
Yeni hayat
Prof. Dr. Nermin Tansuğ
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Yenidoğan Uzmanı
Aileye yeni katılacak her yeni bebeğin dünyaya geliş süreci kuşkusuz büyük ve heyecanlı bir bekleyiştir. Genellikle 37-42 hafta arasında geçen gebelik anne ve babalar için her saniyesiyle muazzam olan bir deneyimdir. Gebelik sürecinde annenin vücudunda birçok değişiklik olur. Kilo alırlar, doğum sonrasında bebeğini doyuracak memeleri büyür. Doğum sonrası her şey yolunda gittiğinde ailecek en geç 1-2 gün içinde evlerine dönerler.

Doğum sonrası ilk 40 günün önemi hem anne hem de bebek için nelerdir?
Doğumdan sonraki ilk altı hafta lohusalık dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde bebek ve anne birçok değişimle baş etmeye çalışır, hastalıklara karşı savunmasızdırlar. Bu nedenle daha özen gösterilmesi gerekir. Bu dönemde ortaya çıkan hastalıklar hem anne hem bebek açısından daha ağır yaşanabilir. İlk bir aylık dönem bebekler için çok önemli. Bu süre bebekler için adaptasyon dönemidir. Anne karnında tüm gereksinimleri anne tarafından sağlanan bebek, doğum sonrasında kendi solunumu ile kan oksijen karbondioksit düzeyini ayarlar, annesinin memesini emerek metabolik gereksinimlerini karşılar, boşaltım sistemi çalışarak beslenme sonucunda oluşan zararlı maddeleri vücudundan uzaklaştırır. İlk günlerde bu sistemleri tam olarak gelişmediğinden birçok sorun ile karşılaşabilirler. Yenidoğan bebeklerin bağışıklık sistemi tam gelişmemiştir. Çok kolay enfeksiyon kapabilirler. Ayrıca göbek bağı enfeksiyon ajanlarının girmesi için çok uygundur. Bazen emme problemleri olabilir. Kan şekeri düşebilir. Annede şeker hastalığı varsa, bebek gebelik haftasına göre düşük ağırlıkta doğmuş ise kan şekerinde düşüklük daha kolay gelişebilir. İlk günlerde sarılık ortaya çıkabilir. Yine anne bebek arasında Rh veya kan grup uyuşmazlığı varsa, ailede genetik geçişli kandaki eritrositlerin kolaylıkla yıkımına neden olan Akdeniz anemisi, herediter sferositoz gibi hastalığı varsa kandaki bilirubin hızla yükselerek beyin hasarına neden olabilir. Sarılık düzeyi bebek taburcu olduğu gün bakılır. Kontrollerde gerekirse tekrar bakılabilir. Özellikle sezaryen ile doğan bebeklerde akciğerlerinde fazla sıvı kaldığından solunum problemleri olabilir. Anne karnında kakasını yapmış ise solunum sıkıntısı gelişebilir. Yine kalıtsal geçişli olan bazı metabolik hastalıklar ilk hafta içinde gelişebilir. Fakat bu hastalıklara taburcu olurken alınan topuk kanında bakılır. Olumsuz bir sonuç olduğunda aile hekimi tarafından bildirilir.
Doğum sonrası anne de enfeksiyona açıktır. Çok kolaylıkla idrar yolu enfeksiyonu veya anne rahmi tam olarak iyileşemediğinden enfeksiyon gelişebilir. Veya memesini tam boşaltamadığından mastit olabilir. Hormonal değişikliklerden dolayı anne çok hassastır, kolaylıkla depresyon gelişebilir.
Yenidoğan bebeğin bakımında nelere dikkat edilmelidir?
Yenidoğan bebekler enfeksiyona açık olduklarından çok kalabalık ortamda bulunulmamalı, hasta kişiler ile temas edilmemelidir. Bebeğin odası her gün havalandırılmalı, güneş ışığı almalıdır. El temizliğine önem verilmeli, bebeğe dokunmadan önce eller yıkanmalıdır. Mutlaka anne sütü verilmelidir. Anne sütünde bebekleri enfeksiyona karşı koruyan antikorlar vardır. Özellikle kolostum denilen ilk ağız sütünde çok fazla antikor ve diğer koruyucu maddeler vardır. Bebeğe mama, şekerli su gibi maddeler verilmeden sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü dışında verilen her şey anne sütünden yararlanabilirliği azaltır. Aşılar bebeği enfeksiyona karşı korur. Mutlaka doğumdan itibaren aşıları yapılmalıdır. Ayrıca doğumda bebeklerin vücudunda K vitamini eksik olduğundan doğar doğmaz K vitamin yapılır. K vitamini bebeği kanamalara karşı korur. Sarılık ilk günlerde karşılaştığımız sorunlardandır. Taburcu olur iken bir kez bakılır. İlerleyen günlerde de yükselebileceğinden mutlaka kontrollere gidilmesi gerekir. Bebek eğer yeterli kaka ve idrarını yapıyor ise anne sütü yeterlidir. Kontrolde alması gereken ağırlık artışı varsa endişelenmemelidir. Bebeğin her ağlaması açlıktan değildir. İkinci haftadan sonra kolik sancıları olabilir. Annenin gaz yapıcı çiğ sebze, fazla çay, kahve tüketmemesi gerekir.
40 gün boyunca annenin bedeninde yaşanan değişimler nelerdir?
Doğumdan sonra anne vücudunda da birçok değişiklikler olur. Doğumdan sonraki 40 gün boyunca anneler, hamileliklerinde meydana gelen fiziksel ve duygusal değişimlerin büyük bir kısmı hamilelik öncesine döner. Bu değişimlerin tümüyle eskiye dönmesi bir yılı bulabilir. Bu süreçte birtakım ağrılar, rahimde kasılmalar, duygu durum bozuklukları olabilir. Doğum sonrası kanama ilk olarak akışkan ve parlak kırmızı renkte başlayıp gün geçtikçe azalarak 6 hafta sonunda biter. Doğum sonrasında göbek hizasında hissedilen rahim yaklaşık 4-6 hafta içerisinde normal boyutlarına döner. Rahmin ritmik kasılmalarla toparlanmasını bazı annelerde emzirme sırasında ve sonrasında ağrıya neden olabilir. Gebelikte artan östrojen hormonu ciltteki pigmentinde artmasına neden olur. Böylece göğüs ucunda koyulaşma ve yüz bölgesinde hamilelik maskesi olarak bilinen koyu lekeler görülebilir. Yüzdeki lekeler genellikle doğumdan birkaç ay sonra kendiliğinden geçer. Gebelikte depolanan sıvının, ödemlerin atılması ve hormonal değişiklikler nedeni ile özellikle emzirme esnasında ve geceleri yoğun terleme olabilir. Doğumdan sonraki 2-6 ayda yoğun saç dökülmeleri de görülebilir. Hamilelik boyunca yüksek östrojen hormonunun doğum sonrası azalmasıyla birlikte saçlar dökülebilir. Hormon düzeylerinin eskiye dönmesi ile düzelir, kalıcı değildir. Doğum sonrası süt yaptırıcı prolaktin hormondaki artış nedeni ile memeler büyür, sütle dolar. Yaklaşık 2-3. gün özellikle süt yapımı artar. Eğer bebek doğru emzirilmez, memeler tamamen boşalmaz ise hem süt yapımı azalır hem de annede meme başı çatlakları, mastit gelişebilir.

Hormonal ve ruhsal değişimler anne ve bebek ilişkisini nasıl etkiler?
Anne ve bebek arasındaki birliktelik gebelik döneminde anne karnındaki bebeğin hareketleri ile başlayıp gittikçe artar ve doğumdan sonra doruğa çıkar. Doğumdan hemen sonra anne bebeğini görür görmez çok özel duygular yaşar. Babanın da yanlarında olması ve bu duygusal anı paylaşması, etkileşimi daha da hızlandırır. Doğumdan sonra erken dönemde anne ve bebeğin bir arada kalması, anne ve yenidoğan ilişkisinin erken dönemde başlamasında faydalı olur. Bebeği emzirilmesi için kucaklanması, ten temasının sağlanması, annenin sıcak sesi, konuşması, göz temasının sağlanması bu ilişkiyi olumlu etkiler. Anne kaygılı ve özgüveni yoksa bebek bunu kolaylıkla fark eder, huzursuz olur ve ağlar. Bebeğin sık ağlaması annenin kaygısını daha fazla artırır. Bu dönemde annenin yanındaki büyükler ve babanın destekleyici tavırları ve konuşmaları anneyi yüreklendirir. Anne hormonal değişiklikler, uykusuzluk, normal yaşantısının, konforunun değişmesi nedeni ile çok hassastır. Bu nedenle annenin desteklenmesi çok önemlidir.
Unutmayalım ki; ileriki dönemlerde çocukların kişiliklerinin ruhsal yönden olumlu ya da olumsuz gelişmesi, büyük ölçüde anne ve babaların ilk günlerdeki tutumları ve bebekleri ile aralarındaki ilişkilere bağlıdır.
Doğum sonrası depresyonun önüne nasıl geçilir, etkisi nasıl azaltılır?
Anne vücudunda hormonal değişiklikleri yaşarken, sütünün gelmesi, memelerinin dolması, kanamalarının devam etmesi, zaman zaman karın ağrılarının olması, bu sırada bebeği sık emzirme zorunda kalması, uykusuzluk, sütünün bebeğinin beslenmesi için yetip yetmediği kaygıları, bebeğin ağlamaları, bebekte gaza neden olabilen bazı sevdiği yiyecekleri yiyememesi, eskisi gibi sık kahve ve çay içememesi annenin hayatında, yaşam kalitesinde çok büyük değişikliklere neden olur. Bir de evde yardımcı olmaya çalışan kişilerin bebeğin her ağlayışında anneye sütünün olup olamadığı soruları anneyi altüst edebilir. Anne doğum öncesi bu sürece hazırlanmadı ise gelişen kaygı ve stres ile baş etmekte zorlanabilir, doğum sonrası depresyona girebilir.
Öncelikle anne-babanın, evde anneye yardım edecek kişilerin doğum sonrası sürece hazırlanmaları, anneyi rahatlatmaları gerekir. Anne yaşadığı bu değişikliklerin her lohusada olduğunu, geçici olduğunu bilmelilerdir. Annenin bebeğin doğum sonrası sık emzirilmesinin sütünün daha erken ve yeterli geleceğini bilmesi ilk günlerdeki uykusuzluk dönemini daha rahat atlatmasını sağlar. Bebeğin uyuduğu dönemlerde anneyi rahatlatarak onun da uyumasının sağlanması hem anne sütünü artırır hem de anne dinlendiğinden daha az kaygılı olur.
Anne ve babaya gebelikte doğum ve bebek bakımı ile ilgili eğitiminin verilmesi, doğum sonrası hastanede doğru emzirmenin sağlanması annenin daha özgüvenli olması, sorunları ile başa çıkmasını sağlar. Unutmayalım ki bu dönem geçicidir. Kucağınızdaki bebeğiniz size verilen en büyük hediyedir.
Bebeğin uyuduğu saatlerde anneyi rahatlatarak onun da uyumasının sağlanması, hem anne sütünü artırır hem de anne dinlenmiş olacağı için kaygısı azalır.
Benzer Haberler

Kalabalık iftar davetlerinde bebeğin konforunu nasıl sağlarız?

Emzirme sürecindeki yanlış bilgiler anne kaygısını artırıyor olabilir mi?

Çocuğumun yürüyüşü normal mi? İlk adımlarda dikkat edilmesi gerekenler









