
Yeşilçam’ın kalbi Cihangir: Tarih, lezzet ve sanatın buluşma noktası
Yazı: Rıca Sönmez
Kanuni Sultan Süleyman 1539’da oğulları Bayezid ve Cihangir’in sünnet düğününü 13 gün süren bir şenlikle kutlamış. Bu kutlamada hem halka hem de ağalara, beylere, paşalara, ulemalara ziyafetler verilmiş. Mesela paşa ve beylerin ziyafetinde sekiz çeşit pilav, zerde, mahmudiye, memuniye, reşidiye, kabak dolması, patlıcan dolması, tavuk çorbası, sütlü zerde, tavuk kebabı, güvercin kebabı, kaz kebabı, kuzu kebabı, ördek kebabı, bıldırcın kebabı, tavuk yahnisi, koyun yahnisi; ekmek olarak da çörek ikram edilmiş. Kanuni Sultan Süleyman, en sevdiği oğlu Cihangir hayatını kaybedince sarayının tam karşısındaki tepeye onun adına bir cami yaptırmıştır. İşte semt, adını bu camiden alır. Mimar Sinan camiyi bir manastır harabesinin üstüne inşa etmiştir. Sultan Süleyman, cami külliyesinden ezan sesi geldiğinde hem bir “Ah!” çekmiştir; hem de içi ferahlamış, bu hayrattan teselli bulmuştur. Yüzlerce yıl geçtikten sonra Muhteşem Yüzyıl adlı bir dizi çekilir ve dizinin birçok oyuncusu ya Cihangir’de oturup Topkapı Sarayı’na karşı manzaranın tadını çıkarır ya da Cihangir kafelerinde, lokantalarda dostlarıyla bir araya gelip keyif çatar. Hayatın cilvesi budur.
Orhan Pamuk, Cihangir Camii manzaralı evinin balkonunda aynı açıdan günde yaklaşık 70 fotoğraf çekmiştir. Toplam 8 bin 500 kareye ulaşan fotoğrafların bir kısmından oluşan seçki, “Balkon” adıyla bir kitaba dönüşmüştür:
“Beni fotoğraf çekmeye çağıran diğer duygu, balkonumdan ‘her şeyin’ gözüktüğü inancıydı. Cihangir Camii’nin hemen arkasındaki evimin balkonu çok geniş bir panoramaya, Boğaz’ın ve Haliç’in girişinin çok zengin bir manzarasına bakar. Gün boyunca yük gemileri, küçük kayıklar, Şehir Hatları vapurları, balıkçı tekneleri, uluslararası yolcu gemileri, yatlar, yelkenliler önümden geçer gider. Bu büyük faaliyet de, yıllar boyunca zaman zaman bana tıpkı bulut kümeleri ve ışık huzmeleri gibi bunu kaçırmadan kaydetmeliyim duygusu veriyordu...”

Eskiden de sinema çalışanlarının gözdesiydi
Bu semtte çok sayıda oyuncu, yönetmen, sanatçı, gazeteci, konsolosluk ve yabancı okul çalışanları, yöneticileri oturur. Bu, günümüze özgü bir durum değildir. Pera, geçmişten bu yana bu tür bir profile sahiptir. Yeşilçam’ın ünlü aktörlerinin, yönetmenlerinin, set çalışanlarının, prodüktörlerinin önemli bir kısmı burada otururdu. O zamanlar herkesin evinde telefon yoktu. Bir prodüksiyon görevlisi elinde “haber makbuzu” ile ertesi gün seti olanları kapı kapı dolaşır; oynayacakları rolü, set saatini ve yerini bildirir, imzalarını alırdı. Yeşilçam ya Erol Dernek sokaktan ya da AKM’den kalkan araçlar setlere dağılırdı. Burası dün Yeşilçam’ın bugün de sinema, televizyonun “yatakhanesi”dir.
Cihangir’in eski sakinleri
Cihangir 16’ncı yüzyılda şehrin dışı sayılırken zamanla bahçeli ahşap evlerin olduğu bir sayfiye yerine döner. 1915 yılındaki büyük yangın kavurup yok eder ahşap evleri. Bahçelerin ortadan kalktığı kâgir yapılar dönemi başlar. Semt sakinlerinin büyük bölümü Rumlar ve Musevilerdir. 1942’de Varlık Vergisi, 1946’da İsrail Devleti’nin kuruluşu, 1955’te 6-7 Eylül Olayları demografik yapının değişmesine neden olur. Geriye, bu şehirden başka yerde yaşayamayan birkaç gayri Müslim aileyle esnaf kalır. Ve tabii Cihangir, yeni sakinleriyle Beyoğlu’nun en havalı semti olur.
Tarih boyunca Cihangir’de Tophane-i Amire binasının çalışanları ve onlara tedarik sağlayanlar da buralarda konaklar ya da iş tutardı. O zamanların hatıraları sokak adlarında gizlidir. Tüfenkçi Salih Sokağı, Kasatura Sokak, Kamacı Ustası Sokak, Batarya Sokak, Matara Sokak gibi… Öte yandan Kemal Sunal Sokağı da vardır. Eski adı Güneşli Sokak’tır. Çöpçüler Kralı ve Kapıcılar Kralı filmleri bu sokakta çekildiği için yakın zamanda adı İBB Meclisi tarafından değiştirilmiştir. Münir Özkul Sokağı ve Münir Özkul İlköğretim Okulu da Cihangir’dedir. Münir Özkul’un 100’üncü yaşı anısına PTT iki adet hatıra pulu çıkardı aklınızda bulunsun. Pulları, Sıraselviler Caddesi’ndeki PTT’den temin edebilirsiniz. Madem “Münir Özkul” dedik; semtin sınır çizgisine gidelim: Çukurcuma Asri Turşucu, Neşeli Günler filminin çekildiği turşucudur. Münir Özkul’un “Limooooon” Adile Naşit’in “Sirkeeee” diye bağırdığı sahne burda çekilmiştir. Bardakta turşu ve turşu suyu içmek için uğrayabilirsiniz. Buraya kadar gelmişken biraz daha yürüyün, aynı cadde üzerinde eski adı Peri Çıkmazı olan sokak Adile Naşit Sokağı’nı göreceksiniz.
“Bu Cihangir çok bozuldu çook”
Herkesin ayrı bir Cihangir’i vardır. Bu Cihangir her nedense sürekli “bozulur” ve “değişir.” Sıklıkla semt sakinleri de değişir. Dizilerde kendine rol bulan genç oyuncular bu semtte ev bulur. Dizilerin ömrü kısa sürerse Cihangirlilik de biter.
Semtin sakinlerinin değişimini Cihangir esnafından Esat Ayhan’a soruyoruz:
“Uzun zamandır, yaklaşık 40-45 yıl olmuştur Cihangir’de ticaret yapıyoruz. Tüm ülkede olduğu gibi mahallemizde de değişim durmuyor. Ekonomik, siyasal ve sosyo kültürel anlamda her 10 yılda bir değişim, dönüşüm geçiriyor.”

Kedili kafeler
Burası bir kafeler, lokantalar semtidir. Smyrna, Kaktüs, Kahvedan, Kahve 6, Rose Marine, Journey, Cafe 21, Cafe 22, Geyik, Home Room, Firuz, Sur Balık, Meyhane Demeti, Kasabım Ethane, Jash İstanbul, Savoy Balık, Kardeşler Pide Salonu, Pürtelaş Ocakbaşı, 5. Kat, Emily’s, Kronotrop, Afil, Firuzağa Kahveleri ve daha niceleri…
Bilsak 5. Kat olarak açılıp, oyuncu Yasemin Alkaya’ya geçtikten sonra 5. Kat adıyla devam eden mekân Cihangir’in ilklerindendir. Burası şahane bir deniz ve şehir manzarasına sahip, son derece rafine lezzetlerle buluşabileceğiniz bir yerdir.
Cihangir’i kafeler semtine dönüştüren mekân Akarsu Caddesi’ndeki Smyrna’dır. Sahibesi Sibel bir bakkal dükkânını devralıp içini adeta bir eskici dükkânına çevirmiş yüzlerce obje, oyuncak, efemera malzemesiyle donatmıştı. Sonrasında birçok kafe açılmış, bir kısmı devredilmiş ismini koruyanlar ya da değişenler olmuştur. Smyrna’nın sonraki sahibesi Yeliz Hanım’dır. Semtin sakinlerine ve merak edip Cihangir’i görmeye gelenlere ev sahipliği yapar. Bazı akşamlar DJ’lerin müzik yaptığı özel partiler de olur.
Kahvedan, Rose Marine, Journey, Melow, Geyik, Cihangir Hayat Meyhanesi, Doğacıyız Antakya caddenin istikrarlı işletmelerindendir. Caddenin en yenisi Casius Antakya, hem bir kafe hem de Antakya’nın yöresel tatlarını bulabileceğiniz bir lokanta menüsüne sahiptir. Sur Balık’ın bir şubesi buradadır ve giriş katta bir Uzak Doğu lokantası vardır. Bu caddede dondurmacı ve bir hamburgerci de bulunur. Caddenin sonunda, Coşkun sokağın girişinde bulunan Cafe 21 istikrarlı bir kafedir. Hemen her zaman doludur ve mutlu müşterilere sahiptir. Akarsu’daki küçük yeri, caddenin sonunda büyük dükkânıyla Kahveci 9 geç saatlere kadar kahve severleri ve bilgisayarı başında online müşterilerini ağırlar. Geyik, caddeye taşan müşterileriyle iyi bir kokteyl barıdır. Coşkun sokaktan Roma Bahçesi’ne doğru yürürseniz şahane manzarasıyla Beltur tesisi Cihannüma’yı görürsünüz.
Bir semt ekosistemi olarak Cihangir Caddesi
Öyle bir cadde düşünün ki, kendi kendine yetiyor ve cadeden uzaklaşmadan bir keyif ve lezzet ekosistemi içinde yaşayabiliyorsunuz. Bu cadde Cihangir’in tam göbeğinde yer alır. Öyle ki parkı, otoparkı, kafeleri, ocakbaşısı, eczanesi, bakkalı, marketi, eve servis yapan “herşeycisi” ve kitapbevi-plakçısı (Opus) ile muhtaç olduğun keyifleri içinde barındırır. Caddeyi kesen sağlı sollu sokaklar ve merdivenli sokaklar birçok kediye ev sahipliği yapar ve İstanbul Boğazı manzarasına sahiptir.

Değişen Beyoğlu’nun tanığı Kaktüs Cafe
Kaktüs, İstanbul’a kafe kültürünü öğreten yerlerdendir. Kafe, daha önce İstiklal Caddesi İmam Adnan Sokak’ın girişindeydi. O sokak pavyonların olduğu bir sokaktı. Kaktüs’le beraber sokağın kaderi değişti. Önce Cadde-i Kebir Cafe, Leman Cafe ardından Palyaço ve Cambaz açıldı. İstiklal Caddesi’nde yaşanan kan kaybı ve müşterilerinin bir kısmının Cihangir kafelerine dağılmasıyla Kaktüs, Cihangir Caddesi’ne gelerek bu defa da buranın kaderini değiştirdi. Çok sayıda sanatçı ve mahalle sakini buranın müdavimidir. Ayrıca asma katı özel gün kutlamalarına açıktır. Bu asma kat gündüzleri sakin olur; öyle ki Teoman burayı ofis olarak kullanır. Toplantılarını burada yaptığı gibi Sayın Bay Rock Yıldızı romanının bir kısmını da burda yazmıştır. Sağlam bir kafe mutfağı, iyi kahveleri ve şahane müşterileri olan Kaktüs’te yer yoksa üzülmeyin; bu sokakta altı adet daha kedili kafe daha bulunmaktadır.
Kaktüs’ün hemen bitişiği Pürtelaş Ocakbaşı’dır. Nezih ve leziz kebap arzulayan nefsinizi burada köreltebilirsiniz. Adını mahalleden alır. Pürtelaş Hasan Efendi, Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camii’nin inşaatının kâtibidir. Bu camiyi Mimar Sinan yapmıştır. Ve dikkat! İnşaatında çalışanlar kölelerden biri, daha sonra dünya edebiyatını değiştirecek olan Don Kişot’un yazarı Cervantes’tir. Pürtelaş Hasan Efendi, çalışan işçi ve kölelerin günlük tayınlarını kaydederken Cervantes’i de deftere işlemiştir. Müdavimleri arasında çok sayıda sanatçı vardır. Vatanım Sensin, Kulüp ve Kızıl Goncalar’ın senaristi Necati Şahin’i sıklıkla burada bulabilirsiniz.
Kaktüs’ün karşı sırasındaki köşeyi bir zincir market, diğer köşeyi de Fames Cihangir tutmuştur. Burada tahıllı, kinoalı salatalar, pizzalar ve kahve çeşitleri bulabilirsiniz Caddenin müdavim meyhanesi Jash’da topik, tarama, midye pilaki, lakerda ile damaklarınızda İstanbul’u gezdirebilirsiniz. Cihangir ahalisinin damağı parlak sakinleri burada pırıl pırıl keyiflenirler.
Yirmiiki Cihangir de, pandeminin hemen öncesinde açılan mekanlardan. İyi bir mutfağı ve zengin bir kokteyl menüsü var ve komşusu HomeRoom gibi sanatçı dostu bir mekândır.
HomeRoom, tam bir mahalle kafesidir. Yan yana masalarda aynı anda bu saydığım kişileri görebilirsiniz. Yönetmenler; Orhan Oğuz, Başak Soysal, Cemal Şan; oyuncular Ahmet Mümtaz Taylan, Tülay Günal, Serhat Midyat; çizerler Tuncay Akgün, Kutlukhan Perker, Suat Özkan, Ramize Erer; yazarlar Seray Şahinler, Sinem Sal; gazeteciler Gürsel Göncü, Defne Akman ve Tuğrul Eryılmaz…
Sıraselviler Caddesi’ndeki Savoy Pastanesi dünden bugüne İstanbul pastaneciliğinin bir temsilcisidir. Semtin en eski işletmesidir. Yanında Sa Va Anatolian Breakfast, karşısında Otto Cafe ve Latife Meyhane, çaprazında Havesome Coffee’yi göreceksiniz.
Hemen her sokakta kahveci olmakla beraber, yakın zamanda semtte bir kahveciler bölgesi oluştu. Bakraç Sokak, Havyar Sokak ve Oba Sokak kesişerek bir dört yol ağzı ve meydan oluşturuyor. Buradaki kafelerin listesiyle yetinelim: Social Studio, Le Oba Coffee House, Pani Coffee, Muus Coffee, New York Bagel&Coffee, Santé, Book Bar, Tea Or Coffee, 1 Kahve, Cup’n Cakery.
Ve daha saymadığımız birçok kafe, lokanta, vegan dükkân, şarküteri, kahvaltı yeri, kebapçı ve tasarımcının olduğu Cihangir sokaklarına rastgele dalıp keşfedin. Nerede yorulursanız, kahve içebileceğiniz bir kafe bulacaksınız. Semti sevdiniz, yeni sakini mi olmak istiyorsunuz? Akarsu Caddesi’ndeki üç emlakçı size eşlik edecektir.












