Haber kapak görseli
Genel
5 dk okunma süresi
HELLO!

Yeni koleksiyonu 'Yaşama Sevinci' ile Zeynep Erol içsel benliğimize ayna tutuyor

Zeynep Erol, yaşamın izlerini ve insanın kendisiyle kurduğu içsel diyaloğu merkeze alan koleksiyonunda her biri tek üretilen 70 parça takıdan oluşan özel bir seçki sunuyor.

KEMAL ATILGAN

Özgün takı tasarımlarıyla tanınan Zeynep Erol, yaşamın yansımalarını ve insanın kendisiyle kurduğu diyaloğu merkeze alan yeni koleksiyon sergisi ‘Yaşama Sevinci’ ile her biri tek adet üretilmiş 70’i aşkın eşsiz takıdan oluşan özel bir seçki sunuyor. Koleksiyonda ayrıca bir de gümüş detaylı bronz heykel bulunuyor. ‘Yaşama Sevinci’, ismi gibi izleyicisini hayatın içsel ritmine davet ederek hayatın yansımalarının insanda bıraktığı etkisini yakalamak üzere bir koleksiyon sergisi.

HELLO!: ‘Yaşama Sevinci’ koleksiyonunun çıkış noktasında nasıl bir duygu vardı? Bu koleksiyonu yaratmakta sizi tetikleyen o ilk kıvılcım ne oldu?

Zeynep Erol: ‘Yaşama Sevinci’ sergim tepetaklak olmuş bu dünyada hayat neşemi kaybetmeden ama aynı zamanda da kendime karşı dürüst olmaktan vazgeçmeden hayatın her anının kıymetini bilerek yaşamak üzerine bir duruş. Burada hem dış etkenler hem de iç halim söz konusu elbette.

HELLO!: Koleksiyon, insanın kendisiyle kurduğu içsel diyaloğu merkeze alıyor. Günlük yaşamınızda bu içsel diyalog nasıl bir yer tutuyor ve bunu tasarımlarınıza nasıl yansıtıyorsunuz?

Z. Erol: Ben her an kendimle konuşan, çok fazla düşünen ve kendimle olan diyaloğumda ben merkezci olmadan hayatla birlikte dans etmeye çalışıyorum. İçsel diyalog, içsel hesaplaşmaları da beraberinde getiriyor, bir yandan deneyim ve tekamül süreçlerimize eşlik ediyor; aynı zamanda keşkeleri ve pişmanlıkları hatırlatıyor. Bu süreçte en çok ihtiyacımız olan kendimize şefkatli davranmak. Bence yaşam sevinci kendine şefkat duygusu ile kardeş.

HELLO!: Her biri tek adet üretilmiş 70’i aşkın takıdan oluşan bir seçki hazırlamak ciddi bir yaratım süreci gerektiriyor. Koleksiyonunuz ne kadar zamanda ortaya çıktı? Bu süreçte sizi en çok zorlayan ve en çok besleyen şey ne oldu?

Z. Erol: Bu sefer takılarımın hemen hemen hepsi tek adet üretim, bir adet de heykelim var. Benim genelde her sergimin son takısı, yeni sergimin ilk takısına işaret eder. Bu sefer de öyle oldu. Yaklaşık bir yıldır hazırlanıyorum ama çok keyifle geçen bir üretim yılı olduğunu söyleyebilirim.

HELLO!: Hangi malzemeleri kullandınız? Koleksiyonda yer alan bronz heykel de dikkat çekici bir unsur. Bu heykel tasarımın neresinde duruyor; bir tamamlayıcı mı, yoksa hikayenin ayrı bir anlatıcısı mı?

Z. Erol: Bu sefer ana malzemem aynalar ve elmaslar oldu. Aynalar hem yüzleştiğimiz hem de zaman zaman görmek istemediğimiz yönlerimizin en gerçekçi yansımaları. Gerçek ile hayal dünyasını birleştirmek çok keyifli oldu; tıpkı sağ ve sol beynin birlikte çalışması gibi. Elmas ise bu gerçekliğin yumuşatıcı öğesi, dengeleyici unsuru olarak sergimde yerini aldı. Yine 18 karat altın ve 950 ayar gümüş kullandım, heykelim ise sergimin ana kahramanı: ‘Lotus Kadın’. Her şartta kendini yenileyebilen, zarafeti ile su üstünde duran, çamurlu yerlerde dahi açabilen, güç ve güzellik, derinlik ve hafiflik arasında gidip gelen bir güzellik.

HELLO!: Bu koleksiyonda sizi en çok etkileyen parça hangisi oldu? Her koleksiyonunuzda sizin için özel olan parçalar var mı?

Z. Erol: En etkilendiğim parça değil de en etkilendiğim grup diyelim, 22 adet iğne ve kolye serisi var ki her biri iki boyutlu heykelcikler özelliğinde… Bunları tasarlarken çok eğlendim.

HELLO!: ‘Yaşama Sevinci’ adını nereden alıyor? Yıllardır özgün tarzınız ve el işçiliğinizle tanınıyorsunuz. ‘Yaşama Sevinci’ni önceki koleksiyonlarınızdan ayrılan yönü sizce nedir?

Zeynep Erol: Yaşama sevinci bir iç hesaplaşmasıdır. Her daim iyi kalmak imkansız. Hayat şartları bazen bizi çabucak düşürebiliyor ama hepimiz yaşama gayreti ve ümidiyle hemen toparlanıp kendimizi yükseltme çabası göstermiyor muyuz? Titreşimlerimizi yükseltmek için çeşitli öğelere başvuruyoruz; müzik, dans, çiçekler, doğanın güzellikleri veya çocuksu bazı aktiviteler gibi… Ya da çocuklukta çok mutlu olduğumuz anlar ve anıları hatırlamak gibi… İşte bu sergi bu anları ve anıları canlı tutmak üzerine.

HELLO!: ‘Ayna’, koleksiyonda önemli bir metafor. Sizin hayatınızdaki ‘ayna’ nedir? Kendinize bakma biçiminiz zaman içinde nasıl değişti?

Z. Erol: Ben ayna ile genellikle barışık olmuşumdur. İllüzyon yerine sahici halimin en derin yerlerine inmişimdir, tek zorluk bunu yaparken bazen kendime karşı çok acımasız olmamdır. Şefkat duygusunda nerede durduğumu çok sorguladığım dönemlerden sonra vardığım yer, kendime karşı daha çok şefkat göstermem gerektiği oldu. Bu sergi de bu ihtiyaçtan doğdu zaten.

HELLO!: Koleksiyonu ‘hayatın içsel ritmi’ ile ilişkilendiriyorsunuz. Bugün sizin içsel ritminiz nasıl? Bu ritmi nasıl koruyor ya da yeniden buluyorsunuz? İçsel yolculuğunuzun sizde bıraktığı en güçlü farkındalık ne oldu?

Z. Erol: En büyük farkındalık denge oldu açıkçası. Her zaman iyi veya her zaman düşük olamayız, hayatta her zaman toz pembe değil ama enseyi karartmaya da gerek yok; zira bu da hayatı çok fazla ciddiye almamız gerekliliğini beraberinde getiriyor. Ne çok fazla sorumluluk yüklen ne de boş vermiş ol... Denge ile dans en güzeli.

HELLO!: Yaratıcılık sürecinizde seyahatleriniz sizi nasıl besliyor ve etkiliyor?

Z. Erol: Bazı seyahatler direkt olarak etkiliyor ‘Kadim Mısır’, ‘Küçük Tibet’ veya ‘Şamanik Meksika’ koleksiyonlarım gibi. Ama esas kendi iç yolculuğumdur bütün sergilerime ve takılarıma derinlik ve anlam katan. ‘Neverland’, ‘Kafes İçinde Yolculuk’, ‘Yaşam Çiçeği’, ‘Aşk ve Takı Bedende Buluştu’ sergilerim bu saydıklarımdan bazıları.

HELLO!: Mücevher sanatını ilk öğrendiğiniz o günleri ve geldiğiniz noktayı düşününce, şu an bulunduğunuz konumun size neler öğrettiğini düşünüyorsunuz?

Z. Erol: Şu an geldiğim nokta, hayat serüvenimin doğal bir yansıması. Takılarım ve heykellerim yaşam yolculuğumun hep şahitleri olmuşlardır. Yıllardır bu yolculuğun sessiz tanıkları… Ne yaşıyorsam, hangi duygudan geçiyorsam, onu yaratıyorum sanki bir günlük tutarmışçasına. Ve bu seferki sergimde de günlüğümün şahidi aynalar oldu. Hem geçmişime hem bugünüme yeniden bakmama aracılık ettiler.

Sanatçı, yıllar içinde biriktirdiği farkındalıklarını, kayıpların kazanca dönüştüğü içsel bir yolculuğu ve insanın kendisiyle yüzleşme cesaretini bu koleksiyon aracılığıyla görünür kılıyor. ‘Yaşama Sevinci’, insanın varoluşsal çelişkilerine ayna tutarken aynı zamanda yaşamın kırılgan ama bir o kadar da umut dolu tarafını hatırlatıyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo