
Yeni neslin parlayan yıldızı: Özgü Kaya’nın global sahne yolculuğu
Röportaj: Büşra Nazlan Üregül
Fotoğrafçı & Yönetmen: Sinem Yazıcı
Görüntü Yönetmeni: Somnang Yann
Styling: Batuhan Çetin
Makyaj: Emine Küçük Tireli
Saç: Kazuto Shimomura
Fotoğraf Asistanı: Tuğcan Temizkan
Moda dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Victoria’s Secret Fashion Show, bu yıl da tüm göz kamaştırıcılığıyla New York’ta gerçekleşti. Dünyaca ünlü modellerin ve sanatçıların yer aldığı bu unutulmaz gecede Türkiye’yi temsil eden isim Özgü Kaya oldu. Kaya, Victoria’s Secret Türkiye’nin özel davetlisi olarak katıldığı bu gecede, güzelliği kadar içtenliği ve zarafetiyle de dikkat çekti. Sahne ışıkları altında sadece bir defile değil; kadınlığın farklı halleri, çeşitliliği ve özgüveni kutlanıyordu. Özgü Kaya da bu dönüşümün bir parçası olarak, “Artık güzellik bir görünüş değil, bir varoluş biçimi” sözleriyle yeni çağın ‘kadın gücü’ anlayışını vurguladı. Oyuncu, “O atmosferin bir parçası olmak sadece bir gurur değil, büyük bir ilhamdı” diyerek bu global deneyimin kariyerine kattığı motivasyonu da paylaştı.

HELLO!: Bu seneki Victoria’s Secret Fashion Show’u Türkiye’yi temsilen izleme şansı buldunuz. Victoria’s Secret Fashion Show’u canlı izlemek, ekrandan izlemeye kıyasla nasıl bir fark yarattı? Işıklardan müziğe kadar o atmosferi canlı yaşamak nasıl bir histi?
Özgü Kaya: Gerçekten tarif etmesi zor bir büyüydü. Ekrandan izlediğinizde bile etkileyici olan o ikonik şovu canlı yaşamak bambaşka bir deneyim. O devasa sahnenin enerjisi, ışıkların ritmi, müziğin kalbinizle aynı anda atması… Sanki o an sadece bir defile izlemiyorsunuz, bir ruhun dönüşüne tanıklık ediyorsunuz.
HELLO!: Dünyaca ünlü modeller ve sanatçılarla aynı atmosferde olmak nasıl bir duyguydu? Global sahnede dünyaca ünlü isimlerle bir aradayken gururlandığın bir an oldu mu?
Ö. Kaya: Her biri kendi alanında bir ikon ve onların enerjisini, profesyonelliğini yakından görmek beni çok motive etti. Global bir sahnede, o kadar güçlü kadın figürünün arasında Türkiye’den bir isim olarak yer almak benim için çok anlamlıydı. Gurur duyduğum an tam da oydu; çünkü o anda sadece kendimi değil, ülkemdeki tüm kadınları temsil ettiğimi hissettim. Kadınların hikayeleriyle, emeğiyle, duruşuyla dünyada yer bulduğunu görmek bana umut verdi. Dolayısıyla kendi gücümü ve potansiyelimi de keşfettiğim büyülü bir andı.
HELLO!: Adriana Lima, Candice Swanepoel, Lily Aldridge, Joan Smalls... Pek çok ismi yakından gördünüz. Favori meleğiniz var mı?
Ö. Kaya: Açıkçası Alessandra Ambrosio benim için hep büyüleyici. Sadece güzelliğiyle değil, sahneye taşıdığı enerjiyle de fark yaratıyor. Brezilyalı modellerin enerjisini çok seviyorum. O içten gelen yaşam tutkusu ve doğallık, podyumu bambaşka bir yere taşıyor. Alessandra, bu ruhun en güçlü temsilcilerinden biri. Adriana Lima ise bir başka güçlü aura. Sanki sahnede bir hikaye anlatıyor ve herkesi alıyor. Candice, Lily, Joan gibi isimler de aynı şekilde sadece fiziksel güzellikleriyle değil, taşıdıkları ruhla ışıldıyorlar. Benim için en etkileyici olan şey, bu kadınların sahnede bir duruş sergilemesi. Artık güzellik, yalnızca bir görünüş değil; bir varoluş biçimi. O kadınların enerjisinde, kendi gücünü hatırlatan bir şey var. İçten, gerçek ve çok ilham verici.
HELLO!: Şova hazırlık süreci nasıl geçti? Stilini oluştururken nelere dikkat ettiniz?
Ö. Kaya: Hazırlık süreci heyecanlı ama çok keyifliydi. Stilimi oluştururken hem kendimi güçlü hem zarif hissedeceğim bir denge aradım. Feminen ama modern dokularla, sade ama etkileyici bir görünüm istedim. Partideyse tamamen ışıl ışıl olmak istediğim bir görünüm hayal ettim.

HELLO!: Salih Balta imzalı lacivert bir elbise giydiniz, provalar ve tasarım süreci nasıl geçti? Elbisenin detayları, saç-makyaj uyumu veya genel ilham noktan neydi?
Ö. Kaya: Salih Balta, çalışması çok konforlu ve hayal ettiğim şeyin de ötesinde dokunuşlar yapan, vizyonuna güvendiğim bir tasarımcı. En baştan itibaren hedefimiz, hem modern hem de zamansız bir siluet yaratmaktı. Kumaşın rüzgarla dans eden formu, özgürlüğü ve dinamizmi temsil ediyordu. Koyu lacivert tonu ise yaptığımız çekimde şehir siluetiyle mükemmel bir kontrast oluşturdu. Saç ve makyajda da aynı dengeyi koruduk: Doğal ama gözlerde gücü hissettiğim bir etki. “Zarafetten gelen güç” mottomuzdu diyebilirim.
HELLO!: Victoria’s Secret, son yıllarda kadını sadece fiziksel güzelliğiyle değil; yaratıcılığı, özgüveni ve duruşuyla ön plana çıkarıyor. Bu kapsayıcılığı ve değişimi sen nasıl yorumluyorsun?
Ö. Kaya: Bu dönüşüm çok kıymetli. Artık güzellik sadece dış görünüşle değil; bir kadının kendini nasıl ifade ettiği, nasıl durduğu, neye inandığıyla da tanımlanıyor. Bu yeni dönem, kadınları tek bir kalıba sığdırmak yerine onların farklı hikayelerini, enerjilerini ve tarzlarını kutluyor. Ben de bu değişimi çok içten buluyorum; çünkü her kadının güzelliği kendine özgü. Cesur olmak, üretmek, ilham vermek… Bunların hepsi artık güzelliğin bir parçası. Artık güzellik bir kalıp değil; bir kadının kendini ifade etme biçimi.
HELLO!: Şovda seni en çok etkileyen an hangisiydi? Müzikal performanslardan, modellerin yürüyüşünden ya da sahne tasarımından seni en çok etkileyen detay neydi?
Ö. Kaya: En çok etkilendiğim an, müzikal performansın başladığı o saniyelerdi; ışıklar yavaşça değişirken modellerin sahneye çıkışı adeta bir sinema sahnesi gibiydi. Her şey o kadar uyumluydu ki; müzikle birlikte sahne nefes aldı sanki. O an, güzelliğin bir gösteri değil, bir duyguya dönüşebileceğini hissettim.
HELLO!: Defiledeki hangi koleksiyon veya görünüm seni en çok etkiledi?
Ö. Kaya: Lily Aldridge’in parıltılı kanatları beni çok etkiledi. Kanatların parıltısı ilk bakışta göz alıcıydı: Işığı her açıdan yansıtıyor, sahne ışıklarıyla birleşince adeta bir yıldız patlaması gibi parıldıyordu.
HELLO!: Bu yıl podyumda hamile bir modelin, farklı beden ve kimlikte modellerin yürüdüğünü gördük. Sen bizzat buna şahit olan birisi olarak neler hissettin? Kadınlığın farklı halleriyle kutlanmasını nasıl değerlendiriyorsun?
Ö. Kaya: Bence tam bir dönüm noktası. Çünkü bu, artık güzelliğin tek bir formdan ibaret olmadığını, kadınlığın her halinin kutlandığını gösteriyor. O an sahnede sadece bedenler değil, hikayeler yürüyor. Her bir kadın kendi gücünü, kırılganlığını ve varoluşunu sahneye taşıyor, oldukça ilham verici.
HELLO!: Victoria’s Secret’ın ‘kadının özgüvenini kutlayan’ yaklaşımıyla senin kendi yolculuğun arasında bir bağ kurabilir miyiz? Oyuncu olarak sahnede ya da kameranın önünde kendini güçlü hissettiğin bir anı bizimle paylaşır mısın?
Ö. Kaya: Oyunculuk da aslında aynı temele dayanıyor: Kendini olduğun gibi kabul etmek ve içindeki sesi sahneye taşımak. Ben kamera karşısında en güçlü halimi, bir karakterin kırılganlığını cesaretle gösterdiğim anlarda hissediyorum. Çünkü gerçek güç, kusursuzlukta değil; o duyguyu dürüstçe yaşayabilmekte gizli. Victoria’s Secret’ın bu yeni döneminde gördüğümüz şey de tam olarak bu; güzellik artık bir maskenin değil, bir özün yansıması.
HELLO!: Kariyerinin bu döneminde böyle global bir markayla aynı sahnede yer almak sana ne ifade ediyor? Bu deneyimden sonra seni motive eden yeni hedefler oluştu mu?
Ö. Kaya: Bu deneyim benim için gerçekten çok özel. Victoria’s Secret gibi global bir markayla yaptığımız yolculuk; hem kariyerimde bir dönüm noktası hem de emeklerimin uluslararası bir yansıması gibi. O atmosferin parçası olmak bana sadece gurur değil, büyük bir ilham da verdi. Artık sınırların kalktığı bir dünyada, kendimi daha cesur hedefler belirlerken buluyorum. Global projelerde yer almak, hikayemi daha geniş bir kitleyle paylaşmak ve ilham veren kadınların arasında olmak beni çok motive ediyor. Bu deneyim bana sınırların olmadığını hatırlattı; hayal ettiğin her şey doğru zamanda seni buluyor.

HELLO!: Türkiye’deki kadınlara, genç oyunculara Victoria’s Secret Fashion Show deneyiminden neler söylemek istersin?
Ö. Kaya: En çok söylemek istediğim şey şu olurdu: Kendi potansiyelinize, özgünlüğünüze inanın! Hiçbir hayal ulaşılmaz değil. Ben de oradayken bunu yeniden hissettim; doğru zamanda, doğru inançla her şey mümkün olabiliyor. Kadınlara ve genç oyunculara şunu söylemek isterim: Kim olduğunuzu başkalarının kalıplarıyla tanımlamayın. Gücünüz, özgünlüğünüzde gizli. Cesur olun; çünkü cesaret en güzel ışıltı.
HELLO!: Oyunculuk kariyerinde de çoğu zaman güçlü, duygusal derinliği olan karakterleri canlandırıyorsun. Bu karakterlerin, senin kendi kadınlık yolculuğuna katkısı oldu mu?
Ö. Kaya: Kesinlikle oldu. Her oynadığım karakter aslında benim iç dünyamın başka bir yansıması gibiydi. Canlandırdığım karakterlerin salt hikayesini değil, kendi iç sesimi de daha iyi duymayı öğrendim. Her rol, bana kadın olmanın ne kadar derin, katmanlı ve güçlü bir yolculuk olduğunu hatırlattı. O karakterlerin içsel yolculuğunda kendi duygularımla da yüzleştim. Bu yüzden her proje benim için bir oyunculuk deneyiminden çok daha fazlası, aynı zamanda kişisel bir farkındalık süreci.
HELLO!: ‘Güzellik’ artık tek bir kalıba sığmıyor. Senin için güzelliğin tanımı ne?
Ö. Kaya: Benim için güzellik, içten gelen bir enerji. Kendini olduğun gibi kabul etmek, ışığını başkalarıyla kıyaslamadan parlatmak. Gerçek güzellik; doğallıkta, samimiyette ve kendin olabilme cesaretinde saklı.
HELLO!: New York’a daha önce gittin mi? New York’a dair en sevdiğin şeyler neler?
Ö. Kaya: New York’a ilk kez gittim. Victoria’s Secret gibi global bir markanın şovunu izlemek ve Türkiye’yi temsil etmek, şehri benim için daha da anlamlı hale getirdi. New York’un enerjisi büyüleyici; ışıkları, temposu, o hiç bitmeyen hareketiyle insana yaşadığını hissettiriyor. İlk kez gittiğim bu şehir bana hem hayallerimi hem de emeğimin anlamını hatırlattı. Gerçekten hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim oldu.
HELLO!: Moda senin için ne ifade ediyor? Oyunculuğun kadar kişisel bir ifade biçimi mi, yoksa bir oyun alanı mı?
Ö. Kaya: Moda benim için kesinlikle bir ifade biçimi. Nasıl ki oyunculukta duygularımı karakterler üzerinden anlatıyorsam, modada da ruh halimi kıyafetlerle yansıtıyorum. Bazen güçlü, bazen sade, bazen özgür… Her seçimim aslında iç dünyamdan bir parça taşıyor. Aynı zamanda bir oyun alanı da... Çünkü moda, kendini yeniden keşfetmenin en eğlenceli yolu. Kuralsız, özgür ve tamamen sana ait.
HELLO!: Rol seçerken seni en çok ne etkiler? Senaryonun gücü mü, karakterin yolculuğu mu, yoksa yönetmenle kurduğun bağ mı?
Ö. Kaya: Bir sürü parametresi var. Benim için hepsi önemli. Senaryo güçlü olmalı en başta, okurken o dünyada var olmak için heyecanlanmalıyım. Ve sonrasında tabii karakterin yolculuğu… Bir karakterin değişimi, dönüşümü, yaşadığı içsel kırılmalar beni her zaman cezbediyor, kalbime dokunan bir yön bulmam gerekiyor. Yönetmenle kurulan bağ da çok belirleyici; çünkü güven olmadan duyguyu teslim edemezsiniz. En iyi işler, karşılıklı güvenin olduğu setlerde ortaya çıkıyor.
HELLO!: Oyunculukta ‘doğallık’ kavramı sıkça konuşuluyor. Sen bu doğallığı nasıl koruyorsun? Kamera karşısında içten kalabilmek için kendine hatırlattığın bir şey var mı?
Ö. Kaya: Benim için doğallık tamamen ‘anda kalabilmekle’ ilgili. Kamera karşısında geçmişi ya da bir sonraki sahneyi düşünmemeye, sadece o anın duygusunda var olmaya çalışıyorum. Karakterin ne hissettiğini gerçekten hissettiğimde, zaten doğallık kendiliğinden geliyor. Çünkü o anın içindeyken duygular en saf haliyle akıyor.
HELLO!: Son dönemde dijital platformlarda güçlü kadın karakterler ön planda. Böyle bir yapımda oynamayı düşünür müsün, hatta belki uluslararası bir projede yer almak?
Ö. Kaya: Kesinlikle isterim. Dijital platformlarda artık sınırlar yok; hikayeler evrensel, duygular ortak. Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu projeleri çok önemsiyorum; çünkü bu hikayeler sadece izleyiciye değil, oyuncuya da ilham veriyor. Uluslararası bir projede yer almak da hayalim. Farklı kültürlerin içinde, evrensel bir duyguyu anlatmak bence oyunculuğun en büyüleyici tarafı.
HELLO!: ‘Cennetin Çocukları’ nasıl gidiyor? Gönül karakteriyle benzer yanların var mı?
Ö. Kaya: Çok güzel gidiyor, izleyiciden gelen sevgi ve geri dönüşler beni çok motive ediyor. Gönül’ün insanları doktor olduğu için sadece bedenen değil, ruhen de şifalandırma arzusu çok saf. Doğasında var. En spesifik benzeşen yönümüz bu olabilir. Ben de spiritüel farkındalığa, şifalanmaya oldukça önem veren biriyim. Kendimde keşfettiğim güzel şeyler, farkındalıklar sevdiğim insanlara da olsun isterim.
HELLO!: Bir gün canlandırmak istediğin ‘hayalindeki karakter’ nasıl biri olurdu?
Ö. Kaya: Hayalimdeki karakter, herkese ilham olabilecek, hayatında zorlu eşikleri aşmış, güçlü bir kadın olurdu. Sadece kendi mücadelesini değil, içsel dönüşümünü de anlatan bir hikaye… Yani seyreden herkesin içinde bir şey uyandıran, “Ben de yapabilirim” dedirten bir karakter. Böyle bir rol, sadece bir oyunculuk deneyimi değil, insanlara kendi potansiyellerini hatırlatma fırsatı olurdu. Çünkü bazen bir hikaye, bir karakter, bir sahne bile insanın hayatına yön verebiliyor. Böyle bir vesileyle birçok insana dokunabileceğim bir proje ve karakter hayalim.
HELLO!: Kamera karşısına geçmeden önce yaptığın bir ritüelin var mı?
Ö. Kaya: Karakterin fiziki görünüm hazırlığı bittikten sonra kendi kendime kalacağım bir alan sanırım. Zaten benim için “Oyun” dendiği andan itibaren Özgü’yü sessize alıp canlandırdığım karakter ve an ön planda oluyor. O an setin kalabalığını dahi görmüyor ve karakterin dünyasına tamamen giriyorum.
HELLO!: Eğer oyuncu olmasaydın, hangi mesleği yapmak isterdin?
Ö. Kaya: Aslında çocukluğumdan beri okuduğum okullar ve aldığım eğitimler müzik üzerine. Ve yapmayı planladığım şey de oydu. Konservatuvardan sonra yolum oyunculukla kesişince kariyerimi bu yönde çizmeye karar verdim.
HELLO!: Kadınların birbirine ilham verdiği bir dönemdeyiz. Senin son dönemde en çok ilham aldığın kadın kim oldu?
Ö. Kaya: Öncelikle her zaman için ilham aldığım ikonik Audrey Hepburn... Onun zarafeti, sadeliği ve içtenliği bence her dönemi aşan bir boyut. Hepburn’deki o zamansız incelik, bana her zaman, “Güzel olmanın en zarif hali nezakettir” sözünü hatırlatıyor. Marion Cotillard yine genel olarak beğendiğim isimlerden. Kendi jenerasyonumdan isimlerse şu an aklıma gelen; oyunculukta Zendaya, Anya Taylor-Joy olabilir. Müzikte de son günlerde keşfettiğim Olivia Dean. Ama ilham sadece buradan gelmiyor tabii ki... Bazen bir sette çalışan ekip arkadaşımın emeği, bazen bir arkadaşımın hayata karşı direnci de bende aynı etkiyi yaratıyor. Gerçek ilham, her gün karşımıza çıkan kadınların hikayelerinde saklı.
HELLO!: Eğer kendi ‘kadın gücü manifestonu’ yazsaydın, ilk cümlesi ne olurdu?
Ö. Kaya: Kadın gücü, en sessiz anlarında bile kendini yeniden var edebilme cesaretidir. Çünkü bence güç, dışarıya gösterilen bir şey değil; insanın en zor anlarında bile içinden yeniden doğabilme yeteneğidir. Kadınlar hem şefkatin hem direncin taşıyıcısı. O yüzden bu manifesto, sadece mücadeleyle değil; zarafetle, sezgiyle ve içsel ışıkla güçlenmeyi anlatırdı.

Victoria’s Secret Fashion Show’u YouTube’dan izlemek için QR kodu okutun.
Benzer Haberler

Sanatı süs değil, tasarımın özü olarak gören bir zihin: Fahrettin Aykut

Milano–Cortina 2026: Spor, moda ve kültürün buluştuğu küresel sahne

Melis Sezen’in yeni projesi belli oldu: Mert Ramazan Demir’le aynı dizide









