Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
HELLO!

Ukraynalı ünlü model ve 'it-girl': Viky Rader

‘Viky & The Kid’ blog’undan kreatif direktörlüğe uzanan kariyeri, dört çocuklu kalabalık ve mutlu ailesiyle tanınan; “az çoktur” felsefesiyle bilinen Ukraynalı model ve it-girl Viky Rader, samimiyet, estetik ve ilhamla örülü yaşamını Fethiye’nin büyüleyici atmosferine sahip XO Cape Arnna’da HELLO! Türkiye’ye anlattı.

Ukrayna’da başlayan yolculuğu onu Seul’den Şanghay ve Paris’e, oradan Münih’e taşıdı; kısa bir ziyaret sırasında hayatının aşkını bulup hızla yeni bir yaşama adım attı. Bugün Viky Rader, “Modadan çok stil” diyerek minimalizmi duygularla buluşturuyor; sade günlük stilini cesur mücevher hamleleriyle dengelerken ilhamını mimariden, seyahatlerden ve en çok da annelikten alıyor. Kariyerinde blog’la açılan kapı, kreatif direktör olarak markalarla kurduğu yeni iş birliklerine evriliyor. Münih’te yıllar içinde kurduğu ‘La Famiglia’ ekibi onun denge noktası. Paris’e duyduğu bağlılık sürerken, Japonya’nın taze enerjisi ve Türkiye’de, özellikle Fethiye’de yaşadığı sıcak deneyim, ilham haritasını genişletiyor.

Röportaj: Sinem Kın

Fotoğraf: Fırat Meriç

Styling: Ali Arısoy

Saç ve Makyaj: Valentina Pushkarenko

Video: Ziya Kino, Volkan Akkaya

Fotoğraf Asistanı: Burhan Canlı

Styling Asistanı: Gönül Soyçeri

Mekân için XO Cape Arnna’ya teşekkür ederiz.

HELLO!: Moda yolculuğunuz nasıl başladı? 17 yaşında Ukrayna’da bir güzellik yarışmasını kazanarak modelliğe adım attınız. Bize bu süreci anlatır mısınız?

Viky Rader: Artık bu kısmına çok fazla girmiyorum. Çok genç yaşta, Ukrayna’daki bazı yarışmalardan sonra Seul’de modelliğe başladım ama detaylarını pek hatırlamıyorum. Benim için asıl önemli olan, çok güçlü bir ajansla anlaşmam oldu. Bu sayede Asya ile Avrupa arasında çalışabilme fırsatı yakaladım. Modellik bana çok seyahat etme imkanı sundu. Güney Kore’den Şanghay’a, Pekin’den Paris’e, Dubai’den Almanya’ya kadar... Her yer bana yeni bir şey kattı.

HELLO!: Avrupa’ya dönüşünüz nasıl oldu? Münih’teki dönüşümünüz hakkında neler hissediyorsunuz?

V. Rader: Aslında sadece 10 günlüğüne bir arkadaşımı görmek ve yeni bir ajansla sözleşme imzalamak için Münih’e gitmiştim. Ama o kısa seyahatte gelecekteki eşim Klaus ile tanıştım ve hayatım tamamen değişti. Beş ay sonra evlendik.

HELLO!: Moda sizin için ne ifade ediyor?

V. Rader: Benim için moda tamamen duygularla ilgili. Hatta şunu söyleyebilirim: Modadan çok stili seviyorum. Moda tek bir kelimeyle anlatılamayacak kadar geniş bir kavram; ama stil kişinin kendine özgü olan bir şey. Bu da beni sanat okulu günlerime götürüyor; orada duyguları ve hayalleri somut bir şeye dönüştürmeyi öğrenmiştim.

HELLO!: ‘Viky & the Kid’ blog’unuz ne zaman başladı ve motivasyonunuz neydi?

V. Rader: 2015’te başladı. İlk oğlum Luca bir yaşındaydı. Instagram’a adım attığımda dijital dünyayı pek bilmiyordum. O zamanlar daha çok blog’lar ve YouTube vardı. Gerçek ilham kaynağım oğlumdu. İsim de bir çekimde çıktı; fotoğrafçı fotoğraflara bakarken “Neden Viky and the Kid olmasın?” dedi. Biz de markalaştırdık ama sonrasında ben daha çok kreatif direktör rolüne geçtikçe Viky Rader’e dönüştü. Yine de ‘Viky and the Kid’ gelecekteki projelerim için geri dönmek istediğim bir şey.

HELLO!: Sosyal medyada içerik üretirken en çok neye odaklanıyorsunuz? Samimiyet mi, estetik mi, yoksa trendler mi?

V. Rader: Her zaman içsel dürtülerime... Önceliğim samimiyet ve estetik, trendler en son sırada. Çünkü onları kovalamaya vaktim yok. Ama sezgilerimi dinleyerek hareket ettiğimde işler kendiliğinden ‘trend’ oluyor. Bunun sebebi de yıllardır modanın içinde olmam ve rüzgarın nereye eseceğini hissedebilmem.

HELLO!: Sizce sosyal medyanın moda ve influencer dünyasına en büyük katkısı ne oldu?

V. Rader: Son 10 yılda çok şey değişti. Sosyal medya insanları birbirine bağladı, yeni meslekler, fikirler, iş birlikleri yarattı. Tabii olumsuz yanları da var; ama bugün markalar ve pazarlama için oynadığı rol yadsınamaz.

HELLO!: Minimalizm ve “Az çoktur” yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

V. Rader: Minimalizmi çok seviyorum. “Az çoktur” benim için her zaman bir temel. Ama aynı zamanda denemeye de inanıyorum. Saf minimalizm sıkıcı olabilir; bence her gün iç sesini dinlemek ve kendine yeni şeyler deneme izni vermek gerek. Benim için mesele iki dünyayı dengelemek.

HELLO!: Gösterişli parçaları sade günlük aksesuarlarla nasıl dengeliyorsunuz? Mücevher ve stil felsefenizi nasıl tanımlarsınız?

V. Rader: Ben stilimi her zaman sade tutarım. Küçük yüzükler ve ince kolyeler gibi katmanlı parçalarla tamamlarım. Onlar evden çıkarken vazgeçilmez bir imza gibidir. Ama kıyafet basitse, mücevheri ön plana çıkararak cesur tercihler yapmayı da seviyorum. Mücevher benim için asla sonradan eklenen bir detay değil; ruh halimi ve kişiliğimi ifade etme biçimim.

HELLO!: Geçmişten ya da günümüzden size ilham veren bir stil ikonu var mı? En çok kimi hayranlıkla takip ediyorsunuz?

V. Rader: Farklı dönemlerden ilham alıyorum. Jackie Kennedy’nin zarafeti, Jane Birkin’in doğal çekiciliği, Cindy Crawford ve Julia Roberts’ın 90’lardaki ikonik enerjisi. Günümüzde ise Rosie Huntington-Whiteley, Hailey Bieber ve Alexa Chung’ı hayranlıkla takip ediyorum. Sessiz zarafeti asi bir dokunuşla dengeleyen kadınlar onlar.

HELLO!: Kadınlara kişisel tarzlarını oluşturma konusunda ne tavsiye edersiniz?

V. Rader: Kişisel stilinizi oluşturmak en çok sizi siz yapan şeyi anlamakla ilgili. Konfor ve stil yan yanadır. Bir görünümde rahat hissetmiyorsanız, o sizin tarzınız değildir. İsterse sıra dışı bir kombin olsun. Ama sizi siz gibi hissettiriyorsa işte o sizin stilinize uygundur. İlham her yerde! Mimaride, doğada, insanlarda, filmlerde, tarihte ve özellikle seyahatte.

HELLO!: Tasarımcı ve girişimci rollerinizi annelik ve aile hayatıyla nasıl dengeliyorsunuz?

V. Rader: Bence hâlâ öğreniyorum. Bazı günler sorunsuz akıyor, bazı günlerse hiç değil. İşte bu da dengenin bir parçası. Benim için önemli olan esnek ve uyumlu olmak; çünkü konfor alanından çıkmak cesur kararlar ve değişim getiriyor. Ekibimle rutinler ve planlamalarla organize olmaya çalışıyoruz. Çocuklarım da bu ritme uyum sağladı, birlikte pek çok deneyimi paylaşıyoruz. Ekstra desteğe ihtiyaç duyduğumda ise her zaman ailem yanımda.

HELLO!: Münih’teki hayatınız ve orada kurduğunuz ekiple ilgili neler paylaşmak istersiniz?

V. Rader: Münih beni dengede tutuyor. Yeni projeler yüzünden genellikle uzun süre Münih’te kalamıyorum ama orası yeniden şarj olduğum şehir. Ekibimi kurmam yaklaşık sekiz yıl sürdü. Şimdi gerçekten “Benim insanlarım” diyebiliyorum. Onlara “La Famiglia” diyorum; çünkü yaptığımız işin merkezinde saygı, güven ve destek var. Zorluklar bize kimin kalıp kimin gideceğini öğretti. Benim için en önemlisi aynı enerji ve vizyonu paylaşan insanlarla çalışmak.

HELLO!: Dört çocuk annesi olmak nasıl bir duygu? Sizi en çok hangi yönlerden değiştirdi?

V. Rader: Dördüncü bebeğimiz Allegra ile her şey değişti. Beni daha güçlü, daha esnek yaptı. Küçük anların kıymetini bilmeyi öğretti. Önceliklerimi belirlemeyi, sınırlar koymayı ve ailemi her şeyin üstünde tutmayı öğrendim. Dört çocuğumun büyümesini izlemek en büyük motivasyonum. Aynı anne babadan geliyorlar ama her biri farklı; bu da bana her gün yeni bir ilham veriyor.

HELLO!: Çocuklarınızdan neler öğreniyorsunuz? Onların size öğrettiği en değerli ders ne oldu?

V. Rader: Çok şey. Çocuklarınızdan gerçekten öğrenebilmek için onları dinlemeniz gerekir. Benimkiler bana dayanıklılığı, koşulsuz sevgiyi, zorluklarla güçlü bir şekilde yüzleşmeyi öğrettiler. Ama aynı zamanda eğlenmenin, ara vermenin ve bazen kaybolmanın da önemini... Çocuklar bu konuda çok saf.

HELLO!: Favori moda haftanız hangisi ve neden?

V. Rader: Her zaman Paris. Şehrin derinliği ve enerjisi hiçbir yerde yok. Stil duygusunun gerçekten canlandığı yer benim için Paris. Orada olmak, insanları, ritmi, hayatı ve modayı izlemek bana sonsuz ilham veriyor.

HELLO!: Moda ve kültür anlamında sizi en çok hangi ülke ve şehirler etkiliyor?

V. Rader: Asya beni çok etkiledi, özellikle modellik yıllarımda. Son dönemde Japonya’ya yaptığım seyahat bana yeni bir bakış açısı ve enerji verdi. Londra’yı da ayrı tutuyorum; metropol havası ve enerjisiyle ilham verirken, İngiliz kırsalının sakinliğiyle tezat oluşturuyor. Bu denge bana çok ilham veriyor.

HELLO!: Cilt bakımına çok meraklı olduğunuzu biliyorum. Bakım ritüelleriniz ve öncelikleriniz nedir?

V. Rader: Cilt bakımı yıllardır tutkum. Hep kaliteyi önceliklendirdim. Maskeler en büyük takıntım! Seyahate asla maskesiz çıkmam. Kore güzellik anlayışının etkisiyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim: İşe yarıyor. Serumlar, maskeler ve cildi içten parlatan patch’ler üzerine yoğunlaşıyorum. Enjeksiyonların pek hayranı değilim ama vücudun kendi gücünü kullanan plazma tedavileri gibi kolajeni uyaran ve gençleştiren işlemlere inanıyorum.

HELLO!: Sağlıklı yaşam tarzınız ve güzellik rutininizle paralel olarak özel bir diyet uyguluyor musunuz?

V. Rader: Benim için diyet ve sağlıklı yaşam tarzı çok farklı şeyler. Artık diyetlere inanmıyorum. Bedeniniz sizin tapınağınız, onu nasıl beslerseniz içinizde nasıl hissedeceğinizi ve dışarıda nasıl görüneceğinizi belirler. Ben sadelik ve netliği önceliklendiriyorum. Ağır soslar, baharatlar ya da kızartmalar yok. Öğünlerim genellikle balık, ördek ve sebzelerden oluşuyor. Çok et yemem, yediğimde organik olmasına dikkat ederim; çünkü demir eksikliğim var. Sağlıklı yaşamı kendiniz için sürdürmek ve neden yaptığınızı bilmek bence en önemlisi.

HELLO!: Modada favori marka ve tasarımcılarınız kimler?

V. Rader: O kadar çok ki… Alaïa, Bottega Veneta ve Chloé uzun zamandır bana ilham veren markalar. Kaybettiklerimizden Karl Lagerfeld ve Vivienne Westwood hâlâ ikonum. Yeni nesilden ise minimalizmiyle Khaite ve Toteme, sportifliğiyle Adanola, yalın ve kaliteli parçalarıyla The Row, sofistike tasarımlarıyla Loewe, keskin hatlarıyla Céline dikkatimi çekiyor. Basic parçalar için Uniqlo, zamansız lüks için Loro Piana’ya yöneliyorum.

HELLO!: Türk moda tasarımcıları ve Türk kadınlarının stili hakkında ne düşünüyorsunuz? Takip ettiğiniz Türk markaları var mı?

V. Rader: Birçok isim bana yeniydi ama kaliteyi ve kalıpları çok beğendim. Türk kadınlarının çok özel bir stil anlayışı var. Zarif, canlı, nazik ve dünyadaki gelişmelerle iç içe. Özellikle denim ve deri parçaları çok sevdim.

HELLO!: Türkiye’ye, özellikle bu çekim için Fethiye’ye gelmek nasıl hissettirdi? XO Cape Arnna’nın atmosferi hakkındaki izlenimlerinizi öğrenmek isteriz.

V. Rader: Türkiye’ye her gelişim çok güzel. Misafirperverlik, yemekler, çeşitlilik... Fethiye’ye ilk gelişimdi ve Bodrum ya da Kemer’den çok farklı bir havası vardı. Otel harikaydı; aile için sayısız aktivite ve imkan var. Çekim de profesyonel bir ekiple çok güzel organize edilmişti. Benim için unutulmaz bir deneyimdi.

HELLO!: Seyahat ederken mutlaka denediğiniz mutfaklar ya da favori yemekleriniz var mı?

V. Rader: İtalyan ve Japon mutfakları benim için vazgeçilmez. Japon mutfağı özellikle Asya’da ilham veriyor ama İtalyan yemekleri ‘La Famiglia’ gibi: Köklü, huzurlu ve kalbime yakın.

HELLO!: Gelecek için planlarınız neler? Markanızı büyütmek, yeni bir ‘label’ yaratmak, vakıf çalışmaları ya da dünya seyahatleri gibi projelerinizden bahseder misiniz?

V. Rader: Şu anda yeniden yapılanma sürecindeyiz ve güzellik alanına daha çok odaklanacağım için çok heyecanlıyım. Kreatif direktör rolümde daha fazla zaman geçirip markalarla özel iş birlikleri yapmak istiyorum. Henüz açıklayamayacağım birkaç proje var. Biri hayranı olduğum bir markayla, diğeri de bir güzellik doktoruyla. Ayrıca Koreli güzellik uzmanlarıyla daha fazla çalışmayı planlıyorum. Öte yandan en büyük oğlum ergenliğe giriyor, bu yüzden çocuklarımla kaliteli zaman geçirmek de önceliğim. Benim için her zaman nicelikten çok nitelik ve doğru dengeyi bulmak önemli.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo