de fadonun ruhuna ayrı bir zarafet katıyor. Lizbon’da özgün ve unutulmaz bir fado deneyimi için canlı performans sunan birçok mekân var. Ancak Senhora do Fado ve O Faia hem köklü geçmişleri hem profesyonel fado sanatçıları hem de kaliteli Portekiz mutfağını deneyimlemek için ideal adresler arasında yer alıyor.

Sokaklar kendini yaşatıyor
Sabah saatlerinde Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürürken bir yanda tramvayların nostaljik sesi, diğer yanda taze kahve kokusu eşlik ediyor. Gün batımını Miradouro’larda izleyin, Alfama’da fadoyu dinleyin. Sintra’ya günübirlik gidin, Atlantik kıyısında Cascais’da bir gün geçirin, LX Factory’de alışveriş ve kahve keyfi yapın. Belém bölgesine geçtiğinizde görkemli Jerónimos Manastırı ve nehir kıyısındaki Belém Kulesi sizi karşılıyor olacak. Burada verilen küçük bir mola, yanında tarçın serpilmiş sıcacık bir pastel de nata ile unutulmaz hale geliyor. Özetle; Belém Kulesi, Jerónimos Manastırı, Praça do Comércio, São Jorge Kalesi, Santa Justa Asansörü ve LX Factory’i mutlaka görmelisiniz. Ayrıca meşhur sarı Tramvay 28 ile şehri gezmek başlı başına bir deneyim.

Yeniden gelmek istenilen şehir
Lizbon, ilk bakışta pastel tonlara boyanmış evleri, yokuşlu sokakları ve Atlantik’ten gelen hafif rüzgârıyla insanı sanki yıllardır orada yaşıyormuşçasına içine çekiyor. Dar sokaklarında yürürken, evlerin azulejo kaplı duvarlarına vuran gün batımı, iki insanın birbirine bakışındaki sıcaklık kadar yumuşak bir his yayıyor etrafa... Gün batımında bir “Miradouro”dan şehre baktığınızda, kırmızı kiremitli çatılar altın rengine bürünüyor. Lizbon tam da bu anlarda kalbinizde yer ediyor; sade, samimi ve zarif. İşte bu nedenle bir kez gidenin tekrar gitmek istediği şehirlerden biri olarak kalbinde yer ediyor.
Konaklama için merkezi ve en popüler yer, yürüyerek birçok yere ulaşabileceğiniz Baixa & Chiado bölgesi. Alfama dar sokakları ve fado kültürüyle otantik bir bölge. Bairro Alto gece hayatı sevenler için ideal.

Ne zaman gidilmeli?
Lizbon yılın büyük bölümünde ılıman bir iklime sahip. Nisan, Haziran, Eylül ve Ekim’de hava sıcak ama bunaltıcı değil, şehir ise canlı. En kalabalık dönem Temmuz–Ağustos ayları. Turist yoğunluğu artıyor, fiyatlar yükseliyor. En sakin dönem ise Kasım ve Şubat... Daha ekonomik ve sakin oluyor; ancak yağış ihtimali var. Haziran ayında düzenlenen Santo António Festivali de, şehrin en renkli dönemlerinden biri.

Lizbon lezzetleri
Saatlerce kuyruk beklemeye rağmen, meşhur Portekiz tatlısı Pastel de Nata’yı Belem bölgesinde 1837’den beri açık olan Pateis de Belem’de yemek muhteşem. Cervejaria Ramiro’da istridyeden istakoza, yengeçten kral karidese, kum midyesinden baby kalamara gerçek bir deniz ürünleri ziyafeti çekebilirsiniz.1956 yılından beri hizmet veren bu mekân deniz kabukluları cenneti olarak anılıyor. 1905’te açılmış Café A Brasileira ise yine ikonik bir mekân. Brezilya’ya göç etmiş eski bir Portekizli olan ve en büyük kahve üreticilerinden birinin kızıyla evlenen Adriano Telles tarafından kurulmuş. “A Brasileira”yı yazarlardan sanatçılara, avukatlardan doktorlara ve profesörlere kadar dönemin ünlülerinin buluştuğu bir yer haline getirmiş. Ayrıca 1910’da Cumhuriyet’in hayata geçirilmesinde rol alan devrimcilerin de buluşma noktası olmuş. Cumhuriyet sonrası dönemdeki özgürlük ve ayrıcalıklı konumu nedeniyle “A Brasileira”, Lizbon’un en ünlü kafelerinden biri haline gelmiş, edebiyat ve entelektüel elitlerin ilham kaynağı olmuş. Ünlü yazarları Fernando Pessoa’nın bu kafenin müdavimi olması sebebiyle de bronz heykelini kafenin önüne koymuşlar.
Lizbon’a nasıl gidilir?
İstanbul’dan direkt uçuşlarla yaklaşık 4,5 - 5 saatte Lizbon’a ulaşabilirsiniz. Şehre iniş noktası olan Humberto Delgado Havalimanı şehir merkezine oldukça yakın. (yaklaşık 7 km). Havalimanından merkeze ulaşım, metro (en ekonomik ve hızlı seçenek), aerobus, uber ve taksi ile mümkün. Avrupa içindeyseniz tren veya otobüsle de ulaşım mümkün. Özellikle Porto veya Madrid’den trenle geçiş oldukça keyifli.

Ezra Çetin - Tuba Çetin
Sürdürülebilir Teknoloji Tasarımcıları
En çok etkilendiğiniz tarihi bina, alan neresi?
Tuba: Lizbon’un tarihini hissetmek istiyorsanız mutlaka görmeniz gerekenler arasında Belém Bölgesi başta geliyor. Jerónimos Manastırı ve Belém Kulesi gibi 16. yy’dan kalma anıtlar muhteşem mimarisiyle Portekiz’in Altın Çağını yansıtıyor.
Ezra: Şehrin keşif ruhunu en derinden hissettiğin yer Padrão dos Descobrimentos (Deniz Kaşifleri Anıtı). Alfama’nın dar sokakları ve tepelik sokaklardaki renkli evler de ayrı bir tarihsellik kazandırıyor. Tam burada yavaşça yürüyüp, fado müziğinin hafif tınısı kulaklarında çınlarken tarihi hissediyorsun, gerçek Lizbon bu.
Eğlence ve canlı müzik deyince önerileriniz?
Tuba: Lizbon gece hayatı çok katmanlı ve eğlenceli. Lux Frágil, efsanevi elektronik müzik kulübü, üst terasında gün doğumuna dans edenler görmeniz olası. Pink Street yakınlarındaki MusicBox, canlı müzik ve DJ performanslarıyla enerjik bir gece.
Ezra: Daha “sakin ama kültürel” bir deneyim için özgün fado evleri harika. Geceyi gün doğumuna kadar uzatmak istiyorsanız burası tam yeri.
İyi yemek yenilebilecek üç unutulmaz restoran öneriniz?
Tuba: Lizbon’da gastronomi kültürü çok güçlü. Deneyimleyebileceğiniz en özel yerler: Michelin yıldızlı mutfağıyla Lizbon’un gastronomi sahnesinin zirvesi Belcanto bizim favori mekânımız. Belém’de ki Feitoria, yaratıcı modern Portekiz mutfağı sunuyor ve çok şık…
Ezra: Ayrıca Frade dos Mares gibi deniz mahsulleri uzmanı yerel restoranlar da nefis tatlar sunuyor.
Sanatı en yoğun hissettiğiniz yer?
Tuba: Lizbon’un sanatsal ruhu çok yönlü, Bairro Alto & Chiado sokakları sanat galerileri, butik tasarım mağazaları ve canlı grafiklerle dolu.
Ezra: LX Factory eski fabrika kompleksinde galeriler, sokak sanatı ve yaratıcı ajanslarla dolu üretken bir sanat alanı. Gündüz sokakta grafitiler, akşam kendi içsel ritmini bulan bir konser salonu… Burası sanatın yaşayan hali.
En keyifli ve karakterli kafeniz?
Tuba: Lizbon’un kahve kültürü güçlü ve çok çeşitli. Benim favorim The Folks Blue Street Specialty Coffee, Breakfast & Brunch
Ezra: Put it on Lisbon, kafe ve yaşam tarzı mekânı, yerel tasarım severlerin uğrak yeri. Güne geç başlamak isteyenler için ideal, kahveni yudumlarken şehrin ritmine karışıyorsun.
Lizbon’daki moda anlayışının sembolü olan markalar?
Tuba-Ezra: Lizbon’da klasik Avrupa şıklığı ile Portekiz’in yerel estetiği harmanlanıyor. Avenida da Liberdade etrafında Louis Vuitton, Gucci, Cartier gibi global lüks markalar yer alıyor. Moda burada sadece kıyafet değil, kültürün ve tarihsel zarafetin bir yansıması.
Alışveriş için tercih ettiğiniz yerler?
Tuba: Avenida da Liberdade şehrin “Şanzelize”si, lüks butiklerle dolu. Chiado Bölgesi bağımsız tasarım, sanat kitapları, el yapımı ürünler.
Ezra: LX Factory Pazarları, XL Market vintage, tasarım ürünler, sokak pazar atmosferi yaşatıyor. Centro Vasco da Gama ise modern alışveriş merkezi seçeneklerinden biri.
Mutlaka yapın, deneyin dedikleriniz...
Ezra: Fado deneyimi mutlaka yaşanmalı. Sokakta yürürken duvarlardan fado sesleri geliyor; bunu bir fado evinde yemekle birleştirmek unutulmaz. Dar sokaklar, sarı tramvay ve antik semtler… Film gibi deneyim yaşatıyor.
Tuba: Cascais veya Sintra’ya günübirlik kaçamak için Lizbon’un hemen dışında, masalsı saraylar ve sahil kasabaları bekliyor.

Cem Karakuş
Girişimci, Ajans sahibi
Fotoğraf çekmek için en iyi nokta neresi?
Silk Club terası
Mutlaka burada yemelisin dediğin yerler?
Cervejaria Ramiro, A Cevicheria, Nannarella dondurma, Belem’de Nata, Pharmacia, tarihi kafe A Brasileira, Manzaralı rooftop Park Bar
Partilemek için en iyi bar ya da kulüp?
LX Factory’dek kulüpler
Unutamadım, unutamayacağım dedin alan, ya da bina?
Cabo da roca Avrupa’nın en batı noktası, ve Casa Da Guia Cascais Atlantik okyansunun onlarca metreye ulaşan dalgalarını görebilirsin
En iyi kahve nerede içilir?
Fabrica Coffee Roasters
Uğramadan dönmeyin diyeceğiniz dükkân, mağaza ya da noktalar?
Time out 101 Market, Libraria Bertrand Kütüphanesi, Mosteiro Dos Jeronimos

Şeyla Ovadiya Karadeniz
Girişimci, Ginger Acarkent Ortağı
Yemeden, tatmadan dönmeyin diyeceğiniz lezzetler?
Belem tatlısı müthiş. Kabuklu deniz mahsulleri, Bacalhau (tuzlu morina balığı), Sardalya (özellikle ızgara), Ginjinha (vişne likörü), Vinho Verde, Porto şarabı
Sevdiğiniz oteller hangileridir?
Memmo Alfama, Bairro Alto Hotel, LX Boutique Hotel, Carmo Hotel / Largo do Carmo
Yüzülebilecek en güzel koy ve plajlar?
Praia da Princesa, Praia Grande, Arrabida yüzmek için harika. Lizbon’dan 35-40 km uzaklıkta
Lizbon’dan hediyelik neler alınmalı?
Azulejos (seramik çini süslemeler), Pastel de Nata kalıpları, Ginjinha, El yapımı mantar ürünleri, çünkü Portekiz mantar üretiminde dünya lideri. Sardalya temalı hediyelikler, nostalji seviyorsanız fado CD’leri
Mutlaka görülmeli dediğiniz müzeler?
Gulbenkian Müzesi, Berardo Müzesi, Jeronimo Müzesi, Marinha Müzesi, Azulejos Müzesi
En beğendiğiniz restoranlar?
Jncquoi Asia çok şık ve çok iyi Uzakdoğu yemekleri yapıyor. Bairro do Avillez’da çok güzel yemekler yersiniz. Ramiro deniz mahsulleri mabedi gibidir, her giden turist mutlaka buraya uğrar. Carvoerio de Palma, O Panças, Sea Me ve Luzboa diğer sevdiğim restoranlar.












